“Müzakere şekillerinden memnun değiliz. Nükleer silahlara sahip olamazlar. İran’a saldırmak için ABD ordusunu kullanmayı hiç istemezdim, ama bazen mecbur kalıyorsunuz”. “İran’da büyük ölçekli saldırı operasyonlarına başladık”
ABD Başkanı Donald Trump [1]
Basra Körfezinde tarih hızlanmıştır. ABD ve İsrail, İran’a karşı savaş düğmesine basarak, İran hedeflerini vurmuştur.Donald Trump, ABD ve İsrail’in İslam rejimine karşı “büyük ve devam eden bir operasyon” olarak nitelendirdiği hava saldırıları başlatmasının ardından İranlıları hükümetlerini devirmeye çağırmıştır. Pentagon’un “Destansı Öfke Operasyonu” olarak adlandırdığı saldırının başlamasından kısa bir süre sonra İsrail, İran’dan kendi topraklarına doğru fırlatılan füzeleri tespit ettiğini açıklamıştır. [2] ABD’nin İran’ın füzelerini imha edeceğini ve füze endüstrisini yerle bir edeceğini söyleyen Trump, “Kısa bir süre önce, ABD ordusu İran’da büyük bir savaş operasyonu başlattı. Amacımız, İran rejiminin oluşturduğu acil tehditleri ortadan kaldırarak Amerikan halkını korumaktır. Bu terörist rejim asla nükleer silaha sahip olamaz. Tekrar ediyorum. Asla nükleer silaha sahip olamazlar. Onlar çok acımasız, korkunç insanlardan oluşan vahşi bir grup. Bu tehditkâr faaliyetler doğrudan ABD’yi, birliklerimizi, denizaşırı üslerimizi ve dünyanın dört bir yanındaki müttefiklerimizi tehlikeye atıyor. Donanmalarını tamamen yok edeceğiz. Amerikalılar hayatlarını kaybedebilir ve ABD kayıplar verebilir.” açıklamasında bulunmuştur. İran halkına seslenen Trump, “İşimiz bittiğinde, hükümetinizi devralın. Artık sizin olacak. Özgürlük vaktiniz yaklaştı. Bu, muhtemelen gelecek nesiller boyunca sahip olacağınız tek şans olacak” açıklamaları, asli hedefler içinde rejim değişikliği olduğunu açıkça ortaya koymuştur. [3]

İran’ın nükleer silaha sahip olmaması yönünde olduğunu vurgulayan Trump, “İran asla nükleer silaha sahip olamaz. Bu nedenle geçen haziranda düzenlenen ‘Gece Yarısı Çekici Operasyonu’ kapsamında Fordo, Natanz ve İsfahan’daki rejimin nükleer programını yok ettik.” demiştir. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise, İran’a karşı “önleyici saldırı” başlattıklarını açıklamıştır. [4]ABD Başkanı ayrıca, İran ile “tekrar tekrar anlaşmaya varmaya çalıştıklarını” ifade ederek, “Füzelerini imha edeceğiz ve füze sanayilerini yerle bir edeceğiz. Donanmalarını da yok edeceğiz. Tamamen yok edeceğiz,” ifadelerini kullanmıştır. “Bölgedeki ‘terörist’ vekil güçlerin artık bölgeyi veya dünyayı istikrarsızlaştıramamalarını sağlayacağız. Bu rejim çok yakında Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetleri’nin gücüne ve kudretine kimsenin meydan okumaması gerektiğini öğrenecek.” demiştir. [5] İsrail Savunma Kuvvetleri, İran’ın “füze yağmuruna” karşılık verdiğini ve bunları engellemek için çalıştıklarını söyledi. İsrail hava sahasını kapattı. İran’ın başkenti Tahran’da ve diğer birçok şehirde patlama sesleri duyuldu, gökyüzünde dumanlar yükseliyordu. İran hava sahasını kapattı. Trump, İran vatandaşlarına “Özgürlüğünüzün saati yaklaştı” diyerek, operasyon bittiğinde “hükümetinizi ele geçirin” çağrısında bulundu. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney Tahran’da değil ve güvenli bir yere nakledildi. [6] ABD-İsrail, İran’a yönelik saldırılarında, başkent Tahran başta olmak üzere İsfahan, Kum ve Kerec gibi kritik şehirler hedef alınırken, İran, saldırılara karşılık İsrail’e onlarca balistik füze ateşlemiştir. [7] İran’ın hedef aldığı bölgedeki ABD üsleri şöyle: Katar: Al Udeid Hava Üssü; Kuveyt: Al Salem Hava Üssü; BAE: Al Dhafra Hava Üssü; Bahreyn: ABD 5. Filo Üssü ve Ürdün: Muwaffaq es‑Salti Hava Üssü.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu operasyona ilişkin yaptığı ilk açıklamada, “ABD ve İsrail, İran rejiminden gelen varoluşsal tehdidi ortadan kaldırmak için operasyon başlattı.” demiştir. Netanyahu, “Operasyon, İran halkının kaderini kendi ellerine alması için şartları yaratacak.” diyen Netanyahu, İran’ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini ifade etmiştir.[8] Netanyahu ayrıca “Kısa bir süre önce İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri, İran’daki terörist rejimin oluşturduğu varoluşsal tehdidi ortadan kaldırmak için bir operasyona başladı” demiştir. Trump’a “tarihi liderliği” için teşekkür eden Netanyahu “47 yıldır Ayetullah rejimi ‘İsrail’e ölüm’, ‘Amerika’ya ölüm’ sloganları attı. Kanımızı döktüler, çok sayıda Amerikalıyı öldürdüler ve kendi halklarını katliamdan geçirdiler” açıklamasında bulunmuştur. [9]Netanyahu, başlattıkları operasyonun amacının “varoluşsal tehdidi ortadan kaldırmak” olduğunu ifade etmiştir. [10]İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşılık İsrail’e onlarca balistik füze ateşlemiştir. İran, hükümetinin İsrail’e karşı yüzlerce füze fırlatıldığını söylediği bir saldırıyla karşılık verdi. ABD’li yetkililer o dönemde, bu saldırıda ABD’nin İran füzelerini düşürmede İsrail’e yardım ettiğini belirtmişti. Tahran, “İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik düşmanca ve suç teşkil eden saldırıya karşılık olarak, İran İslam Cumhuriyeti’nin işgal altındaki topraklara yönelik ilk geniş çaplı füze ve insansız hava aracı saldırıları başladı” açıklamasında bulunmuştur. [11] Evet, savaş başladı ve İran’ın bölgedeki vekil güçleri ve diğer yetenekleri ile Körfez’deki ABD Üslerine saldırı yapması beklenebilir. Nitekim, İran, ABD-İsrail ortak askerî harekâtına misilleme olarak Bahreyn’deki ABD deniz üssüne balistik füzelerle saldırdı. İran füzeleri, ABD Donanması’nın Beşinci Filosu karargahını vurmuştur. Katar, toprakları üzerinde iki İran füzesini engellediğini bir Katarlı yetkili doğruladı. Bu arada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi’de patlamalar meydana geldiği, Ürdün ve Bahreyn’de ise sirenlerin çaldığı bildirilmiştir. [12] Bu gelişmeler, savaşın füzeler ve hava gücü arasında yeni taktik ve stratejik saldırılar ile uzun süreceğini ortaya koymaktadır. Ortak operasyonun amacı İran’ın ilk füze saldırısını etkisiz hale getirmek ve hava savunmasını zayıflatmaktır; Hizbullah’ın Lübnan’daki önceki saldırıları ise İsrail-ABD saldırısı öncesinde uyarı sistemlerini devre dışı bırakmayı hedeflemiştir. İran Dışişleri Bakanlığı, saldırganlarını “yaptıklarına pişman edeceklerini” belirterek, ABD üslerinin artık meşru hedefleri olduğunu sözlerine eklemiştir. ABD ve İsrail’in sabah saatlerinde ülkeye yönelik saldırısının ardından yaptığı ilk açıklamada bakanlık şunları söyledi: “Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin İran’a karşı yenilenen askeri saldırısı, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkelerinin ihlalidir… İran milleti, tırmanmayı önlemek ve bölgesel istikrarı korumak için her zaman sabır ve itidal göstermiştir.” Açıklaması ile savaşın genişleyebileceği mesajını vermiştir. [13] Savaşın Batı Asya/Orta Doğu bölgesinde daha da yayılmasından endişe edildiği için birçok ülkede hava sahası kapatıldı. İran’ın olası bir misillemesi için başlıca hedefler ABD veya İsrail askeri üsleri olabilir.

Savaş Öncesi Kritik Politik- Askeri Gelişmeler
Uluslararası toplum, ABD-İran arasında olası bir savaşın ayak sesleri şiddetlenirken, böyle bir çatışmanın artık kuvveden fiile çıkmasının arka planı tartışılmaktadır. Kritik zamanlama açısından büyük resime bakıldığında, ABD’nin bölgeye yaptığı büyük askeri yığınak, Venezuela operasyonu örneğinde olduğu üzere İran’a büyük ölçekli bir saldırı başlatması için adeta kum saati son kumlarını eritmektedir. Nitekim, Rusya, Çin, İngiltere, Japonya gibi Büyük Güçlerin bölgedeki vatandaşları ve diplomatik temsilcilerini geri çekmelerinin ardından, en son gelişme olarak, ABD, İran’a yönelik saldırı tehdidi üzerine vatandaşlarına İsrail’i derhal terk etmeleri çağrısında bulunmuştur.[14] Dünyanın en büyük ve en gelişmiş nükleer enerjili uçak gemisi olan USS Gerald R. Ford, 27 Şubat 2026 Cuma günü İsrail’in kuzeyindeki Hayfa kıyılarına ulaştı. Gemi, ayrıldığı Girit’teki Souda Körfezi’ndeki NATO deniz üssünden yaptığı bir geçişin ardından İsrail kıyılarına ulaştı. Varışından önce Tel Aviv’e birkaç ABD yakıt ikmal uçağı indi ve bu da bölgedeki Amerikan askeri varlığının yoğunlaştığının bir işareti oldu. Bu konuşlandırma, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığında büyük bir tırmanışı işaret ediyor ve USS Abraham Lincoln’e katılarak bölgedeki son on yılların en büyük Amerikan deniz ve hava gücü yoğunluğunu oluşturuyor. Başkan Trump, Cenevre’deki nükleer müzakerelerde anlamlı bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran’a karşı olası askeri saldırıları değerlendirirken, caydırıcılığın “açık bir sinyali” olarak Ford sınıfı uçak gemisini bölgeye göndermiştir. [15]

Çin, Hindistan ve Kanada da dahil olmak üzere birçok ülke, olası çatışmalar nedeniyle vatandaşlarını İran’ı en kısa sürede terk etmeye çağırmıştır. Almanya, İsrail’e seyahat edilmemesi konusunda “acil” uyarıda bulunurken; Fransa da aynı tavsiyeyi yinelemiştir.[16]ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden müzakerelerle ilgili “mutlu olmadığını” açıklamıştır. Trump olası bir operasyona ilişkin “Bunu yapmak istemiyorum ama bazen yapmanız gerekir” demiştir. [17] Trump, Birleşik Devletler Birliği konuşmasında İran’daki hedeflerini açıklama fırsatı buldu Bugün Donald Trump, ABD’yi İran’la savaşa doğru sürüklüyor ancak Washington’un neden saldırması gerektiği ve İran’ın Amerikalılar için askeri müdahale risklerini haklı çıkaracak bir tehdit oluşturup oluşturmadığı konusunda bir gerekçe sunmuyor. Trump, 2003’teki Irak işgalinden bu yana Orta Doğu’daki en büyük ABD askeri yığılmasını emretmiştir. Elbette Trump, sözde nükleer tehdit konusundaki endişelerini genel hatlarıyla dile getirmiştir. Ancak Bush yönetiminin Kongre’den saldırı için onay aldığı ve Irak’ın kitle imha silahları geliştirdiği yönündeki yanlış iddiasını aylarca savunduğu o savaşa giden süreçten farklı olarak, Trump ve üst düzey yardımcıları İran’ı neden bombalayabileceklerini veya ABD’nin tam olarak neyi başarmayı umduğunu açıklığa kavuşturma zahmetine girmiyorlar. [18]
İşte bu şekilde uçurumun eşiğine geldik; Washington veya Tahran’a çok az manevra alanı bırakan, istemeden gerçekleşen bir dizi olay ve tercih. [19] ABD’nin Orta Doğu’da büyük bir askeri yığılma yapması ve diplomatik bir atılım olasılığının oldukça düşük görünmesiyle, İran’a karşı bir Amerikan operasyonu nihayet kapıda olacağını ortay koymuştur. [20] Ancak unutmamak gerekir ki; ABD ile İran arasında Basra Körfezi’nde yaşanan gerilimler olası bir sıcak savaşa yol açarsa, bu ilk defa olmayacak. Basra Körfezindeki olası bir savaşta, petrol ve gaz tankerlerine saldırı ve deniz ticaret yollarında uzun süreli herhangi bir aksama, enerji üreticileri ve ihracatlarına bağımlı ekonomileri şiddetle sarsacaktır. İran’daki gelişmeler, iç karışıklıklar, üniversitelerdeki görünür güvenlik önlemleri ve yenilenen diplomatik manevraların hassas bir jeopolitik dönüm noktasında bir araya gelmesiyle Orta Doğu ve küresel enerji piyasalarında artan bir ilgi çekiyor. Küresel enerji piyasaları için İran, yapısal olarak önemli bir konumdadır.

Ülke, dünyanın kanıtlanmış petrol rezervlerinin yaklaşık yüzde dokuzuna sahip olup, doğal gaz rezervlerinde de küresel olarak ikinci sırada yer almaktadır. Hürmüz Boğazı bu hesaplamanın merkezinde yer alıyor. Küresel petrol tüketiminin yaklaşık beşte biri, Basra Körfezi’ni uluslararası pazarlara bağlayan bu dar deniz koridorundan geçiyor. İran’ın kıyı şeridi boğazın kuzey tarafında yer alıyor ve bu da ülkeyi deniz güvenliği dinamiklerinde kritik bir paydaş konumuna getiriyor. Tahran güvenli seyrüseferleri desteklediğini defalarca belirtmiş olsa da İran ile Batı deniz kuvvetleri arasındaki periyodik gerilimler tarihsel olarak sigorta maliyetlerini ve navlun oranlarını artırmıştır. Bölgedeki görünür askeri sinyallerle birleşen yenilenen iç istikrarsızlık, bu darboğazla ilgili piyasa hassasiyetini yoğunlaştırabilir.[21] 15-20 Şubat tarihleri arasında Harg Adası’ndan yapılan petrol ihracatı yaklaşık 20,1 milyon varile ulaştı. Bu, ocak ayında aynı tarihlerde yüklenen miktarın neredeyse üç katı ve Tahran’ın normal günlük oranının çok üzerinde, günde 3 milyon varilden fazla bir miktara denk geliyor. Bu artış, ABD’nin 2003’teki ikinci Körfez Savaşı’ndan bu yana Orta Doğu’daki en büyük savaş gücünü bir araya getirmesiyle aynı zamana denk geliyor. [22] Kanaatimizce, İran’ın belirtildiği üzere son günlerde tankerlere hızla petrol yüklemesi, ABD’nin olası bir saldırısına karşı hazırlık yaptığının bir işareti olabileceği varsayılmaktadır. Ayrıca, İran, yapılan canlı atış tatbikatları sırasında boğazın bazı bölümlerine geçici olarak giriş çıkışları kapattı ve bu hamleyi bir güvenlik önlemi olarak nitelendirdi. Bu, durum, İran’ın ABD Donanmasına karşı mukabil saldırı ve mayın harekâtı ile Körfezi kapatabileceğinin işareti olarak yorumlanabilir. Unutmamak gerekir ki, Hürmüz Boğazı mayın savaşı için ideal bir yer değildir. Boğazdaki akıntı, mayını dibe itmekte veya demirleme kablolarının kopmasına neden olmaktadır. Aynı şekilde gemilerin geçiş yaptıkları pasaj dip mayınlarının etki etmesi için gerekli olandan çok daha fazla derindir. İran geçmişte bu tip bir su yolunda ihtiyaç duyulan “yükselen mayın” ismiyle bilinen mayınlara sahip değildir. Ancak bu geçen süreçte İran’ın bu tip mayınları temin etmiş olma ihtimali de bulunmaktadır.

Ayrıca, ABD Donanması, Mayın temizleme için gemiler, insansız deniz araçları, deniz karakol istihbarat uçakları ile bölgedeki faaliyetlerini alarm durumuna geçirmiştir. Basra Körfezi’ni Arap Denizi’ne bağlayan boğaz, her biri yaklaşık iki mil genişliğinde ve bir tampon bölgeyle ayrılmış iki gemi geçiş yoluna sahiptir ve her ay yaklaşık 3.000 gemi tarafından kullanılmaktadır. Deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık dörtte biri ve küresel LNG sevkiyatının beşte biri, çoğunlukla Körfez üreticilerinden Asya’ya olmak üzere buradan geçiyor ve Körfez tedarikçilerinin çoğunun ihracat için alternatif bir deniz yolu yok. “LNG riski daha da ciddi,” diyor. “Katar, dünyanın en büyük ikinci LNG ihracatçısı ve tüm LNG ihracatı alternatif bir rota olmaksızın Hürmüz Boğazı üzerinden geçiyor. Herhangi bir aksama, alıcılar mevcut kargolar için rekabet ederken hem Asya’da hem de daha geniş çapta arzı hızla daraltacaktır. [23] Bazı analistler, İran’ın ciddi bir baskı altına girmesi durumunda son çare olarak boğazı kapatabileceğini düşünüyor. Eğer başarılı olursa, Çin, Hindistan ve Avrupa gibi ekonomilere petrol arzını keseceği için petrol fiyatları varil başına 120 doları aşabilir. Diğer analistler ise İran’ın boğazı kapatmayacağını, bunun hem düşmanlarına hem de müttefiklerine zarar vereceğini düşünüyor.[24]
ABD Ordusunun Farklı Bir Askeri Strateji ile İran’a Müdahale Öncesi Kuvvet Yapısının Stratejik Analizi
Haziran 2025’te icra edilen Gece Yarısı Çekiç Operasyonu’ndan sadece sekiz ay sonra, Amerika Birleşik Devletleri bir kez daha İran’a saldırmaya hazırlanıyor. Trump o dönemde saldırıların “muhteşem bir askeri başarı” olduğunu söylemiş ve İran’ın kilit uranyum zenginleştirme tesislerinin “tamamen ve bütünüyle yok edildiğini” iddia etmişti.[25] Mevcut stratejik durum analiz edildiğinde, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki deniz “armadası” -2 uçak gemisi ve 16 su üstü savaş gemisiyle- 2003’te Irak Özgürlüğü Operasyonu’nun başlangıcında bir araya gelen beş uçak gemisi savaş grubundan bu yana bölgedeki en büyük filo. Bu kuvvet, İran’a karşı cezalandırıcı saldırılar düzenleyebilecek ve bölgedeki ABD müttefiklerini ve ortaklarını koruyabilecek kapasitede. Bugün ABD Donanması 292 savaş gemisinden oluşmaktadır; bunların 233’ü hizmete alınmış savaş gemisi (USS) ve 59’u destek gemisidir (USNS). Çoğu limanda veya bakım ve eğitimde olup, kuvvetin beşte birinden azı operasyonlar için denizde bulunmaktadır. Toplam 49 Donanma gemisi operasyon yürütmektedir ve bunların 20’si Orta Doğu’da veya çevresindedir (18 USS ve 2 USNS). Özetle, askeri operasyonlara hazır Donanma gemilerinin %41’i Orta Doğu’dadır. [26] Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, Akdeniz’de seyrini sürdürürken, İsrail kıyılarına ulaştı. İran’a yönelik askeri yığınak kapsamında bölgeye çok sayıda yakıt ikmal uçağının da konuşlandırıldığı belirtilmiştir. ABD donanması iki uçak gemisini aynı anda aynı bölgede görevlendirmesi dikkat çekmiştir. [27]


ABD donanması, Doğu Akdeniz ve Körfez bölgesindeki yığınağını artırıp, saldırı için planlı tatbikatlarını yoğunlaştırmıştır.
Uzmanlar, Trump’ın muhtemelen İran’ın hava savunmasına yönelik hassas saldırılar veya Yüksek Lider Ayetullah Ali Hamaney’e odaklı saldırılar da dahil olmak üzere bir dizi askeri seçeneğe sahip olacağını söylüyor. Ancak uzmanlar, İran’ın geçen yıl ABD veya İsrail tarafından yapılan saldırılardan sonra yapmadığı şekilde misilleme yapabileceği, bunun da Amerikan hayatlarını riske atabileceği ve bölgesel bir savaşa yol açabileceği konusunda uyarmaktadırlar. [28]Eğer nispeten kısa sürecek, geçen haziran ayında gerçekleşen 12 günlük savaş gibi bir şeyden bahsediyorsanız, cevap, ABD’nin bunu bölgedeki ülkelerden gerçek bir yardım almadan yapabileceği yönünde olurdu. ABD’ye katılma olasılığı en yüksek ülke İsrail’dir. [29] Olağanüstü bir gelişmeyle, Amerika Birleşik Devletleri, bu hafta İsrail’in güneyindeki Ovda hava üssüne 12 adede kadar F-22 savaş uçağı konuşlandırmıştır.


ABD donanması, Doğu Akdeniz ve Körfez bölgesindeki yığınağını artırıp, saldırı için planlı tatbikatlarını yoğunlaştırmıştır.
Bununla birlikte, Ürdün, Suudi Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri de dahil olmak üzere bu ortaklardan bazıları, ABD’nin hava sahalarını veya ülkelerindeki üslerini İran’a yönelik saldırılar düzenlemek için kullanmasına izin vermeyeceklerini belirtmiş veya ima etmişlerdir. Bazı ortaklar, üst düzey İranlı yetkililerle yaptıkları görüşmelerin ardından bu açıklamaları yapmışlardır ve Arap ortaklarının kararları, ABD’nin askeri planlamasını ve operasyonlarını karmaşık hale getirebilir. Modern tarihte, Haziran 2025’te İsrail ve Amerika’nın İran’ın nükleer programına yönelik saldırıları kadar yüksek sesle ve ısrarla önceden haber verilen bir askeri operasyon nadiren olmuştur. Otuz yılı aşkın bir süredir, Tel Aviv ve Washington’daki liderler İslam Cumhuriyeti’nin nükleer emelleri ve faaliyetleri hakkında sert uyarılarda bulunmuş ve beş Amerikan başkanı Tahran’ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engelleme sözü vermiştir.[30] ABD için senaryolar, sınırlı ve hedef odaklı bir saldırıdan haftalarca sürecek yoğun bombardımana kadar uzanıyor. İran ise, geçen haziran ayındaki 12 günlük İsrail-İran savaşı sırasında nükleer tesislerine yapılan ABD saldırılarına verdiği önceden haber verilmiş tepkiye benzer şekilde, kontrollü ve dikkatlice planlanmış bir yanıtı tercih edebilir. Alternatif olarak, İran liderliği, rejimin varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğunu hissederse, “bölgeyi ateşe vermeye” karar verebilir. Böylesine aşırı bir senaryo, İsrail ve Suudi Arabistan da dahil olmak üzere bölgedeki diğer ABD müttefiklerine yönelik saldırıları, petrol ve doğalgaz sahalarına yönelik saldırıları ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılması gibi kıyamet senaryosunu içerebilir. İran ve Umman arasındaki bu dar deniz yolu üzerinden günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve rafine ürün taşınıyor; bu da küresel tüketimin neredeyse beşte birini karşılıyor. Elbette, İran Hürmüz Boğazı’ndan geçişi aksatırsa, kendi petrol ihracatını da durduracak ve Tahran’ı hayati gelirlerden mahrum bırakacaktır. Boğazın hiçbir zaman tamamen kapatılmamasının muhtemel nedenlerinden biri de budur. Dahası, ABD Donanması her türlü müdahaleye karşı iyi hazırlanmış durumda; bu da herhangi bir aksaklığın haftalar yerine saatler veya günler içinde gerçekleşebileceğini gösteriyor.[31]

ABD ve Çin Petrol Krizini Yönetebilir mi?
Küresel enerji piyasaları giderek bölgesel güvenlik dinamiklerinin kıtalar arası zincirleme ekonomik etkilere yol açabileceği bir çerçeve içinde işliyor. Jeopolitik istikrar ve enerji tedarik zincirleri arasındaki karmaşık ilişki, tek bir darboğazın enflasyon oranlarından para birimi değerlerine kadar her şeyi etkileyebildiği karmaşık bir sisteme dönüştü. Bu birbirine bağlı gerçeklik, potansiyel ABD-İran askeri çatışması ve petrol fiyatlarının küresel enerji güvenliğinin daha geniş bağlamında nasıl etkileşimde bulunduğunu incelerken özellikle belirginleşiyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), üyelerinin stratejik rezervlerinde en az 90 günlük net ham petrol ve rafine ürün ithalatını karşılayacak miktarda petrol bulundurmasını şart koşuyor. IEA üyeleri, en son 2022 yılının başlarında Rusya’nın Ukrayna’yı tam ölçekli işgalinin ardından stratejik petrol rezervlerinden petrol salmıştı. Bu, ABD Stratejik Petrol Rezervinden altı ay boyunca yaklaşık bir milyon varil/günlük en büyük çekimi de içeriyordu. ABD Stratejik Petrol Rezervi, 714 milyon varil kapasitesiyle dünyanın en büyük acil durum petrol stoğudur. Washington, 2023 ortalarından bu yana stoklarını yavaş yavaş yeniden oluşturmuş olsa da ABD Enerji Bilgi İdaresi’ne göre stoklar şubat ortası itibarıyla yaklaşık 415 milyon varil seviyesindeydi ve kapasitenin oldukça altındaydı. Çin’in ham petrol alım davranışının da herhangi bir arz kesintisi senaryosunda merkezi bir rol oynaması muhtemeldir. 2025 yılında yaklaşık 17 milyon varil/gün tüketen Çin, Orta Doğu’daki istikrarsızlığa özellikle açıktır. Analiz firması Kpler’e göre, bölge geçen yıl Çin’in 10,4 milyon varil/günlük ham petrol ithalatının yaklaşık yarısını oluşturdu.
Aynı zamanda, ROI hesaplamalarına göre, Çin son yıllarda küresel arz fazlasının büyük bir kısmını absorbe etti ve yalnızca 2025 yılında depolama kapasitesine tahmini 800.000 varil/gün ekledi. Çin, ham petrol stoklarına ilişkin resmi veriler yayınlamamaktadır, ancak analistler stokların 1,3 milyar varile kadar ulaşabileceğini, bunun da dört aydan fazla ithalatı karşılayabileceğini ve ek depolama kapasitesinin de mevcut olduğunu tahmin etmektedir. Çin’in stoklama politikasının ardındaki ticari dinamikler belirsizliğini koruyor, ancak ham petrol alımları tarihsel olarak nispeten yüksek petrol fiyatları dönemlerinde yavaşlamıştır. Pekin, fiyatlarda keskin bir artış olması durumunda alımlarını yavaşlatarak küresel arz üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Çin ayrıca, yerli rafineriler üzerindeki baskıyı azaltmak için bazı stoklarını serbest bırakmayı da tercih edebilir. Çin, 2022’de sınırlı miktarda da olsa yalnızca bir kez resmi olarak stratejik petrol rezervi (SPR) serbest bırakma işlemi gerçekleştirmiştir.

Washington ve Tahran arasındaki çatışmanın tam olarak nasıl gelişeceğini bilmek imkânsız ancak herhangi bir tırmanma petrol fiyatlarını muhtemelen daha da yükseltecek ve Orta Doğu petrol arzında yaşanacak ciddi bir aksama, son on yılların en büyük enerji krizlerinden birini tetikleyebilir. Sonuç olarak, dünyanın en büyük iki petrol tüketicisi olan ABD ve Çin, böyle bir şoku yönetmenin anahtarını elinde tutuyor.[32] Suudi Arabistan ve BAE, Hürmüz Boğazı’nı bypass edebilecek bazı altyapılara sahip olup, bu durum boğazdan geçişte yaşanabilecek aksaklıkları bir nebze olsun hafifletebilir. Boru hatları genellikle tam kapasiteyle çalışmamaktadır ve tahminlerimize göre, arzda bir aksama olması durumunda Suudi ve BAE boru hatlarından yaklaşık 2,6 milyon varil/gün kapasite Hürmüz Boğazı’nı bypass etmek için kullanılabilir. Suudi Aramco, Basra Körfezi yakınlarındaki Abqaiq petrol işleme merkezinden Kızıldeniz’deki Yanbu limanına uzanan, günde 5 milyon varil kapasiteli Doğu-Batı ham petrol boru hattını işletmektedir. Aramco, 2019 yılında bazı doğal gaz sıvıları boru hatlarını ham petrol taşıyacak şekilde dönüştürdüğünde, boru hattının kapasitesini geçici olarak günde 7 milyon varile çıkardı. 2024 yılında Suudi Arabistan, Bab el-Mandeb Boğazı çevresindeki nakliye aksamalarından kaçınmak için Doğu-Batı boru hattından daha fazla ham petrol pompaladı. Birleşik Arap Emirlikleri ayrıca Hürmüz Boğazı’nı bypass eden bir boru hattı işletmektedir. Bu 1,8 milyon varil/gün kapasiteli boru hattı, karadaki petrol sahalarını Umman Körfezi’ndeki Fujairah ihracat terminaline bağlamaktadır.

2024 yılında, BAE kaynaklı ve Hürmüz Boğazı’ndan geçen ham petrol ve kondensat hacimleri, rafineri iyileştirmeleri sayesinde daha fazla ağır ham petrolün yerel olarak rafine edilebilmesi nedeniyle 2022 yılına göre 0,4 milyon varil/gün daha az olmuştur. Bu iyileştirmeler ayrıca BAE’nin daha hafif ham petrol türlerinin ihracatını artırmasına ve Fujairah ihracat terminaline giden boru hattının kullanımının artmasına olanak sağlamıştır. Boru hattının günlük operasyonlarda artan kullanımı, Hürmüz Boğazı’nı bypass ederek ek hacimleri yeniden yönlendirmek için mevcut fazla kapasiteyi sınırlamıştır.[33] Otuz yıl sonra, ortaya atılan soru şu: Basra Körfezi’nden gelen ticarete bağımlı olan dünya ülkeleri, bölgeyi potansiyel İran tehditlerinden ve saldırılarından nasıl koruyabilir? Ele alınması gereken en önemli konulardan biri, küresel denizciliğin uluslararası niteliğidir. Birleşmiş Milletler Deniz Taşımacılığı İncelemesi 2018’e göre, dünyanın ticaret filosu gemilerinin yarısı Marshall Adaları, Liberya, Hong Kong, Singapur ve Malta’da kayıtlıdır. Ana donanmaların, Hong Kong’daki gemileri kapsayan Çin hariç, bu ülkelerde kayıtlı gemiler için gerekli refakat hizmetini sağlaması çok düşük bir ihtimaldir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişen ve yaygınlaşan açık sicil veya kolaylık bayrakları kullanımı, ele geçirilen Stena Impero gemisinde bile, Birleşik Krallık bayrağını taşımasına rağmen, gemide hiçbir İngiliz vatandaşı çalıştırılmamaktadır. İlk soru şu oluyor: Amerika Birleşik Devletleri gibi dünya donanmalarının refakat rolünü üstlenmesi sorumluluğu var mı? ABD, Tanker Savaşı’nda Amerikan bayrağı taşıyan gemilere saldırılana kadar bunu yapmadı. Eğer koruyucu rolünü üstlenirlerse, bir gemiyi kendi ulusal bayrağı altında tescil ettirmenin avantajı nedir sorusu ortaya çıkıyor. Basra Körfezi’nden geçen gemi sayısı göz önüne alındığında, polis teşkilatı benzeri bir devriye operasyonunun hayata geçirilmesi muhtemel görünüyor. İran’ın daha büyük birimlerini (fırkateyn, denizaltı veya uçak gibi) kullanmak yerine hafif mobil kuvvetler kullanması, muhrip, fırkateyn ve korvet gibi deniz kuvvetlerinin söz konusu bölgelerin devriyesini üstlenebileceği ve daha fazla çatışma yaşanan sularda daha büyük bir varlık gösterebileceği anlamına geliyor. Özel Müdahale Ekibi’ne (SRT) destek, karada veya denizde konuşlanmış hava unsurlarından sağlanacaktır.[34]
Sonuç ve Olası Gelişmeler
ABD ve İsrail, erken saatlerde İran’a karşı büyük bir askeri operasyon başlatmıştır. ABD ordusu bu saldırıya “Operasyon Destansı Öfke” adını verdiği harekâtı, Trump, ABD’nin “bu çok kötü, radikal diktatörlüğün Amerika’yı ve temel ulusal güvenlik çıkarlarımızı tehdit etmesini önlemek için büyük ve devam eden bir operasyon yürüttüğü” şeklinde tanımlamıştır. Trump, İran askeri güçlerine silahlarını bırakmaları ve İran sivillerine de ayaklanarak “hükümetlerini ele geçirmeleri” çağrısına; nasıl bir cevap geleceği henüz belli değil. Ancak, yeni bir savaş başlamıştır. Gelecekte bölge ve dünya dengelerini değiştirmiştir. Petrol piyasaları şu anda önemli fiyat artışları yaşıyor ve Brent petrolü varil başına 71 doların üzerine çıkarak yedi ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yukarı yönlü hareket, ABD ve İran arasındaki artan gerilimlerle bağlantılı olup, bu durum ABD ham petrolüne varil başına birkaç dolarlık risk primi getirmiştir. Piyasa oynaklığı, potansiyel askeri müdahale ve buna bağlı arz kesintileri korkusundan kaynaklanırken, küresel petrol fazlalığına ilişkin daha geniş endişeler de devam etmektedir. Analistler, çatışmaların söylemden somut eyleme dönüşmesi durumunda fiyatların daha da yükselebileceğini belirtiyor. Bir analiz, ABD’nin askeri veya hükümet liderliğini hedef alması ancak İran petrol altyapısına zarar vermemesi durumunda fiyatların varil başına yaklaşık 80 dolara ulaşabileceğini öne sürüyor. Ayrı bir değerlendirme ise, daha geniş kapsamlı ancak felaket boyutunda olmayan, kısa süreli ve büyük arz kesintilerine yol açmayan bir çatışma durumunda varil başına 10 ila 15 dolarlık geçici bir fiyat artışı öngörüyor. Daha ciddi senaryolar, İran’ın üretim sahalarına veya ihracat terminallerine yönelik olası saldırıları içeriyor ve bazı tahminlere göre bu durum fiyatları varil başına 100 dolara kadar çıkarabilir. Geçen yıl yapılan bir önceki en kötü senaryo tahmini, İran’ın kritik deniz geçiş noktalarını abluka altına alması durumunda fiyatların 130 dolara kadar yükselebileceğini öne sürmüştü.[35] Son cümle olarak, İran’ın petrol ve gaz sahaları, rafineleri ile nükleer alt yapısının vurulması, 1991 Körfez Savaşı bnzeri bir çevre felaketine yol açabilir.
KAYNAK: C4Defence
Kaynakça
[1] https://www.cnbc.com/2026/02/27/trump-iran-war.html
[2] https://www.ft.com/content/2fb3447b-7ff7-4f9a-9068-05cfb4bf4138
[3] https://www.hurriyet.com.tr/dunya/live-son-dakika-iran-savasi-basladi-israil-tahrani-vurdu-43118343#post-2
[4] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-ve-israil-iran-a-saldiri-baslatti/3842503
[5] https://tr.euronews.com/2026/02/28/abd-ordusu-israilin-irana-baslattigi-saldiriya-katiliyor
[6] https://www.theguardian.com/world/2026/feb/28/us-israel-launch-strikes-attack-iran-what-we-know-so-far-latest
[7] https://www.trthaber.com/haber/dunya/abd-ve-israil-irana-saldiri-baslatti-935807.html
[8] https://www.ntv.com.tr/dunya/abd-destekli-israil-iran-savasi-iranda-hedefler-vuruldu-tahran-israile-fuze-saldirisi-baslatti-1713899
[9] https://www.bbc.com/turkce/articles/c70njd4e485o
[10] https://www.hurriyet.com.tr/dunya/israilde-ohal-kurmaylari-ile-siginakta-bulusan-netanyahudan-ilk-aciklama-operasyonun-adini-da-duyurdu-43118444?utm_source=webpush
[11] https://www.nbcnews.com/world/iran/live-blog/israel-iran-live-updates-rcna261099
[12] https://www.turkiyetoday.com/region/iran-strikes-us-naval-base-in-bahrain-as-retaliatory-missiles-hit-across-persian-gulf-3215284
[13] https://www.hindustantimes.com/world-news/israelus-attack-on-iran-spreads-to-wider-middle-east-us-bases-in-uae-bahrain-kuwait-qatar-become-targets-101772270192009.html
[14] https://www.theguardian.com/world/2026/feb/27/us-urges-citizens-leave-israel-threat-strike-iran
[15] https://www.facebook.com/techtimespage/posts/the-uss-gerald-r-ford-the-worlds-largest-and-most-advanced-nuclear-powered-aircr/903274602508279/
[16] https://www.bbc.com/news/articles/c309vz0z893o
[17] https://www.ntv.com.tr/dunya/trumptan-irana-operasyon-aciklamasi-bunu-yapmak-istemiyorum-ama-1713859
[18] https://www.theguardian.com/commentisfree/2026/feb/27/trump-iran-war-iraq-invasion
[19] https://edition.cnn.com/2026/02/23/politics/military-trump-iran-us-strike-mcgurk
[20] https://www.timesofisrael.com/despite-overwhelming-military-might-us-faces-complex-challenges-in-iran-campaign/
[21] https://bitumenmag.com/News/escalating-security-measures-in-iran-recast-regional-stability-calculations
[22] https://english.alarabiya.net/business/energy/2026/02/26/iran-ramps-up-oil-tanker-loadings-as-us-amasses-military-force
[23] https://www.independent.co.uk/news/world/middle-east/iran-us-strait-of-hormuz-asia-energy-threat-israel-b2925545.html
[24] https://en.majalla.com/node/326087/business-economy/what-would-happen-if-iran-closed-strait-hormuz
[25] https://www.nbcnews.com/world/iran/trump-said-obliterated-irans-nuclear-program-now-says-us-may-bomb-iran-rcna260383
[26] https://www.csis.org/analysis/us-military-middle-east-numbers-behind-trumps-threats-against-iran
[27] https://www.ntv.com.tr/dunya/abd-donanmasindan-dikkat-ceken-adim-ayni-anda-iki-gemi-bolgede-ve-dunyanin-en-buyuk-ucak-gemisi-israile-yanasti-1713810
[28] https://www.militarytimes.com/news/your-military/2026/02/26/us-military-assembles-largest-force-of-warships-aircraft-in-middle-east-in-decades/
[29] https://www.npr.org/2026/02/27/nx-s1-5727652/how-u-s-allies-are-bracing-for-trumps-potential-military-action-against-iran
[30] https://www.foreignaffairs.com/iran/irans-dangerous-desperation
[31] https://thearabweekly.com/us-and-china-hold-keys-containing-oil-shock-war-iran
[32] https://thearabweekly.com/us-and-china-hold-keys-containing-oil-shock-war-iran
[33] https://www.eia.gov/todayinenergy/detail.php?id=65504
[34] https://navalinstitute.com.au/escorting-in-the-persian-gulf/
[35] https://www.indexbox.io/blog/opec-considers-2026-production-hike-as-iran-tensions-drive-oil-prices-higher/





































