Öne Çıkanlar
- Mayıs 2023’teki NATO toplantıları, Avrupa ile ABD arasındaki askeri dengeyi yeniden kuruyor.
- Rusya’nın Ukrayna savaşındaki durumu, NATO’nun askeri hazırlıklarına hız kazandırıyor.
- NATO, yapay zeka ve siber savaş konularında yeni stratejiler geliştiriyor.
- ABD, Avrupa’daki güvenlik sorumluluklarını artırarak daha bağımsız bir NATO isteğinde bulunuyor.
- Ankara Zirvesi, NATO’nun dönüşüm süreçlerini hızlandıracak tarihi bir olay olacak.
Temmuz ayında gerçekleştirilecek olan Ankara Zirvesi NATO açısından da önem taşıyor. 19 Mayıs’ta düzenlenen NATO Genelkurmay Başkanları toplantısı ve ardından 21-22 Mayıs tarihlerinde İsveç’in Helsingborg kentinde gerçekleştirilen NATO Dışişleri Bakanları toplantısı, Atlantik İttifakı açısından bir dönüm noktası oldu.
Diplomatik açıklamaların ötesinde artık net bir gerçek ortaya çıkıyor: İttifak, bir yandan Rusya ile uzun süreli bir stratejik mücadeleye hazırlanırken; diğer yandan Avrupa ile ABD arasındaki askeri ve yapısal dengeyi yeniden kurguluyor.
Rusya’nın yakın gelecekte Ukrayna savaşını ‘sonlandırması’ veya kısmen duraklatması kaçınılmaz görünüyor. 2014’ten bu yana süregelen ve 2022’de boyut değiştiren bu savaşta, her iki taraf da yorgun düşmüş durumda ve birbirlerine karşı kesin bir üstünlük sağlayamadılar. Ancak bu durum bizi yanıltmamalı; zira her iki taraf da modern savaşın şartlarını, çizgilerini ve doktrin değişimlerini tecrübe ederek savaş yeteneklerini hiç olmadığı kadar ileri bir seviyeye taşıdı. Ukrayna askerlerinin katıldığı NATO tatbikatlarında da bunu gözlemliyoruz. Daha önce belirttiğimiz gibi Rus ordusunun hazırlıkları ve savunma sanayisinin büyük miktarda ve hızla ürettiği modern silah sistemleri, bu dönüşümün somut bir göstergesidir.

İttifak Harp Hazırlıklarına Odaklanıyor
İsveç’te düzenlenen dışişleri bakanları toplantısında konuşan NATO Genel Sekreteri Mark Rutte; askeri kapasitenin acilen artırılması, silah üretiminin hızlandırılması, yeni bölgesel savunma planlarının hazırlanması ve komuta zincirinin daha hızlı hale getirilmesi konularına öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı.
Rutte’ye göre amaç, “savunmaya ayrılan bütçenin gerçek askeri kapasiteye dönüşmesini sağlamak.” Bu yaklaşım NATO’nun artık yalnızca siyasi caydırıcılık sağlayan bir ittifak değil, aktif olarak askeri hazırlık yapan bir yapı hâline geldiğini gösteriyor.
İttifakın savunma sanayiine verdiği önem ve gelişen muharebe sahasının yeni ihtiyaçlarının askeri yapılara hızla entegre edilmesi, stratejik planların güncellenmesini zorunlu kılıyor.
Belçika’da 19 Mayıs’ta düzenlenen NATO Genelkurmay Başkanları toplantısında; komuta yapılarının yeniden düzenlenmesi, siber harp, dronlar, uydular ve yapay zekânın entegrasyonu ile Avrupa’daki askeri ve kritik altyapıların korunması konuları öne çıktı. Yapay zekâ kullanımı ve dronların harp sahasında elde ettiği başarıların ardından bu hazırlıkların komuta kademesinden tüm birlik seviyelerine yayılması hedefleniyor. Ukrayna savaşı, NATO’nun tüm stratejik planlamasını şekillendirmeye devam ediyor.
Bu çalışmalar; Allied Command Operations(ACO), Allied Command Transformation (ACT), NATO Cyber Operations Centre ve NATO Communications and Information Agency yapıları üzerinden yürütülüyor. İttifak artık siber alanını, tıpkı kara, hava, deniz ve uzay gibi tam anlamıyla bir ‘operasyon alanı’ olarak tanımlıyor. Dolayısıyla taktik seviyedeki hazırlıkların, nihai stratejik hedeflerle tam bir uyum içinde olması gerekiyor.

ACO, askeri operasyonlarını ve yeni bölgesel savunma planlarını denetler. Ayrıca Kuvvetlerin modernizasyonu, askeri yapay zekâ, dijital ağlar, birlikte çalışabilirlik ve siber savaş konularında ACT ile birlikte çalışır. NATO Cyber Operations Centre ise müttefikler arasındaki askeri siber operasyonları koordine eden ve siber unsurları klasik askeri operasyonlara entegre eden merkezdir. Güvenli iletişim ağlarını, uyduları, askeri bulut sistemini ve müttefik sistemlerin siber güvenliğini yöneten teknik kurum NATO Communications and Information Agency (NCIA) çalışır. Önemli iki büyük bölgesel komutanlık Joint Force Command Brunssum ve Joint Force Command Naples ittifakın kuzeydoğu ve güney kısmını yönetendir unutmayalım.
Ayrıca, Estonya’nın Tallinn kentinde bulunan Cooperative Cyber Defence Centre of Excellence; doktrinler, simülasyonlar ve siber eğitim programları geliştiren bir siber savunma mükemmeliyet merkezidir.
Bu dönüşüm döneminde özellikle; kriz durumlarında daha hızlı bir komuta zinciri kurulması, dronların, uyduların ve yapay zekânın NATO merkezlerine entegrasyonu konularında çalışmalar başlatılmıştır. Savunma ve güvenlik alanında, denizaltı kabloları ve elektrik santralleri gibi kritik altyapıların korunması ile klasik savunma yöntemlerinin siber savunmayla birleştirilmesi öne çıkıyor. Harp sahasının görülmeyen gücü olan elektronik karıştırma (EH) ve dijital saldırılara dayanıklı askeri ağların oluşturulması günümüzde büyük önem taşıyor.
Helsingborg toplantısında birçok bakan; Baltık ülkelerinde yaşanan dron olaylarına ve Rusya’nın Estonya ile Letonya’ya yönelik suçlamaları nedeniyle tırmanan gerilime dikkat çekti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Rusya’nın Baltık ülkeleri üzerindeki baskısının ‘daha büyük bir çatışmaya dönüşebileceği’ uyarısında bulundu. Öncelik verilmesi gereken diğer alanlar arasında hava savunması, modern mühimmat, askeri eğitim standartları ve savunma sanayiinde teknolojik iş birliği yer alıyor. Aslında tüm bunlar, Washington Antlaşması’nda önceden belirlenmiş ancak son 30 yıldır ihmal edilmiş ittifak yükümlülüklerinin bir hatırlatması niteliğinde. Hatırlayacaksınız, Türkiye’nin maruz kaldığı gizli ambargoların da birer örneğini teşkil ediyor.
Karadeniz havzasında devam eden savaşı hatırlatan Rutte ise Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskyy’nin, Temmuz 2026’da Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’ne davet edileceğini açıkladı.

ABD, daha “Avrupalı” bir NATO istiyor
İki önemli toplantının en hassas konusu Avrupa’daki Amerikan askerlerinin rolünün yeniden şekillendirilmesi oldu. Washington’a göre Avrupalılar artık kendi güvenlikleri için daha fazla sorumluluk üstlenmeli. Sonuçta Marco Rubio, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının “yeniden ayarlanacağını” açıkladı.
Bu yaklaşım, ABD Başkanı Donald Trump’ın stratejisiyle uyumlu, Avrupa’daki bazı Amerikan kuvvetlerini azaltmak, Avrupalıları savunma harcamalarını artırmaya zorlamak, stratejik sorumlulukların ve maliyetin büyük bir kısmını Avrupa’ya devretmek.
Başkan Trump Rusya’nın askeri bir tehdit oluşturmadığını, Başkan Putin ile dost olduğunu ve ülkesinin Avrupa kıtası için çok “PARA” harcadığını, karşılığında hiç ittifak yardımı alamadıklarını her konuşmasında dile getiriyor. ABD’nin, Almanya’yı cezalandırmak amacıyla ülkede bulunan 5 bin ABD/NATO askerini çekeceğini açıklaması ve kısa bir süre sonra Polonya’ya 5 bin ek asker gönderme kararı alması, Doğu Avrupa ülkelerini şimdilik rahatlattı. Ancak bu durum, birçok Avrupa ülkesinde Washington’un öngörülemez güvenlik politikalarına dair endişeleri de artırdı.

İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard süreci “karmaşık” olarak tanımlarken; Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide Avrupa’nın daha bağımsız savunma yapısına “düzenli bir geçiş” yapması gerektiğini söyledi.
Rusya’ya karşı sergilenen askeri birlik görüntüsüne rağmen, taraflar arasında ciddi görüş ayrılıkları da ortaya çıktı. İran krizi, Grönland, Avrupa’daki Amerikan üslerinin kullanımı, Türkiye’nin AB savunma sanayi programından dışlanması ve askeri harcamalardaki dengesizlik gibi çözüm bekleyen sorunlar masada yer alıyor.
Marco Rubio, özellikle İran’la yaşanan gerilim sırasında İspanya’nın ABD üslerinin kullanımına izin vermemesini eleştirdi. Bu durum, NATO’nun askeri olarak güçlenirken siyasi açıdan daha kırılgan hale geldiğini gösteriyor. Nükleer savunma şemsiyesi söz konusu olduğunda ise verilen cevaplar, günlük siyasi şartlara göre değişiyor.
Ankara Zirvesi Tarihi Bir Dönüşüm Süreci Başlatıyor
Böylece NATO; maliyeti etkin teknolojik çözümlere ve yüksek yoğunluklu savaşlara daha hazırlıklı, kendi askeri kapasitesine daha bağımlı, ancak bir o kadar da iç siyasi gerilimlere açık yeni bir döneme giriyor.

Ankara zirvesi öncesindeki Mayıs 2026 NATO toplantıları, İttifak’ın yalnızca Avrupa’nın Rusya’ya karşı savunmasını değil, Batı dünyasının stratejik liderlik yapısını da yeniden şekillendirmeye hazırlandığını gösteriyor. Avrupa ve Türkiye, artık ‘daha az Amerika desteğiyle kendilerini savunmayı’ öğrenmek zorundalar. Türkiye bu sürece yirmi yıldır hazırlanırken; Avrupa ordularının kısa sürede tamamlaması gereken pek çok eksiği bulunuyor.
Ankara’ya gelecek Devlet Başkanların, zirvede hangi konuları tartışacaklarını ve asker hazırlılarını şimdiden paylaştım, “YENİ NATO” gerçek bir dönüşüm döneminde.
Sami Atalan |Ankara Zirvesi’ne Doğru NATO’nun Dönüşümü (C4Defence Sayı 157 / Sayfa 6)
🔍 İlginizi Çekebilir
Kaynak: C4Defence




































