NATO Zirvesi’nde kaydedilen başlıca ilerlemeler, kamuoyuna yansıyan açıklamaların da ötesine geçiyor. Müttefiklerin bakanlar seviyesinde mutabık kaldığı tüm ana konular onaylandı ve dönüşüm sürecindeki NATO, yeni yol haritasını böylece belirlemiş oldu. ASELSAN ve ROKETSAN’ın da yer aldığı 26 milyar dolarlık entegre hava ve füze savunma projesi başta olmak üzere, toplam değeri 50 milyar doları aşan projelere imza atıldı. Savunma sanayine ayrılan bütçelerin gerçek askerî kapasiteye dönüşmesini takip edecek bir mekanizma da kuruldu. Kritik altyapıların inşası ve mevcut altyapının korunmasının önemine vurgu yapılarak ayrılan yüzde 1,5’lik bütçenin kullanım alanları belirleniyor. Bu kalem, öngörülen yüzde 5’lik toplam askerî harcama hedefi içinde önemli bir yer tutuyor. Başta ACT ve ACO tarafından belirlenen müşterek ihtiyaçlar doğrultusunda yönlendirme yapılacak olması ise son derece önemli.
C4Defence Dergisinin 157.sayısında “Ankara Zirvesi’ne Doğru NATO’nun Dönüşümü” başlıklı yazımda da tüm ayrıntılarını sizlerle paylaşmıştım; bu nedenle aynı konulara yeniden değinmeyeceğim.
NATO Türkiye Stratejik Pay Dengesinde Yeni Dönem
Çeşitli NATO toplantılarında Türkiye’nin, NATO ortak işletme maliyetlerine katkı payını 2024/25 dönemindeki yüzde 4,59 seviyesinden 2026/27 dönemi için yüzde 6,30’a yükselttiği ve böylece tüm müttefikler arasında en yüksek artışı üstlendiği görülüyor. Bu artışın, Türkiye’nin NATO bütçesinden daha fazla geri dönüş sağlaması yönündeki beklentisinin doğal bir süreç olarak değerlendirilmesi gerekir. Böylece Türkiye, ortak bütçeye en yüksek katkı sağlayan ülkeler arasında yedinci sırada yer alıyor. NATO’nun güçlendirilmesi ve müşterek harekât anlayışını vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettiği “İttifakın imkânlarına katkı sunma niyeti” yaklaşımı doğrultusunda önemli adımlar atıldı.
NATO’nun DAT ve MARSEC dâhil olmak üzere, ikisi Türkiye’de bulunan toplam 30 NATO Mükemmeliyet Merkezine (COE) ilave olarak yeni bir merkezin de Türkiye’de kurulmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan talep etti. İHA ve SİHA’lara karşı koyma maksadıyla öngörülen bu tesisin NATO akreditasyonuna sahip olması büyük önem taşıyor. Özellikle hava ve deniz robotik sistemlerine karşı yönelik eğitim verecek bu merkez, aynı zamanda 2030’lu yılların ve geleceğin muharebe sahasına müttefikleri hazırlayacak yeni doktrinlerin geliştirilmesine de katkı sağlayacak.
Bu arada küçük bir düzeltme yapalım, ulusal askeri bütçeleri haricinde. Trump’ın sıkça ifade ettiğinin aksine NATO’nun yıllık işletme ortak bütçesine yapılan katkılarda ilk sırayı yüzde 14,9 ile Almanya ve ABD eşit olarak paylaşıyor. Birleşik Krallık ve Fransa ise sırasıyla onları takip ediyor. Bu konuyu ayrıntılı olarak incelemek isterseniz C4Defence’in Kasım ayı 151. sayısına başvurabilirsiniz.
Zirve Bildirisi’nin ayrıntıları önümüzdeki süreçte netleştikçe sizlerle paylaşmaya devam edeceğiz. NATO ile ilgili diğer değerlendirmelerimizi önceki yazılarımızda da bulabilirsiniz.
Sami Atalan’ın Diğer Analizlerini Keşfedin
Kaynak: C4Defence



































