ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarının ardından İran’ın misillemesiyle başlayan savaş Basra Körfezi’nden Akdeniz’e kadar geniş bir alanı etkisi altına alan tehlikeli bir sürece evrilmektedir. ABD ile İsrail’in saldırıları ve İran’ın misillemeleri, Doğu Akdeniz’i yalnızca dolaylı değil doğrudan etkileyen güvenlik krizine dönüşmüştür. ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattığı askeri saldırılar, kısa sürede Orta Doğu’nun ötesine geçerek Doğu Akdeniz’de de yeni bir güvensizlik dalgası oluşturdu. Bu savaşın önemli bölgesel etkilerinden biri, Avrupa ülkelerinin Doğu Akdeniz’de askeri varlığını artırıp deniz-hava unsurlarını konuşlandırmaları oldu. Tüm bu gelişmeler, bölgede yeni bir askeri yığınağın oluşmasına neden oldu. Bölgede yaşanan bu gelişmeleri Batılı güçlerin Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunu güçlendirme ve güvenlik stratejilerini yeniden şekillendirme isteğinin bir sonucu olarak okumak mümkün. ABD ve İsrail’in saldırıları sonrası İran’ın verdiği sert karşılık, bölgesel yayılma gösteriyor. Bu durumun Doğu Akdeniz’e sıçramasının ilk işaretlerinden biri, Ada’daki İngiliz hava üslerine yapılan dron saldırısıyla oldu. Bu saldırının ardından Avrupa ülkeleri, hızla askeri önlemler aldı. Örneğin, İngiltere füze savunma kabiliyetine sahip bir destroyerini ve Eurofighter Typhoon uçaklarına ilave olarak F‑35 Lightning II savaş uçaklarını bölgeye gönderirken yeni savaş uçaklarını da Ada’da konuşlandırmıştır. Fransa ise Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un talimatıyla nükleer uçak gemisi Charles de Gaulle’ü Doğu Akdeniz’e yönlendirdi. Böylece hava savunma unsurlarıyla birlikte Fransa’nın bölgedeki askeri kapasitesi önemli ölçüde artmıştır. Paris yönetimi, bu hamlenin temel amacının müttefiklerin korunması ve ticari deniz yollarının güvenliğinin sağlanması olduğunu açıklamıştır.
Emmanuel Macron, İran savaşından doğrudan etkilenen kıtanın ilk devleti olan Kıbrıs’ın, “çok sayıda insansız hava aracı ve füze saldırısına” maruz kaldığını belirterek, Avrupa’nın Kıbrıs’ın yanında durmak için ne gerekiyorsa yapacağına söz vermiştir. Orta Doğu’ya en yakın AB üyesi ülkeye yönelik bugüne kadarki en güçlü dayanışma gösterisinde bulunan Macron, Doğu Akdeniz adasındaki bir İngiliz üssüne düzenlenen insansız hava aracı saldırısını da içeren saldırıları Avrupa’ya yönelik bir saldırıya benzetmiştir. Fransa Cumhurbaşkanı, Pafos’taki bir hava üssünde Yunanistan ve Kıbrıs liderleriyle birlikte yaptığı açıklamada, ” Kıbrıs’a saldırıldığında, Avrupa’ya saldırılmış olur” demiştir. Macron devamla, “Kıbrıs’ın savunması, ülkeniz, komşunuz, ortağınız ve dostunuz Yunanistan için olduğu kadar Fransa ve dolayısıyla Avrupa Birliği için de açıkça çok önemli bir konudur.” görüşünü ileri sürmüştür. Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis ise, Baf’taki Andreas Papandreou Hava Üssü’nde “Avrupa, küresel gelişmeleri birlikte şekillendirebilen sorumlu bir güç olmaya devam etmektedir. Avrupa topraklarının her karış toprağı dokunulmazdır” diyen Mitsotakis, amaçlarının yalnızca savunma olduğunu söylemiştir.
Analizin devamı: Prof. Dr. Mesut Caşın: ABD-İsrail-İran Savaşı ve Stratejik Gelişmeler
Kaynak: C4Defence





































