Günümüzde Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimler, ABD/İsrail ile İran arasındaki çatışma dinamikleri, Orta Doğu’daki istikrarsızlıklar ve Karadeniz havzasında devam eden savaş askeri gündemin merkezinde yer almaya devam ediyor. Ancak enerji hatları ve kaynaklarının kontrolü kadar önemli bir başka faktör daha giderek önem kazanıyor: Nadir Toprak Elementlerine (NTE) erişim.
Önümüzdeki dönemde giderek daha görünür hale gelen ancak çoğu zaman perde arkasında yürütülen jeopolitik hamleler ve stratejik planlamalar, savunma sanayinin geleceğini kalıcı ve belirleyici biçimde şekillendiriyor.
Dünyanın en büyük savunma sanayine sahip ülkesi ABD’de, tüm modern silah sistemleri ve ürünlerinde NTE kullanımı kaçınılmazdır. Stratejik nükleer denizaltılar için 1,5 ton NTE kullanıldığı gibi beşinci nesil F-35 uçaklarında ise 435 kilogram NTE bulunuyor. En gelişmiş Amerikan Donanmasına ait harp gemisinde yaklaşık 4,5 ton NTE kullanırken; uçak gemisi inşasında bunun yaklaşık 10 katı kadar nadir toprak elementlerine ihtiyaç duyuluyor. NTE, her türlü güdümlü füzede, elektronik ve radar sistemlerinde sıkça kullanılan önemli malzemeler arasında yer alıyor.
Bu stratejik ihtiyaçlar doğrultusunda Pentagon’un DFARS 4272 kararı kapsamında, Ocak 2027 itibarıyla yerli savunma sanayinde Çin menşeli maden ve bitmiş ürünlerin kullanımı yasaklandı. Bu karar, NTE tedarik koşullarını küresel ölçekte etkileyecek.
Günümüzde geleneksel küresel güvenlik kavramı zedelenmiş, ülkelerin askeri yapılarını güçlendirme ihtiyacı artmış durumda. Doğası gereği, orduların modernizasyonu gündeme geldiğinde savunma sanayii siparişlerinde büyük artış yaşanıyor. Eskiden savunma sanayinin olmazsa olmazı olan çelik, alüminyum, patlayıcı ve benzeri sık kullanılan ürünlere erişimde dahi gelecekte büyük rekabet ve krizlerin yaşanması kaçınılmaz görünüyor.Modern silah sistemlerinde yaygın olarak kullanılan kalıcı mıknatıs ürünleri başta olmak üzere NTE bağımlılığı hiç olmadığı kadar önem kazandı. Çin, son otuz yılda NTE ürünlerinde tekelleşmiş, teslimatları durdurması olasılığında Türkiye dahil küresel savunma sanayiini etkileyerek ve durma noktasına getirme potansiyeline sahip.
🔍 İlgili Analiz: Nadir Toprak Elementleri ve Küresel Rekabet: Çin, ABD ve Türkiye
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) son raporunda, beş yıl içinde NTE’ye olan ihtiyacın en az %30 artacağını ve küresel ölçekte %90 oranında Çin’e bağımlılık bulunduğunu vurguluyor. Olası bir kesintinin etkilerinin, petrol ve gaz erişim krizlerinden çok daha büyük çaplı bir küresel ekonomik kırılganlık yaratması bekleniyor. ABD Başkanı Donald Trump dönemindeki kararları hatırlayacak olursak, Çin ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinde geri adım atılması dikkat çekicidir ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in yalnızca bu madenlerin ihracatını kısıtlayabileceğini duyurması dahi etkili oldu. Bu bağımlılığı öngören Japonya ise üç yıllık NTE ihtiyacını stratejik olarak stoklama yoluna giderek kısmi bir çözüm geliştiren tek ülkedir. Stratejik açıdan asıl önemli olan, NTE ham maddesinden ziyade bu elementlerin ayrıştırılması ve işlenmesine yönelik teknolojiye erişimdir.

Yukarıda belirtilen örneklerde olduğu gibi bu yapılanmada siyasi irade desteği önceliklidir. Türk savunma sanayinin stratejik geleceği, ham maddelerin temini ve işlenmesinden geçiyor. Bu noktada, geçmişte oldugu gibi Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) bünyesinde bulunan firmalar sayesinde önemli bir avantaj söz konusudur. Vakfın değerli yönetimi ve yapısal özellikleriyle bütünleşen savunma sanayii, Türk ordusunu barışta ve savaşta her koşulda destekleme misyonu doğrultusunda, harp sanayii yatırımlarını belirlenmiş öncelikler çerçevesinde sürdürüyor.
Savunma Sanayinde Yatırım Ortaklığı ve Eskişehir-Beylikova Rezervi
Ülkenin ihtiyaç duyduğu stratejik NTE ayrıştırma ve işleme teknolojisine en hızlı ulaşabilecek mali imkân ve tecrübeye sahip olan Aselsan, Roketsan ve TUSAŞ’ın birlikte gerçekleştireceği yatırımlar, Türk savunma sanayinin bekasını güçlendirecektir. Özellikle kimya ve robotik uzmanlığı gerektiren bu yatırım, 1,3 milyon ton rezerve sahip Eskişehir-Beylikova kritik mineraller sahası ile birleştiğinde Türkiye’nin stratejik küresel etkisini artıracaktır. Askeri ve sivil ihtiyaçların karşılanmasının yanı sıra ülke üretimine sağlayacağı ekonomik katkı ve ihracat imkânları göz önünde bulundurulduğunda, bu firmaların gelirlerinin küçük bir kısmını bu alana ayırmaları dahi yeterli olacaktır.
Modern harp sanayisinin temel ihtiyaçları arasında yer alan NTE’ler iki ana kategoriye ayrılıyor: Hafif NTE (LREE) ve Ağır NTE (HREE).
Hafif NTE’ler, yeryüzünde daha bol bulunan neodim (Nd) ve praseodim (Pr) gibi elementlerdir. Hem sivil hem de askeri malzemelerde yaygın olarak kullanılan bu tür NTE’ler, Çin’de yüzlerce fabrikada hâlen üretilmekte olup çok amaçlı, nispeten ucuz ve kolay temin edilebilir özellik taşıyor. Ağır NTE’ler ise daha zor erişilen elementlerdir, disprosiyum (Dy) ve terbiyum (Tb) gibi madenler, özellikle niş askeri ihtiyaçlara yönelik olarak kullanılmakta ve termal dayanıklılıkları sayesinde uzun ömürlü, stabilize edilmiş malzemeler sağlıyor.
Günümüzde harp sanayisinde toplam 17 farklı NTE kullanılıyor. Ağır ve hafif elementlerin işlenme süreçleri farklılık gösterdiğinden, yapılacak yatırımlarda yalnızca ekonomik boyutlara göre değil, stratejik önceliklere göre seçim yapılması ülke açısından büyük önem taşıyor.
Bu noktada özel sektörden farklı olarak, ulusal strateji odaklı bir modelin benimsenmesi gerekiyor. ABD modeli, sıfır dışa bağımlılık hedefi doğrultusunda şekilleniyor. Kanada ile ortak yürütülen çalışmalar, Ohio eyaletinde somutlaşıyor. Bu kapsamda kurulan stratejik tesislerde, yeni teknolojik yöntemlerle ayrıştırma ve işleme süreçleri geliştiriliyor. Test aşamalarını tamamlayan bu tesislerin, önümüzdeki yıl Kuzey Amerika’nın Çin’den bağımsız tedarik sürecinde önemli bir rol oynaması bekleniyor.

Türkiye’nin bu tür stratejik yatırımlarda tam bağımsızlık mı yoksa küresel ekonomiyle entegre bir model mi tercih edeceği henüz net değil. Ancak siyasi iradenin temel rolü, hedefi net biçimde ortaya koymak ve vizyonu geniş tutmaktır.
Sonuç olarak, bu gelişmeler yalnızca savunma sanayii ile sınırlı kalmayacak ve sivil üretim alanlarını da doğrudan etkileyecek. Elektrikli araçlardan beyaz eşyalara; akıllı telefonlardan diğer ileri teknoloji ürünlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede, NTE’ler modern sanayinin vazgeçilmez bir parçası olup Türkiye ekonomisine önemli katkılar sağlayacaktır.
📄 Analizin Dergi Formatına ve Dijital Arşivine Erişin
Sami Atalan’ın bu stratejik analizi, ilk olarak C4Defence Dergisi’nin 156. sayısında yayımlanmıştır. Makaleyi orijinal mizanpajı ile incelemek, PDF olarak indirmek veya dijital arşivinize eklemek için aşağıdaki bağlantıyı kullanabilirsiniz:
Kaynak: C4Defence


































