Sessizce ilerleyen organize işlerin başında, AB Komisyonu’nun sadece savunmaya yönelik 150 milyar Avroluk kaynak için 30 Kasım’da son başvuruları toplayacak olması geliyor. Geçtiğimiz yaz boyunca Avrupa’nın yeniden silahlanmasına dönük çalışmalara destek amacıyla kesenin ağzı açılmıştı. SAFE (Security Action for Europe) üyelerinin kullanımına sunulacak bu ucuz kredi için şimdiden 19 ülke niyet mektubunu iletti. Son olarak medyada kısaca yer alan habere göre, Birleşik Krallık da bu geniş imkânlardan yararlanmak istemiş; ancak AB Komisyonu’nun ülkeden 6 milyar Avronun üzerinde katkı payı istemesi üzerine bunu pahalı bularak geri adım atmış.
Kasım ayının sonunda savunma harcamalarında yeni bir başlangıca ve dev siparişlerin art arda gelmesine tanık olacağız. Aralık ve yıl başı Avrupa’da genelde sakin bir döneme işaret etse de 2026 yılında askeri siparişlerin ve harcamaların fişek gibi fırlaması kaçınılmaz. Paylaşım ortaklarının niyet mektupları projeye dönüşürse, ön sırada 43 milyar Avroluk talebiyle Polonya bulunuyor. Onu yaklaşık 16 milyar Avronun üzerinde talepleri olan Fransa, Romanya ve Macaristan takip ediyor; büyük ülkelerden İtalya ise 14,9 milyarlık talebiyle 10 milyar üzerindeki ülkeler arasında son sırayı alıyor. Geriye kalan 14 ülke ise şöyle sıralanıyor: Belçika (8,34), Litvanya (6,38), Portekiz (5,84), Letonya (5,68), Bulgaristan (3,26), Estonya (2,66), Slovakya (2,32), Çekya (2,06), Hırvatistan (1,7), Güney Kıbrıs (1,18), Finlandiya ve İspanya ise bir milyar Avro sınırında. Milyarın altında kalan yalnızca iki ülke var: Yunanistan (790 milyon) ve Danimarka (50 milyon).

Tabii ki belli başlı kriterlerin sağlanması şart. Öncelikle hava savunma sistemleri, hemen ardından modern mühimmatlar ve muharebe sahasının artık vazgeçilmezi hâline gelen insansız harp araçları öne çıkıyor. Komuta ve iletişimi de unutmamak gerekiyor; son aylarda medyada sıkça yer alan konu doğrultusunda, İHA/SİHA karşı tedbirlerine ağırlık verilmesi bekleniyor. Aslında bu alanda yeni bir şey yok; söz konusu silah sistemleri Batılı ülkelerin acilen talep ettikleri harp araçları. Buradaki değişiklik, bu ürünlerin toplu ve müşterek alımlarının teşvik edilmesi. Artı yönü ise borçluluk oranı yüzde 3 sınırında olan birçok Avrupa ülkesinin kullanacağı kredinin, ülke borçluluk oranına yansımaması ve bu konuda AB Komisyonu’nun esneklik tanıması. Bu sürecin ilerleyen dönemlerde nereye varacağını izlemek gerekiyor.
Diğer önemli sınırlamalar arasında, satın alınacak malzemelerin, mühimmatların ve silah sistemlerinin yüzde 65’inin AB ülkelerinde üretilmesi şartı bulunuyor. Bunun yanında bazı kısıtlamalar haricinde, Serbest Gümrük Anlaşması ve Avrupa Ekonomik Bölgesi üye ülkelerinin de tedarik sistemine dahil edilmesi kabul edilmiş durumda. Ayrıca Ukrayna’ya, savaş koşulları nedeniyle özel bir hak tanınıyor. Bu grubun dışında kalan üçüncü ülkelerin SAFE şartlarına uyabilmesi için AB ülkeleriyle ortak savunma paktı imzalamış olması gerekiyor. Norveç, Güney Kore, Japonya, Arnavutluk, Moldova ve yazının başında bahsedilen Birleşik Krallık bu koşulu karşılıyor. Komisyona bu ay sonunda sunulacak askeri ve güvenlik alım projelerinin mutlaka bir AB üyesini kapsaması ve yukarıda belirtilen sınırlamalara uygun ülkelerle hazırlanması şart.
Avrupa Savunma Sanayi Hızla Büyüyor
AB ve üye ülkelerinin askeri tedarik süreçlerine eklenen yeni mali imkânlarla yüksek bir ivme kazanan Avrupa savunma sanayii, son yıllarda Türkiye gibi yeni yatırımcıları teşvik edecek mi, bunu ilerleyen dönemde göreceğiz. Aslında Avrupa savunma sanayii, 2020–2024 yılları arasında küresel silah pazarında %40’lık satış payıyla birinci olan ABD’nin (%43) ardından ikinci sırada yer alıyor. Ukrayna Savaşı ve ABD Başkanı Donald Trump’ın söylemleri, süregelen güvenlik anlayışı içinde küresel bir belirsizlik yaratmış ve ABD’nin garantörlük kavramı zayıflamıştır. Ortaya çıkan uluslararası güvensizlik, tek tedarikçili yapıdan geniş ve çoklu ekonomik sisteme dönüşerek küresel silah satışlarını artırmıştır.

AB kıtasına döndüğümüzde, üye ülkeler arasında son beş yılda silah satışlarındaki küresel payda ilk sırayı %9,6 ile Fransa savunma sanayii, özellikle de Rafale satışları almaktadır. Onu Almanya (%5,6), İtalya, Birleşik Krallık ve İspanya takip ediyor. İhracat verilerine geriye dönük baktığımızda ise son beş yılda silah satışlarında en büyük artışı %138 ile İtalya gerçekleştirmiş; onu %23 artışla İspanya izlemiştir.
Silah alımlarındaki artış birçok önemli faktörün birleşimiyle ortaya çıkıyor. Uzun yıllar boyunca Soğuk Savaş döneminden kalma silah sistemleri ve mühimmat depoları kullanıldı. Son yıllarda rüzgârın ters yönden esmesiyle, orduların modernizasyon gereksinimi acı bir gerçek olarak ortaya çıkmış ve ön plana alınmıştır. Kısaca, tüm bu siparişler ve son alımlar aslında askeri birliklerin artırılmasına yönelik değil; mevcut yapıların yenilenmesine ve siyasi mesajlar yoluyla topluma yönelik adımlara dayanmaktadır. Harp kabiliyeti söz konusu olduğunda, ordu yapısı ve ulusal hazırlık durumu askeri birliklerle ölçülür; nitelikli askeri malzeme ise bunların tamamlayıcısıdır.
Birçok NATO ülkesinde uzun yıllardır yalnızca bir kolordu veya 3–5 uçak filosu bulunuyorsa, bunların kapasitesini iki katına çıkarmak uzun zaman almakta ve yıllık maliyetleri 1,6 ila 2 kat artırmaktadır. Üstelik bu bütçeler çoktan tükenmiş durumda; yeni vergiler yaratmak ise siyaseten zor. Türkiye gibi zorunlu askerliği sürdüren ya da Polonya gibi ordu yapısını büyük ölçekli harplere hazırlamış ülkelerde bu bütçeler zaten mevcuttu ve devam etmektedir. Diğer ülkeler arayı kapatmak istiyorlarsa, hazırlık sürecine beş ila yedi yıl gibi zaman, para ve ciddi emek harcamak zorundalar. ABD Savunma Bakanlığı’nın 2024 yılı verilerine bakıldığında, kişi başına 2239 dolar ayıran ABD açık ara lider ülkedir. Avrupa kıtasında kişi başına 1000 doların üzerinde savunma harcaması yapanlar ise genelde yalnızca kıtanın kuzeyindeki ülkelerdir.
NATO Finansları
Ülkesel askeri harcamalara ek olarak, müttefik ihtiyaçlarının getirdiği ortak harcamalar genelde gözlerden uzak kalır. NATO’nun yıllık genel giderleri 2025 yılında yaklaşık 4,6 milyar Avro olup, önümüzdeki yıl için 5,3 milyar Avro planlanmaktadır. Genel Sekreter’in kullanımındaki sivil mali bütçe 2025 yılında 483,3 milyon Avro olarak öngörülmüştür. Bu sivil bütçe genelde Dışişleri Bakanlıklarından aktarılır; Brüksel’deki merkezde veya diğer ülkelerdeki uluslararası düzeyde sürekli çalışan sivil ve üniformalı personelin maaşları, idame işleri, eğitimler, diplomatik faaliyetler ve Genel Sekretarya’nın çeşitli ortak projeleri gibi ihtiyaçları karşılar.

“Askeri Bütçe” olarak adlandırılan ve Bütçe Komisyonu tarafından yönetilen 2,37 milyar Avronun 2025 mali yılındaki kullanımı ise askeri üsler başta olmak üzere müşterek kullanılan savunma ve silah sistemlerinin idamesi gibi ittifakın tüm askeri ihtiyaçlarına yönelik harcamalardır. Ayrıca, ortak güvenlik ve savunma sistemlerinin kurulması, entegrasyonu ve idamesi gibi caydırıcılığı artırmaya yönelik yatırımlar (NSIP) genelde Savunma Bakanlıklarına bağlıdır. NATO Askeri Yatırımlar Komitesi’nin yönettiği bu alanda 2025 mali yılı için 1,723 milyar Avro ayrılmıştır. Bunlara ek olarak, NATO ortak savunma sanayii programları için konuya özel müşterek bütçeler oluşturulur ve katkıda bulunan ülkelerin dahil olduğu komiteler ile denetim mekanizmaları kurulur.
NATO Maliyet Paylaşım Tablosu
| Ülke | 2024–2025 Payı | 2026–2027 Payı |
| Arnavutluk | 0.0882 | 0.1083 |
| Belçika | 2.0447 | 2.0716 |
| Bulgaristan | 0.3552 | 0.4496 |
| Kanada | 6.684 | 6.5845 |
| Hırvatistan | 0.291 | 0.3525 |
| Çekya | 1.0259 | 1.1624 |
| Danimarka | 1.2744 | 1.287 |
| Estonya | 0.1213 | 0.143 |
| Finlandiya | 0.9057 | 0.9295 |
| Fransa | 10.194 | 10.1023 |
| Almanya | 15.8813 | 14.9039 |
| Yunanistan | 1.0273 | 0.9228 |
| Macaristan | 0.738 | 0.8608 |
| İzlanda | 0.0624 | 0.0849 |
| İtalya | 8.5324 | 7.9925 |
| Letonya | 0.155 | 0.1757 |
| Litvanya | 0.2493 | 0.3006 |
| Lüksemburg | 0.1645 | 0.1713 |
| Karadağ | 0.0283 | 0.0362 |
| Hollanda | 3.3528 | 3.5014 |
| Kuzey Makedonya | 0.0756 | 0.0811 |
| Norveç | 1.7267 | 1.6803 |
| Polonya | 2.9015 | 3.3813 |
| Portekiz | 1.0194 | 1.0701 |
| Romanya | 1.1931 | 1.6098 |
| Slovakya | 0.5014 | 0.4979 |
| Slovenya | 0.2212 | 0.2492 |
| İspanya | 5.8211 | 5.7782 |
| İsveç | 1.9277 | 1.9787 |
| Türkiye | 4.5927 | 6.301 |
| Birleşik Krallık | 10.9626 | 10.3277 |
| Amerika Birleşik Devletleri | 15.8813 | 14.9039 |
| Toplam NATO | 100.0 | 100.0 |
Ödemeler, 32 üye ülkeye bölünmüş maliyet payı ve iki yıllık bütçe programları ile belirlenir. Türkiye’nin bu yıl %4,5927 olan payı, 2026/27 mali döneminde %6,3010’a yükselecek ve Türkiye, gelecek yıl NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacaktır. En yüksek katkıyı açık ara ABD yaparken, son yılların aksine Başkan Trump hükümeti indirim istemiş ve ikinci sıradaki Almanya’nın payıyla eşitlenme kararı alınmıştır. Bu nedenle 2025 yılında ilk sırada ABD ve Almanya %15,8813’lük maliyet payıyla yer alırken, üçüncü sırada Birleşik Krallık (%10,9626), dördüncü sırada ise Fransa (%10,1940) bulunmaktadır.
Mali yılın sona erdiği ve yeni 2026 mali yılı bütçelerinin tartışıldığı bu aylarda bazı askeri bütçeleri sizlerle paylaşmamın amacı, şu aralar sıkça konuşulduğu üzere ordular için para olmadığını değil, doğru yönlendirme gereksiniminin hiç olmadığı kadar önemli olduğunu hatırlatmaktır. NATO ülkelerinin savunma harcamaları ayrı ayrı analiz edildiğinde personel ve bakım giderlerinin orantısal önemi ön plana çıkıyor.

Avrupa, bir savaş hazırlığı içine girmiş durumda; önceliği finansmanı sağlamak ve sanayi yatırımlarını teşvik etmek olarak görünüyor. Asıl zor olan ise birlik yapısının yeniden oluşturulması, az sayıdaki yetişmiş subay ve astsubay personelin hızla iki katına çıkarılması ve ardından asıl iş olan bölük ve taburları oluşturacak personelin bulunmasıdır. Bu ancak toplumun dahil olmasıyla başlayacak ivmeyle mümkün olacaktır. Avrupa ülkelerinin bu yöndeki girişimlerini önümüzdeki yıllarda sıkça göreceğiz.
Şimdilik savunma sanayii, AB ülkelerinin ekonomilerinde büyük bir ivme kazanmış durumda; gelirleri artacak ve bunları yeniden yatırımlara yöneltecekler mi, bunu zamanla göreceğiz. Yeni kredilerin veya mali imkânların artarak savunma sektörüne ayrılacağı kesin gözüyle bakılmalı ve büyük bir rekabet ortamına hazırlıklı olunmalıdır.
Avrupa ve NATO savunmasının yalnızca sanayi yoluyla sağlanamayacağını bir kez daha hatırlatmak isterim. Ordu yapısı, askeri birlik düzeniyle ölçülür; askeri teknolojik malzeme ise bunlara ilave güç sağlar.
Harp sahasının bilinmeyenleri çoktur. SİHA ve İHA gibi robotik sistemlerin yeni muharebe sahasında sağlayacağı avantajlar, doktrin değişikliklerini zorlayacak kadar fazladır. Kendimizi kandırmayalım; yeni gelişen “inovasyon” silah sistemleri eksikleri tamamlar veya yerlerini alır.
Bir ulusun insan unsuru ise harp sahasında şimdilik vazgeçilmezliğini korumaktadır.
Savaşların engellenmesi, barış dönemindeki caydırıcılıktan geçer ve milletçe daima hazır olmalıyız…
KAYNAK: C4Defence




































