C4 Defence
Salı, Şubat 10, 2026
C4Defence
C4Defence 20. Yıl C4Defence 20th Anniversary
  • Ana Sayfa
  • Haberler
    • Tümünü Gör
    • Son Haberler
    • Dergiden Haberler
    • Fuar
    • Genel
    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Riyad'da düzenlenen resmi törende, Şubat 2026.

    Türkiye’nin Doğu Akdeniz-Kızıldeniz-Basra Körfezi Ekseninde Yeni İttifak Arayışları: Bölgesel Güvenlik Mimarisinin Mesajları mı?  

    HAVELSAN, World Defense Show kapsamında 5 farklı şirketle iş birliği anlaşması imzaladı.

    HAVELSAN ile Suudi Arabistanlı Şirketler Arasında 5 Anlaşma

    Roketsan’ın Suudi Arabistan’daki World Defense Show (WDS 2026) fuarında yer alan standı ve sergilenen yerli füze sistemleri genel görünümü

    Roketsan ve 15 İş Ortağı WDS 2026’da Ürünlerini Sergiliyor

    Patria Linnavuori tesis lobisinde sergilenen restore edilmiş Pratt & Whitney R-1535 Twin Wasp Jr uçak motoru.

    Göl Dibinden F-35 Teknolojisine

    İngiltere'den Bangladeş Donanması'na satılan Echo sınıfı hidroğrafik araştırma gemisi HMS Enterprise denizde

    İngiltere HMS Enterprise Araştırma Gemisini Bangladeş Donanmasına Sattı

    Çin'in Nantianmen Projesi kapsamında tasarlanan Luanniao uçan uçak gemisi ve Xuannü stealth insansız savaş uçakları konsept görseli.

    Gerçek mi, Bilim Kurgu mu? Çin, ‘Yıldız Savaşları’ Tarzı Dev Uzay Gemisi Luanniao’yu Tanıttı

    Sarsılmaz tarafından geliştirilen 12.7 mm SAR 127 MT ağır makineli tüfek.

    SARSILMAZ, WDS 2026’da Yeni Nesil Silah Sistemlerini Sergileyecek

    KAPLAN ZPT Üretiminde Son Aşamaya Gelindi.

    FNSS KAPLAN ZPT Üretiminde Son Aşamaya Geldi

    Çin’den Hava Savunmasında Devrim: 80 mm’lik Mini Hipersonik Füzeler

    Çin’den Hava Savunmasında Devrim: 80 mm’lik Mini Hipersonik Füzeler

  • Savunma Sanayi Sistemleri
    • Tümünü Gör
    • Türk Savunma Sanayi
    • Kara Araçları
    • Hava Araçları
    • Deniz Araçları
    • Projeler
    • Uzay
    HAVELSAN, World Defense Show kapsamında 5 farklı şirketle iş birliği anlaşması imzaladı.

    HAVELSAN ile Suudi Arabistanlı Şirketler Arasında 5 Anlaşma

    Roketsan’ın Suudi Arabistan’daki World Defense Show (WDS 2026) fuarında yer alan standı ve sergilenen yerli füze sistemleri genel görünümü

    Roketsan ve 15 İş Ortağı WDS 2026’da Ürünlerini Sergiliyor

    Patria Linnavuori tesis lobisinde sergilenen restore edilmiş Pratt & Whitney R-1535 Twin Wasp Jr uçak motoru.

    Göl Dibinden F-35 Teknolojisine

    İngiltere'den Bangladeş Donanması'na satılan Echo sınıfı hidroğrafik araştırma gemisi HMS Enterprise denizde

    İngiltere HMS Enterprise Araştırma Gemisini Bangladeş Donanmasına Sattı

    Çin'in Nantianmen Projesi kapsamında tasarlanan Luanniao uçan uçak gemisi ve Xuannü stealth insansız savaş uçakları konsept görseli.

    Gerçek mi, Bilim Kurgu mu? Çin, ‘Yıldız Savaşları’ Tarzı Dev Uzay Gemisi Luanniao’yu Tanıttı

    Sarsılmaz tarafından geliştirilen 12.7 mm SAR 127 MT ağır makineli tüfek.

    SARSILMAZ, WDS 2026’da Yeni Nesil Silah Sistemlerini Sergileyecek

    KAPLAN ZPT Üretiminde Son Aşamaya Gelindi.

    FNSS KAPLAN ZPT Üretiminde Son Aşamaya Geldi

    Çin’den Hava Savunmasında Devrim: 80 mm’lik Mini Hipersonik Füzeler

    Çin’den Hava Savunmasında Devrim: 80 mm’lik Mini Hipersonik Füzeler

    İsrail Hava Kuvvetleri için Elbit Systems tarafından yerli sistemlerle modernize edilecek olan CH-53K Pereh ağır nakliye helikopteri

    İsrail CH-53K Helikopterlerinin Modernizasyonu İçin Elbit Systems ile El Sıkıştı

  • Modernizasyon Sistemleri
    • Tümünü Gör
    • TSK Modernizasyon
    • SSB Projeleri
    • MSB Projeleri
    • Askeri Projeler
    • Robotik Sistemler
    • Yardımcı ve Alt Sistemler
    İsrail Hava Kuvvetleri için Elbit Systems tarafından yerli sistemlerle modernize edilecek olan CH-53K Pereh ağır nakliye helikopteri

    İsrail CH-53K Helikopterlerinin Modernizasyonu İçin Elbit Systems ile El Sıkıştı

    Savunma ve havacılık sanayii 2025 yılı 10.054 milyar dolarlık ihracat rekorunu ve yüzde 48 artışı gösteren SSB bilgi görseli.

    Türk Savunma Sanayii 2025 Panoraması: SSB Videosunda Öne Çıkan Tarihi Başarılar

    Birleşik Krallık Kraliyet Hava Kuvvetleri RAF Eurofighter Typhoon savaş uçağı radar modernizasyonu ve 650 milyon sterlinlik yatırım projesi.

    Birleşik Krallık Typhoon Filosu İçin 650 Milyon Sterlinlik Radar Modernizasyonu

    Bakan Güler’den F-35 ve Eurofighter Tedarik Sürecine İlişkin Önemli Açıklamalar

    Bakan Güler’den F-35 ve Eurofighter Tedarik Sürecine İlişkin Önemli Açıklamalar

    Thales’ten Sualtı Harbinde Yeni Dönem: Sonar 76Nano Tanıtıldı

    Thales’ten Sualtı Harbinde Yeni Dönem: Sonar 76Nano Tanıtıldı

    KNDS, Macaristan’a Yapılan 44 Adet Leopard 2A7HU Ana Muharebe Tankı Teslimatını Tamamladı

    KNDS, Macaristan’a Yapılan 44 Adet Leopard 2A7HU Ana Muharebe Tankı Teslimatını Tamamladı

    BAE Systems, ABD Donanması’nın Muhribi USS Forrest Sherman’ı Modernize Ediyor

    BAE Systems, ABD Donanması’nın Muhribi USS Forrest Sherman’ı Modernize Ediyor

    ABD Merkez Komutanlığı, Orta Doğu’da Tek Yönlü Taarruz İHA Gücü Kurdu

    ABD Merkez Komutanlığı, Orta Doğu’da Tek Yönlü Taarruz İHA Gücü Kurdu

    MBDA, Sky Warden C-UAS Çözümü İçin İlk İhracat Sözleşmesini İmzaladı

    MBDA, Sky Warden C-UAS Çözümü İçin İlk İhracat Sözleşmesini İmzaladı

  • Makaleler
    • Tümünü Gör
    • Sami Atalan
    • Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın
    • Prof. Dr. Mehmet Eryılmaz
    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Riyad'da düzenlenen resmi törende, Şubat 2026.

    Türkiye’nin Doğu Akdeniz-Kızıldeniz-Basra Körfezi Ekseninde Yeni İttifak Arayışları: Bölgesel Güvenlik Mimarisinin Mesajları mı?  

    President Donald Trump speaking at Davos 2026 about Greenland and the new world order

    Trump’ın Grönland Politikası Gölgesinde Davos Zirvesi: Yıkılan Eski Dünya Düzeni Yerine Geçen Yeni Dünya Düzeni’nin Habercisi mi?

    Savaş alanında ateş eden modern kundağı motorlu obüs sistemi ve yıpratma savaşı ateş gücü.

    Yıpratma Savaşı ve Dersleri…

    Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan’ın 2026 Türk Dış Politikası Yol Haritasının Kritik Mesajları

    Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan’ın 2026 Türk Dış Politikası Yol Haritasının Kritik Mesajları

    Amerika-Avrupa İttifakında Grönland Çatlağı NATO’da Kırmızı Çizgilerin Alarmı Olur mu?

    Amerika-Avrupa İttifakında Grönland Çatlağı NATO’da Kırmızı Çizgilerin Alarmı Olur mu?

    Trump’ın Venezuela Harekâtı: ABD’nin Monroe Doktrininde Jeopolitik Hedef Kolombiya-Küba-Meksika Üçlüsü mü Yoksa Pekin-Moskova mı?

    Trump’ın Venezuela Harekâtı: ABD’nin Monroe Doktrininde Jeopolitik Hedef Kolombiya-Küba-Meksika Üçlüsü mü Yoksa Pekin-Moskova mı?

    ABD Venezuela’yı Yönetecek!

    ABD Venezuela’yı Yönetecek!

    Trump’ın Barış Görüşmelerinde Ukrayna ve Gazze Mesajları: F-35 Uçakları ve Kiev’e 15 Yıl Garantörlük

    Trump’ın Barış Görüşmelerinde Ukrayna ve Gazze Mesajları: F-35 Uçakları ve Kiev’e 15 Yıl Garantörlük

    Atlantik’te Kuşatma: Jutland En Kısa En Büyük Deniz Muharebesi -Haziran 1916

    Atlantik’te Kuşatma: Jutland En Kısa En Büyük Deniz Muharebesi -Haziran 1916

  • Dergiler
  • Hakkımızda
    • Künye
    • KVKK Aydınlatma Metni
  • Türkçe
  • English
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Göster
C4Defence
Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Göster
Home Makaleler

Türkiye’nin Doğu Akdeniz-Kızıldeniz-Basra Körfezi Ekseninde Yeni İttifak Arayışları: Bölgesel Güvenlik Mimarisinin Mesajları mı?  

Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın Yazar‎ ‎ Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın
10 Şubat 2026
— Makaleler, Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, Son Haberler
A A
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Riyad'da düzenlenen resmi törende, Şubat 2026.

“Bölgemizde tam anlamıyla tesis edilecek huzur, barış ve istikrar hepimize kazandırır. Artık, etrafımızı saran ateş çemberinden sıyrılmanın, yanan ateşleri söndürmenin, vakti çoktan gelmiştir. Bölgemiz kana, gözyaşına, savaşlara doymuştur. Artık, barışı ve huzuru konuşmayı, iş birliklerini artırmayı istiyoruz.”

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan [1]

Şubat 2026’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ilk yurt dışı ziyaretleri kapsamında gerçekleştirdiği Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerinin yoğun diplomasi trafiği; zamanlama bakımından İran-Gazze-Suriye krizlerine karşı bölgesel iş birliği çerçevesinde ortak çözüm yolları üretebilmek, savunma/enerji odaklı derin stratejik ortaklık ve ekonomik entegrasyon mesajları taşımaktadır. [2] Körfez ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin arabulucu/güvenlik ortağı rolünü pekiştiren bu hamleler, dış bağımlılığı azaltmayı ve bölgesel istikrarı ortak projelerle sağlamayı hedeflediği varsayılmaktadır.[3] Doğu Akdeniz’de son yıllarda şekillenen askerî ve jeopolitik tablo, yüzeyde ittifaklar, üsler ve savunma sistemleri üzerinden okunuyor. Ancak derinlemesine bakıldığında bu tablonun, Türkiye’yi çevrelemeyi ve hareket alanını daraltmayı amaçlayan daha geniş bir stratejik tasarımın ürünü olduğu görülüyor. ABD, İsrail ve Yunanistan merkezli güvenlik mimarisi; Kıbrıs, Ege ve Doğu Akdeniz hattında entegre bir askerî baskı üretmeyi hedefliyor. Libya, Mısır, Lübnan ve Suriye ekseninde yürütülen bu diplomatik dengeleme, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de karşı karşıya olduğu askerî baskıyı doğrudan çatışmaya girmeden aşındırmaya devam edecek. Ankara, bu ülkelerle kurduğu ilişkiler sayesinde karşı bloklaşmaların iç uyumunu zedeleyecek ve Doğu Akdeniz’de tek merkezli bir güvenlik mimarisinin kurulmasını büyük oranda engelleyecek. Türkiye’yi askerî açıdan yalnızlaştırmayı hedefleyen stratejilerin etkisini azalmış olacak. Çünkü askerî kuşatma girişimleri, ancak diplomatik ve siyasi mutlaklıkla desteklendiğinde sürdürülebilir oluyor. Türkiye’nin çok yönlü diplomatik hamleleri ise bu mutlaklığı ortadan kaldırabilecek.[4]

Türk Ordusu, Kara-Deniz-Hava unsurları ile NATO STEADFAST DART-26 Tatbikatında

Türkiye, diplomasi ve jeopolitik gücünü rasyonel olarak kullanarak, Anadolu ve Akdeniz su yollarını açık tutmak için, uluslararası deniz hukuku çerçevesinde doğru adımlar atarak, bölge ülkeleri ile güven ve karşılıklı çıkar ekseninde yeni Dünya Düzeninde aktif bir oyun kurucu olarak ön almaktadır. Bu bakımdan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2026 yılındaki ilk diplomatik ziyaretin sonuçlarının önümüzdeki günlerde daha net olarak ortaya çıkması beklenebilir. Bu yazıda, Suudi Arabistan-Mısır-Somali üçgeninde, Türkiye’nin yeni denge ve bölgesel güvenlik mimarisinde barış ve istikrara dayalı orta ve uzun vadeli kararları adım adım devreye soktuğunu belirtmek gereklidir. Türkiye, her türlü izolasyonist baskıyı etkisiz kılan NATO’nun önemli ve güvenli bir ortağı olduğunu başarı ile ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, bazı olumsuz yorumlara rağmen NATO Müşterek Kuvvet Komutanlığınca 8-20 Şubat’ta Almanya’da düzenlenecek ve NATO’nun bu yılki en geniş kapsamlı tatbikatı olan Steadfast Dart-26’ya, Türk Silahlı Kuvvetleri, kara ve deniz unsurlarından oluşan yaklaşık 2 bin kişilik bir kuvvet ile katılım sağlamaktadır. [5] Bu karmaşık intikal harekâtı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “Güç Projeksiyonu” olarak adlandırılan kabiliyetini sahada somut bir şekilde kanıtlamıştır.Bu yetenek, gerektiğinde askeri gücün hızla ve etkili biçimde uzak bölgelere yansıtılabilmesi anlamına gelmektedir. Türk Görev Gücü’nün binlerce kilometre ötedeki bir hedefe hem hava hem de deniz unsurlarıyla eş zamanlı olarak konuşlandırılması, planlama ve icra yeteneğinin önemli bir göstergesi olarak öne çıkmaktadır. [6] Bu durum tespiti, Türkiye’nin hem NATO hem bölge ülkeleri ile kurduğu ittifakların doğru ve rasyonel matematik zekayı yansıttığını ortaya koymaktadır. Nitekim, bu tespitimiz Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, tarafından da teyit edilmiştir. Dandias; Türkiye’nin son yıllarda askeri ve diplomatik hamlelerle özellikle Afrika’da etkisini artırdığını belirterek, “Gerçekten son derece başarılı oldular” demiştir. Dışişleri Bakanlığı yaptığı dönemde Afrika’ya sık sık ziyaretlerde bulunduğunu aktaran Dendias, “Nereye gitsem Türk varlığıyla karşılaşıyordum. Diplomatik ve siyasi olarak sahada güçlü bir yapı kurmuş durumdalar” ifadelerini kullanmıştır. [7] Bu hayati tespitimizin ikinci basmağı olarak, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabetle 11 Şubat’ta Türkiye’ye resmi ziyaret gerçekleştirmesi, Yunanistan’ın, Ege ve Akdeniz’de İsrail ile kurduğu askeri ittifakın Ankara’nın barışçı ve çözüme dayalı politikalarını etkilemediğini ortaya koymaktadır.[8]

Bilindiği üzere, mevcut uluslararası sistem, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki BM düzeni ve hukukun savaşı yasakladığı güç dengelerinin hızla değiştiği belirsizlik ortamını yaşamaktadır. Devletler, uluslararası örgütler, küresel sistemin yeni bloklaşmalarla tanımlandığı tarihsel bir kırılma noktasından geçmektedir. Günümüz uluslararası düzeninde devletler sadece egemenlik ve toprak bütünlüklerini korumak değil, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına saygılıdemokratik siyasal düzen içinde etkili ve belirleyici bir aktör konumlarını muhafaza edebilmek, savaş ve işgallere karşı savunma potansiyellerini güçlü kılabilmek için yeni ittifak arayışları içine girmektedirler. Bu bağlamda, 2026 küresel jeopolitik manzarası, orta güçlerin önemli etki gösterdiği parçalı, çok kutuplu bir düzene doğru kayma sınavı ile karşı karşıya bulunmaktadır.

Basra Körfezinde ABD-İran Müzakereleri Gölgesinde Artan Gerginlik ve Türkiye’nin Rolü

Soğuk Savaş dönemindeki, ABD-SSCB iki kutuplu nükleer güçler dengesinin yerini alan ABD-Çin sistematik rekabeti, hızlı silahlanma yarışı, Başkan Trump’ın Venezuela müdahalesi, Grönland’tan toprak talebinde bulunması, Ukrayna Savaşı’na NATO’nun dışında çözüm arayışları ve İran’ın balistik füze üretimini askıya almaması halinde, Basra Körfezinde askeri kuvvet kullanması seçeneği ile karşı karşıya bulunmaktadır.  Nükleer program konusunda pazarlık payı, Hamaney ve generallerinin herhangi bir taviz vermesinin olası olmadığı füzelere kıyasla daha geniştir. Hamaney, nükleer programdan tamamen vazgeçme mantığına benzer şekilde, hayatta kalma savaşı için bu füzeleri kullanmak yerine, onları bırakıp İran’ı gelecekteki saldırılara karşı özellikle savunmasız bırakmaktansa, bu füzeleri kullanmayı tercih edebilir.[9]

Haziran ayında İsrail’in İran’a karşı başlattığı 12 günlük savaşın ardından yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalmasından sonra ABD ve İran heyetleri Umman’da bir araya gelmiştir. Savaş sırasında ABD, İran’ın nükleer tesislerini bombalamış ve bu saldırıların, uranyumu silah seviyesine yakın saflıkta zenginleştiren çok sayıda santrifüjü imha etmiş olabileceği belirtilmişti. İsrail’in saldırıları ise İran’ın hava savunma sistemlerine ağır darbe vurmuş ve balistik füze kapasitesini hedef almıştı.[10] Trump, “Bugün Rusya ve Ukrayna ile çok, çok iyi görüşmeler yaptık, aynı şekilde İran’la da çok iyi görüşmeler yaptık. İran anlaşma yapmak istiyor gibi görünüyor ve bunu çok istiyorlar.” demiştir. Trump, İran’a karşı büyük bir donanmanın bölgeye gönderildiğini hatırlatarak, “Yakında orada olacak. Bunun nasıl sonuçlanacağını göreceğiz.” görüşünü ileri sürmüştür. Trump, özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner’den oluşan ABD müzakere ekibinin İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı görüşmeyi “yüksek temsilciler” arasında yürütülen görüşmeler olarak tanımlayarak, “Anlaşma olmazsa sonuçların çok sert olacağı açık. Buna göre herkes kartlarını biliyor.” açıklamasında bulunmuştur.  İran ile kabul edilebilir koşullarda bir anlaşma sağlandığını görmeyi çok istediğini aktaran Trump, “Ama her şeyden önce, nükleer silah olmayacak.” açıklamasında bulunmuştur. [11]

İran ve ABD Heyetlerinin Umman Görüşmeleri 

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 8 Şubat’ta İran’ın Ulusal Dış Politika Kongresi’nde yaptığı konuşmada, “müzakereden başka seçenek yok” dedi ve aynı şeyi müzakereler sırasında Amerikalı temsilcilere de söylediğini belirtmiştir. Arakçi, “İran’ın nükleer programıyla ilgili her türlü belirsizliği ortadan kaldıracağız… Kimseden haklarımızı tanımasını istemiyoruz. Haklarımız resmidir” açıklamasında bulunmuştur.[12] Bununla birlikte İran’a karşı savaş, esasen İsrail’in birincil önceliğidir; bunun Trump’ın ilan ettiği siyasi-güvenlik doktriniyle de tam uyuşmadığı söylenmektedir. Trump’ın çizgisi ve ABD’nin ulusal güvenlik stratejisinde “Batı yarımküreyi koruma” ve etki alanını (Monroe Doktrini) güçlendirme önceliği bulunmaktadır. Bu çerçevede, ABD’nin yeniden Orta Doğu’ya “çekilmesinin”, 2001 ve 2003 dönemlerinde yeni-muhafazakârların Afganistan ve Irak müdahaleleriyle yaptığı hataların tekrarı anlamına gelir. ABD’nin Ortadoğu’da sürüklendiği her büyük kriz, rakip güçlere —Rusya ve Çin— küresel sahnede yeniden konumlanma fırsatı vermiştir. Bu nedenle İran’a karşı yeni bir askeri macera, geçmişten daha ağır sonuçlar üretebilecek “daha şiddetli” bir hata olarak görülmektedir.[13]

Üzerinde önemle durulması gereken bir diğer önemli husus ise, Türkiye’nin Türk Yüzyılı stratejik yol haritasında, 2026 Ulusal Vizyonu, bölgesel savaşların, küresel ekonomik baskıların, enerji krizlerinin ve yoğun diplomatik gerilimlerin dünya siyasetini yeniden şekillendirdiği bir dönemde; egemenlik, istikrar, kalkınma ve küresel etki arasında dengeli bir yapı kurma arayışını yansıtmaktadır. Ancak, kanaatimizce asıl mesele, bu vizyonun ne kadar iddialı olduğu değil; Türkiye’nin bu hedeflerin ruhunu oluşturan sürekliliği, disiplini ve toplumsal güveni sürdürebilip sürdüremeyeceğidir.[14] Doğu Akdeniz-Kızıldeniz-Basra Körfezi üçgeni devam eden İsrail-Gazze Savaşı, ABD’nin İran’a olası askeri müdahalesi tehlikesi ve Somali’de süregelen ayaklanmalar ile kritik bir evreye sürüklenirken, Türkiye gelişmeleri yakından takip etmektedir. Orta Doğu’da ABD’nin yakın müttefiki konumundaki Suudi Arabistan-Mısır-Katar, bölgesel güvenlik mimarisini sarsan Gazze işgalinin ardından, geleneksel güç dengesinin ve statükoyu tehlikeye atabilecek yeni gelişmelere endişe ile yaklaşmaktadırlar. Orta Doğu ülkeleri olası bir askeri müdahalenin kısa sürede yayılma olasılığını ciddi bir senaryo olarak yaklaşmakta ve diplomatik çözüme destek vermektedirler. Bu belirsizlik içeren sisli tabloda Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik rolü, bu ülkeler ile yeni ittifak açılımları için fırsatlar sunabilmektedir.

Kaynak: https://www.turkiyetoday.com/region/iran-says-a-deal-possible-agrees-with-trump-on-no-nuclear-weapons-3213897

Türkiye’nin son yıllarda sistematik biçimde savunduğu “bölge sorunlarının bölge ülkeleri tarafından çözülmesi” yaklaşımıyla doğrudan ilintili olması. Ankara, Orta Doğu’daki krizlerin dış müdahalelerle değil bölgesel sahiplenme, yerel aktörlerin inisiyatifi ve karşılıklı bağımlılık mekanizmalarıyla yönetilmesi gerektiğini savunuyor. Suudi Arabistan ve Mısır temasları, bu vizyonun soyut bir ilke olmaktan çıkıp somut diplomatik mimariye dönüştüğünü göstermektedir. Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Mısır ile ilişkileri, artık başka bir aşamaya eviriliyor. Erdoğan’ın Riyad ve Kahire’ye yönelik ziyaretleri, artık bölgesel sorunların bölge ülkeleri tarafından inşa edilecek esnek, kapsayıcı ve dışlayıcı olmayan bir stratejik iş birliği arayışını yansıtıyor. Bu anlamda son günlerde gündeme gelen Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan hattı, klasik anlamda bir askeri pakt değil güvenlik istişaresi, savunma sanayisi iş birliği ve siyasi koordinasyon ekseninde şekillenen platform olarak okunabilir. Mısır’ın bu çerçeveye eklemlenme ihtimali, Doğu Akdeniz’den Kızıldeniz’e uzanan hatta denge üretme kapasitesini artırabilecek bir gelişmedir.[15]

Türkiye-Suudi Arabistan Enerji ve Savunma Sanayii Ortaklığı 

“KAAN, sadece bir savaş uçağı değil. KAAN, Türkiye’nin mühendislik kabiliyetinin, bağımsız savunma iradesinin sembolüdür. KAAN ile ilgili övgü dolu birçok geri dönüş aldık. Suudi Arabistan ile bu konuda ortak yatırım söz konusu. Her an bu ortak yatırımı da gerçekleştirebiliriz.”

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan[16]

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin bölgesel barış, istikrar ve refah açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirterek, İran ile ABD arasında Türkiye’nin arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu ifade etmiştir. Ekonomi, ticaret ve yatırım alanlarının yanı sıra enerji, turizm, ulaştırma ve lojistik hizmetleri alanlarında da büyük imkânların bulunduğuna inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu imkânların kâğıt üzerinde kalmasının kabul edilemez olduğunu teyit ederek, karşılıklı fayda ilkesine göre somut projeler aracılığıyla bu iş birliğini adım adım güçlendirmeyi ve iki ülke arasındaki ilişkileri en üst seviyelere taşımayı arzuladığını belirtmiştir. [17]

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Suudi Arabistan’ı “tarihi ve köklü ilişkilere sahip iki dost ülke” olarak tanımlarken bu dostluğa daha net bir stratejik anlam yüklemiştir. İlişkilerin “bölgesel barış ve refah için stratejik önemde” olduğunu söylemesi, klasik diplomatik nezaketin ötesine taşan bir çerçeve kurmaktadır. Savunma sanayii iş birliğini, karşılıklı güveni artıran ve kapasiteyi büyüten bir sütun olarak öne çıkarması bu yüzden önemli. Ortak bildiride savunma başlığı, tedarik meselesiyle sınırlı kalmayan bir koordinasyon diliyle yazılmış görünmektedir. [18]

3 Şubat 2026 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman arasında Riyad’da gerçekleşen görüşme, iki ülke arasında uzun zamandır devam eden normalleşme sürecinde yeni bir aşamaya gelindiğini gösteriyor. Esasen görüşme yalnızca bir normalleşme adımı değil, Orta Doğu’da değişen güç dengelerine verilen bir yanıt olarak da okumak gerekir. Zira yakınlaşma ideolojik bir uyumdan ziyade İran’ın bölgesel etkisi, Gazze Savaşı ile bölgenin kırılganlaşması, ABD’nin Orta Doğu’daki angajmanının öngörülmezliği gibi belirsizlikler Ankara ve Riyad’ı benzer sorunlarla karşı kaşıya getiriyor.  Bu bağlamda söz konusu yakınlaşmanın konjonktürel bir yakınlaşma mı, yoksa bölgesel güvenlik ve iş birliği mimarisinin ilk adımı mı sorusu önemlidir.

Gazze Savaşı ile beraber bölgenin daha fazla kırılganlaşması ve güvenlik kaygılarının artması, Yemen’deki insani kriz, Suriye’de istikrarsızlık, İran merkezli gerilimler, ABD’nin müdahale biçiminin öngörülmezliği gibi sorunlar, görüşmenin zamanlamasının tesadüfi olmadığına işaret ediyor. Filistin-İsrail sorunu ve Libya’daki diplomatik girişimlerden anlaşılacağı üzere Türkiye bölgesel krizlerde uluslararası hukuku ve insan haklarını merkeze alan normatif bir rol üstleniyor. Bu rol Ankara’nın bölgesel etki kapasitesini güçlendirmekle birlikte tek başına hareket etmenin maliyetini de arttırıyor. Suudi Arabistan ise Yemen, İran ve Körfez güvenliğinde istikrarı ve ekonomik güvenliği önceliyor; ancak doğrudan çatışmaya girerek risk almak istemiyor.

Ortaya çıkan maliyetler tamamen aynı çizgide olmayan Türkiye ve Suudi Arabistan’ı pragmatik bir zeminde buluşturuyor. Tek başına hareket etmenin neden olacağı riskleri azaltmak ve yönetmek isteyen iki aktör kapasitelerini bir arada değerlendirmeyi tercih ediyor. Görüşme sonrası yayımlanan 31 maddelik ortak bildiri incelendiğinde öne çıkan savunma sanayi iş birliği, yatırım ve ticaret hacminin arttırılması, enerji ve bölgesel güvenlik başlıkları bu doğrultuda değerlendirilmelidir. Güvenlik alanıyla ilgili maddelerinde klasik askerî ittifak çağrışımı yapacak ortak tehdit tanımı, karşılıklı savunma taahhüdü gibi ifadelerden kaçınılmış; terörle mücadele, savunma sanayii alanlarında teknik iş birliği ve kapasite geliştirme gibi proje bazlı başlıklara yer verilmiştir. İki ülkenin ittifak ilişkisine dönüştürmeden savunma sanayi ve güvenlik alanında yakınlaşmak istediği anlaşılıyor. Bu sayede Suudi Arabistan güvenlik tedarikini çeşitlendirerek ABD’ye olan bağımlılığını azaltmayı hedeflerken; Türkiye güçlenen savunma sanayiini diplomatik ve ekonomik bir enstrüman olarak konumlandırma fırsatı elde ediyor.[19]

Suriye’de Birlik ve Toprak Bütünlüğü Mesajı: Suriye’de hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri arasında yürütülen uzlaşma girişimlerine değinen Erdoğan, Türkiye’nin önceliğinin ülkenin toprak bütünlüğünü korumak ve ulusal birliği güçlendirmek olduğunu ifade etti. Erdoğan, Suriye’nin terör örgütlerine alan açmayan ve tüm toplumsal kesimleri eşit vatandaşlık temelinde kapsayan bir yapıya kavuşmasının bölgesel istikrar açısından kritik olduğunu vurgulamıştır.

Sudan’da Diplomasi ve İnsani Yardım: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan’da devam eden çatışmaların sona erdirilmesi için Türkiye’nin diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü söyledi. Türkiye’nin Sudan’da insani yardım faaliyetlerini artırdığını belirten Erdoğan, 12 bin 600 ton yardım malzemesi ve 30 bin çadır gönderildiğini açıkladı.

Erdoğan, TİKA ofisinin ve Ziraat Bankası şubesinin açılması ile Türk Hava Yolları uçuşlarının bölgesel bağlantıyı güçlendirdiğini ifade etmiştir.

Somaliland Krizi ve Somali’ye Destek: Erdoğan, İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının meşru olmadığını belirterek Türkiye’nin Somali’nin toprak bütünlüğünü savunmaya devam edeceğini söyledi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu hükümetinin attığı adımların Afrika Boynuzu’nda istikrarı tehdit ettiğini dile getirmiştir.

ABD-İran Geriliminde Arabuluculuk Mesajı: Erdoğan, ABD ile İran arasında yaşanan gerilimin bölgesel güvenlik açısından risk oluşturduğunu belirterek Türkiye’nin diplomasi ve diyalog yoluyla çözüm arayışını desteklediğini ifade etti. Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile koordinasyon halinde arabuluculuk girişimlerini sürdürdüğünü belirten Erdoğan, bölgede yeni bir savaş ihtimalinin önlenmesi gerektiğini söylemiştir. [20]

Türkiye Mısır İlişkilerinde Stratejik Ortaklık 

“Bölgemiz çok hızlı bir şekilde krizlere ve çalkantılara gebe kalıyor. Türkiye ile bu iş birliğini derinlemesine pekiştirmemiz lazım ki, bölgede) sürdürülebilir siyasi çözümlere bir an önce ulaşabilelim. Türkiye ile hem bölgesel hem uluslararası iki ülkeyi ilgilendiren konularda iş birliğini artıracağız”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi[21]

Türkiye ve Mısır arasındaki yakınlaşmanın etkileri Libya’nın ötesine de uzandı. İki ülke, Gazze’deki İsrail askeri operasyonlarına karşı ortak bir tavır aldı ve Sudan’daki iç savaşta da benzer çıkarları paylaşıyorlar. Trump’ın Gazze ateşkes imza töreni Mısır Şarm El-Şeyh Barış Zirvesi’nde imzalandı. 35 ülke liderinin katıldığı zirvede BARIŞ MASASINDA 4 LİDER ÖNDE, anlaşmaya imzayı Trump, garantör ülke olarak Erdoğan, Sisi ve El Sani atmıştı.[22]  Türkiye ile Mısır arasında son iki yılda yeniden ivme kazanan diplomatik normalleşme süreci, 4 Şubat 2026’da Kahire’de düzenlenen “Türkiye–Mısır Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi” ikinci toplantısıyla kurumsal ve stratejik bir çerçeveye kavuşmuş görünmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin ortak basın toplantılarında verdikleri mesajlar, ilişkilerin yalnızca ikili düzeyde değil, bölgesel jeopolitik denklemler bağlamında da yeni bir safhaya girdiğine işaret etmektedir. Bu toplantının en dikkat çekici yönü, tarafların ilişkileri “normalleşme”nin ötesine taşıyarak “çok boyutlu bir stratejik ortaklık” çerçevesine oturtma iradesini açık biçimde ortaya koymalarıdır. [23]


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 4 Şubat’ta yaptığı Kahire ziyareti sırasında iki ülke savunma bakanları askeri çerçeve anlaşması imzalamıştır. Türkiye ile Mısır’ın imzaladığı bu çerçeve anlaşması,  Doğu Akdeniz’de önemli askeri güce sahip iki ülkenin gelecekte askeri işbirliğini derinleştirmesinin yolunu açması açısından dikkat çekici bir gelişme olarak görülüyor. Türkiye, NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip ve son dönemde özellikle deniz kuvvetlerine yaptığı yatırımla Akdeniz ve Afrika’da etkinliğini artırma arayışında. Türkiye ve Mısır arasında yapılan anlaşma, Doğu Akdeniz’de son dönemde Türkiye aleyhine gelişen güç denkleminin değişmesi ve dengelenmesi açısından da önemli. Mısır, Türkiye ile ilişkilerin soğuk olduğu dönemde Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan ile askeri iş birliğinin geliştirmiş ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de katılımıyla Yunanistan ile askeri tatbikatlar gerçekleştirmişti. Askeri iş birliği kadar önemli bir başka adım da Yunanistan ve Mısır’ın Akdeniz’de deniz yetkilendirme anlaşmasını imzalamış olmalarıydı.

Aynı dönemde Türkiye’nin yer almadığı EastMed Forum oluşturulmuş ve Doğu Akdeniz’de İsrail, Kıbrıs Cumhuriyeti ve Mısır’ın çıkardığı doğalgazın ortak bir boru hattıyla Avrupa’ya taşınması projesi gündeme gelmişti. Doğu Akdeniz’de Türkiye açısından dikkatle izlenen diğer bir askeri eksen ise Yunanistan-Kıbrıs Cumhuriyeti ve İsrail arasında gelişti. Üç ülkenin askeri işbirliğini derinleştirmeleri, İsrail’in özellikle Yunanistan’a Ege adalarına konuşlandırmak üzere gelişmiş füze sistemleri satması Ankara’nın tepkisini çeken gelişmeler oldu. Türkiye’nin Mısır ile imzaladığı askeri iş birliği anlaşmasının Doğu Akdeniz’de bu adımların atıldığı bir döneme denk gelmesi açısından da önemi bulunuyor.[24] İki ülke, Sudan, Somali, Kızıldeniz güvenliği, Filistin sorunu ve Libya gibi yakınlaşmalarından olumlu etkilenecek birçok konuda ortak zemine sahiptir. Kahire ve Ankara, her biri kendi yöntemleri, etkisi ve yetenekleri doğrultusunda, bölgesel çatışmaların ve kronik krizlerin ateşini söndürmek için çalışmaktadır.

Orta Doğu yaralarından muzdariptir ve bu nedenle her iki başkent de onu yıkıcı rekabet arenasından yapıcı iş birliği laboratuvarına dönüştürmeye çalışmaktadır.[25] Mısır lideri Sisi ile ortak basın toplantısı düzenleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran’a yapılacak dış müdahalenin tüm bölge için risk olduğunu söylerken, “Sorunların diplomatik yollarla çözümü önemlidir” demiştir. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah Sisi de “Mısır, Afrika kıtasında Türkiye’nin birinci ortağı sayılabilir. Biz ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkarmak için var gücümüzle çalışacağız. Bölgemiz çok hızlı şekilde krizlere gebe, çok olaylar meydana gelmektedir. Derinlemesine bu iş birliğini pekiştirmemiz lazım” ifadelerini kullanmıştır. [26]

Türkiye-Mısır yakınlaşmasının en belirgin stratejik sonuçlarından biri, Doğu Akdeniz jeopolitiğinde ortaya çıkmaktadır. Akdeniz havzasında uzun kıyı şeritlerine ve tarihsel denizcilik birikimine sahip olan bu iki aktör, geçmiş dönemde Libya eksenli rekabet ve enerji projeleri üzerinden karşıt konumlarda yer almıştı. Bu süreçte Türkiye’nin bölgesel enerji denkleminden dışlanması, Mısır’ın ise alternatif ittifaklar içinde konumlanması dikkat çekmişti. Son dönemde yaşanan gelişmeler; deniz ticareti, taşımacılık ve deniz güvenliği konularının öne çıkarılması, iki ülkenin Akdeniz’de çatışmacı değil tamamlayıcı bir strateji geliştirmeye yöneldiğini göstermektedir. Mısır’ın enerji dağıtım merkezi olma hedefi ile Türkiye’nin doğal olarak bir enerji geçiş koridoru niteliği taşıması, bölgedeki diğer aktörlerin tek taraflı girişimleri karşısında daha dengeli bir güç dağılımının ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durum, Doğu Akdeniz’de güç dengelerinin yeniden dizayn edildiği bir sürece işaret etmektedir.

Somali’de Terörle Mücadelede Türk Askeri Gücü  

“Somali’nin birlik ve bütünlüğünün her şart altında muhafazası bizim için öncelikli meseledir. İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararı gayrimeşrudur ve kabul edilemez. “

 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan[27]

Türkiye’nin Somali politikasının temelinde iki tarafın ekonomik çıkarlarını büyütmek var. Petrol, uzay teknolojisi ve altyapı gibi başlıklarda yürüyen iş birliği, Ankara’nın bölgede geçici değil, uzun soluklu bir varlık hedeflediğini göstermektedir. Somali, uzun süredir korsanlık, düzensiz göç ve insan kaçakçılığı ile terör tehdidiyle mücadele ediyor. El Kaide’nin Doğu Afrika kolu olan terör örgütü Eş-Şebab, merkezi hükümet için en büyük güvenlik tehdidi olmayı sürdürüyor. Somaliland ve Puntland yönetimlerinin merkezi hükümetten bağımsız hareket etme girişimleri, Etiyopya ile yaşanan liman ve egemenlik tartışmaları ile Afrika Boynuzu’nda artan dış aktör rekabeti, ülkedeki kırılganlığı derinleştiriyor.[28] Türkiye, askeri varlığını Afrika Boynuzu’na taşıyarak Somali’ye F-16 savaş uçakları konuşlandırdı. Eş-Şebab ile mücadeleye destek verecek uçaklar, Türk pilotlar tarafından komuta edilecek ve bölgesel dengeleri değiştirecek.[29]

Türkiye’nin, bir diğer stratejik nokta olan Bab’ül Mendep Boğazı’nın olduğu Afrika Boynuzu’nda etkisini artırmak istemesi değerlendirilmiştir. Etiyopya, Eritre ve Cibuti’yi çevreleyen Somali, enerji güvenliği, uluslararası ticaret ve coğrafi konumu açısından Afrika Boynuzu’nun en önemli ülkelerinden biridir. Türkiye’nin Somali ile diplomatik, ekonomik, insani ve kalkınma yardımlarının yanı sıra güvenlik ve stratejik iş birlikleri aracılığıyla Somali’de çok boyutlu ve derinleşen bir ilişki inşasına paralel olarak, Ankara’nın bu süreçte bölgedeki jeostratejik etkisini artırdığı gözlemlenmektedir. Nitekim, 2000’li yıllarda daha yakın hale Türkiye-Somali ilişkileri, 2011 yılında Somali’de meydana gelen kıtlıkla birlikte belirgin bir şekilde yoğunlaşmıştır. 2010’da gerçekleştirilen üst düzey katılımlı İstanbul Somali Konferansı’nın ardından 2012’de ekonomik ve diplomatik alana genişleyen ilişkiler, 2013-2016 tarihlerinde “New Deal-Yeni Düzen” süreciyle birlikte siyasi, iktisadi, askeri ve insan haklarına yönelik destekler olarak devam etmiştir.[30]

Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nin stratejik suları geçtiğimiz günlerde yeniden bir gerilim noktasına dönüştü. Son gelişmeler, halihazırda kırılgan olan dengeleri bozabilecek tehlikeli bir gerilime ve uluslararası yatırımların bilinçli biçimde hedef alınabileceğine işaret ediyor. İsrail, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ne erişimi bölgesel stratejisinin merkezine alırken, Türkiye de enerji, altyapı ve uzay teknolojisini kapsayan uzun vadeli projelerle Somali’deki varlığını güçlendiriyor. İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının ardından Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud Türkiye’ye kritik bir ziyaret düzenlemiştir. Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nin stratejik suları geçtiğimiz günlerde yeniden bir gerilim noktasına dönüştü. Son gelişmeler, halihazırda kırılgan olan dengeleri bozabilecek tehlikeli bir gerilime ve uluslararası yatırımların bilinçli biçimde hedef alınabileceğine işaret ediyor. [31] İsrail, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ne erişimi bölgesel stratejisinin merkezine alırken, Türkiye de enerji, altyapı ve uzay teknolojisini kapsayan uzun vadeli projelerle Somali’deki varlığını güçlendiriyor. İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararının ardından Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud Türkiye’ye kritik bir ziyaret gerçekleştirmiştir. [32]Somali Cumhurbaşkanı Mahmud, İsrail’in Somaliland’i tanıma kararının Somali’nin toprak bütünlüğüne açık saldırı olduğunu vurgulayarak, “Bu adım, Somali’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne müdahaledir. Aynı zamanda Afrika’yı, Kızıldeniz’i ve küresel ticareti etkileyen ciddi bir güvenlik sorunudur.Bölgede olası bir İsrail askeri üssüne kesinlikle izin vermeyeceklerini”açıklamıştır. [33]” ifadelerini kullanmıştır. Mahmud, İsrail’in Somaliland’i tanıma kararını Somali’nin egemenliğine açık bir saldırı olarak nitelendirerek, bölgede olası bir İsrail askeri üssüne kesinlikle izin vermeyeceklerini söyledi.

Somali semalarında görev yapan Türk F-16 savaş uçaklarının varlığı, Mogadişu ve çevresindeki halka güven hissi verdi. Gösteri uçuşlarıyla birlikte yerel halkın moral ve güven duygusunda artış yaşanırken hem bölgesel hem uluslararası aktörlerin dikkatini çeken bir mesaj ortaya koyuldu. Türk F-16’larının Somali’de konuşlandırılması, ülkenin kuzeydoğusunda artan El-Şebab tehdidi başta olmak üzere, bölgesel istikrarı tehlikeye atan unsurlara karşı caydırıcı unsurların güçlendirilmesi amacıyla değerlendiriliyor. Yerel yönetim temsilcileri, bu uçakların moral etkisinin yanı sıra fiili güvenlik hissiyatını da artırdığına dikkat çekti. Türkiye’nin enerji yatırımları anlaşmaları yaptığı Somali semalarında dün Türk F-16 savaş uçaklarının devriye uçuşu yaptığı görüntüler sosyal medyada yayınlandı. Türk uçaklarının Mogadişu semalarındaki uçuşu bölge halkı tarafından sevinçle karşılandı.[34] Milli Savunma Bakanlığı (MSB) açıklamasında Somali’deki hava kuvvetlerinin yeni görevlendirmelerle güçlendirildiğini doğrulamıştır. MSB kaynakları “Somali’de konuşlu Somali-Türk Görev Kuvveti ile Hava Unsur Komutanlığı, askeri yardım, eğitim ve danışmanlık faaliyetleriyle Somali’nin terörle mücadele kapasitesinin geliştirilmesine katkı sunmayı sürdürmektedir. Somali’deki Hava Unsur Komutanlığımız yeni görevlendirmelerle güçlendirilmiştir. Yeni görevlendirilen unsurlarımız da Somali’nin terörle mücadelesine katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullanmıştır. [35] Somali Savunma Bakanı Ahmed Moalim Fiqi, Türkiye’nin Somali’ye F-16 savaş uçakları konuşlandırdığına ilişkin resmî açıklama yaptı. Açıklamada, Türk F-16’larının Mogadişu semalarında görev uçuşları gerçekleştirdiği ve konuşlandırmanın Somali ordusuna destek kapsamında yapıldığı belirtilmiştir. [36]

Askerî açıdan bakıldığında, Türk F-16’larının Somali hava sahasına girmesi, daha önce insansız hava araçlarıyla sınırlı olan hava desteğini niteliksel olarak üst bir seviyeye taşıyor. İnsanlı savaş uçakları; daha yüksek taşıma kapasitesi, hızlı reaksiyon ve caydırıcılık gibi avantajlar sunuyor. Doğrulanmış saldırı görevleri olmasa dahi, jetlerin varlığı El-Şebab’ın hareket kabiliyetini kısıtlayan ciddi bir belirsizlik unsuru yaratıyor. F-16 konuşlandırması, Türkiye’nin aynı hafta içinde El-Şebab’a karşı ilk belgelenmiş doğrudan kara harekâtına katılımının hemen ardından geldi. Orta Şabelle bölgesinde, Qorilow üssüne yaklaşık 20 kilometre mesafedeki Jabad-Godane yakınlarında Somali güçleri, El-Şebab mevzilerini hedef alan yoğun bir topçu bombardımanı başlattı. Türkiye’nin bu adımı, Somaliland’ın ayrılıkçı sürecine karşı Somali’nin toprak bütünlüğüne verdiği desteğin askerî düzeyde de teyidi olarak yorumlanıyor. F-16 konuşlandırması ve doğrudan muharebe katılımı, Ankara’nın yalnızca diplomatik değil, sahada da denge belirleyici bir aktör olma iradesini ortaya koyuyor. Bu hamle, İsrail ve olası diğer aktörlere, Somali birliğini zayıflatacak girişimlere karşı aktif direnç gösterileceği mesajını da içeriyor. [37]

Sonuç

Başkan Trump’ın yayınladığı ABD stratejik planda ABD’nin Türkiye ve Suudi Arabistan ve Mısır’ı Ortadoğu’nun geleceğinde önemli aktör görüyor. Bu bağlamda, Küresel stratejik düşünce kuruluşları ve diplomatik çevreler, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır beraberliğinin 21. yüzyılın çok stratejik bir varlığı olacağını değerlendiriyorlar. [38] Ziyaretler, Gazze merkezli krizler ve güvenlik belirsizlikleri karşısında Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır arasında bölgesel bir sahiplenme ve iş birliği mimarisinin kurulduğunu gösteriyor. Savunma ve Enerji Ortaklığı: Suudi Arabistan ile KAAN savaş uçağı ve yenilenebilir enerji (5 bin megavatlık rüzgâr/güneş santrali) alanında imzalanan anlaşmalar, ilişkinin ekonomik boyuttan stratejik/güvenlik boyutuna geçtiğini teyit ediyor. Ekonomik Entegrasyon ve Yatırım: Mısır’ın dış yatırım/turizm ihtiyacı ile Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 hedefleri, Türkiye’yi ortak bir ekonomik partner olarak konumlandırıyor.

Arabulucu ve Dengeleyici Rol: Türkiye, Körfez ve Doğu Akdeniz hattında istikrar sağlayıcı, krizlerde arabulucu ve güvenlik tedarikçisi rolünü güçlendirerek, Orta Doğu’da dış aktörlere olan bağımlılığı azaltmayı amaçlıyor. Siyasi Yakınlaşmanın Kalıcılığı: İş forumları ve somut yatırımlarla siyasi yakınlaşma ekonomik zemine oturtularak ilişkilerin kalıcı hale getirilmesi hedefleniyor. Bu ziyaretler, Türkiye’nin bölgesel krizlerde inisiyatif alan, ekonomik ve savunma ortaklıklarıyla jeopolitik ağırlığını artıran bir aktör olduğunu gösteriyor.

Kaynak: C4Defence


Kaynakça

[1] https://www.yeniasir.com.tr/yazarlar/bulent-erandac/2026/02/06/erdoganin-ziyaretlerinden-stratejik-sonuclar

[2] https://tr.investing.com/news/politics-news/cumhurbaskan-erdogan-yeni-yln-ilk-diplomatik-turu-kapsamnda-suudi-arabistan-ve-msra-gidiyor-3742883

[3] https://www.aa.com.tr/tr/analiz/cumhurbaskani-erdogan-in-suudi-arabistan-ve-misir-ziyaretleri-bolgesel-guvenlik-mimarisinde-yeni-bir-asama-mi/3817505

[4] https://tabyadijital.com/turkiyeyi-kusatma-girisimi-ve/

[5] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/msbden-steadfast-dart-26-tatbikati-aciklamasi-43102629

[6] https://habergo.com.tr/haber/155622/turk-silahli-kuvvetleri-almanya-ya-es-zamanli-hava-ve-deniz-intikali-ile-guc-projeksiyonunu-sergiledi.html

[7] https://www.milliyet.com.tr/dunya/son-dakika-yunan-bakan-dendiastan-turkiye-saskinligi-nereye-gitsem-turk-varligiyla-karsilastim-7533235

[8] https://www.aa.com.tr/tr/gundem/yunanistan-basbakani-micotakis-11-subatta-turkiyeyi-ziyaret-edecek/3821371

[9] https://www.chathamhouse.org/2026/01/irans-internet-shutdown-signals-new-stage-digital-isolation

[10] https://tr.euronews.com/2026/02/06/abd-iran-gorusmeleri-ummanda-basliyor-nukleer-program-gundemde

[11] https://giynikgazetesi.com/abd-ve-iran-arasindaki-gorusmeler-sonrasi-trumptan-ilk-aciklama/

[12] https://www.bbc.com/turkce/articles/cpwnw99g54xo

[13] https://www.sde.org.tr/cevher-sulul/genel/asker-mudahale-rejim-degisikligi-ve-iran-gercegi-kose-yazisi-62891

[14] https://www.sde.org.tr/analiz/turkiye-vizyonu-2026-ve-tarihsel-bir-donum-noktasi-analizi-62912

[15]https://m5dergi.com/strateji-analiz/cumhurbaskani-erdoganin-suudi-arabistan-ve-misir-ziyaretleri-bolgesel-guvenlik-mimarisinde-yeni-bir-asama-mi/

[16] https://www.aa.com.tr/tr/gundem/cumhurbaskani-erdogan-kaan-icin-suudi-arabistan-ile-ortak-yatirim-soz-konusu/3821110#

[17]https://www.habername.com/haber-bolgemizin-ihtiyaci-olan-sey-ortak-akil-ve-ortak-sorumluluk-temelinde-265977.htm

[18]https://www.indyturk.com/node/772284/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/t%C3%BCrkiye-suudi-hatt%C4%B1nda-yeni-denklem-gazze%E2%80%99den-somali%E2%80%99ye-uzanan

[19]https://www.tercuman.com/yorum/turkiye-suudi-arabistan-yakinlasmasi-konjonkturel-uyum-mu-bolgesel-duzen-arayisi-mi-1584

[20]https://www.sde.org.tr/ortadogu/erdogan-turkiye-suudi-arabistan-ortakligi-bolgesel-istikrarin-anahtarlarindan-biri-haberi-62928

[21] https://www.bbc.com/turkce/articles/c4grn99pn2xo

[22]https://www.yeniasir.com.tr/yazarlar/bulent-erandac/2026/01/27/erdoganin-stratejik-suudi-arabistan-ve-misir-ziyaretleri

[23] https://orsam.org.tr/yayinlar/dogu-akdeniz-kizildeniz-hattinda-yeni-diplomatik-eksen-turkiye-misir-yakinlasmasi-mi/

[24] https://www.bbc.com/turkce/articles/c4grn99pn2xo

[25] https://www.tarihistan.org/misir-ve-turkiye-calkantili-bir-bolgede-gelecege-yonelik-bir-ortaklik/39233

[26] https://www.bbc.com/turkce/articles/ckgxe71d600o

[27] https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdogan-somalinin-birlik-ve-butunlugunun-her-sart-altinda-muhafazasi-bizim-icin-oncelikli-meseledir

[28] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/afrika-boynuzuna-turk-korumasi-43100462

[29]https://www.haber7.com/dunya/haber/3601757-abd-basinindan-dikkat-ceken-turkiye-analizi-f-16lar-somali-semalarinda

[30] Duygu Atakul: ‘’ SOMALİ’NİN TÜRKİYE İÇİN JEOSTRATEJİK ÖNEMİ’’, SAKARYA İKTİSAT DERGİSİ CİLT 13, SAYI 3, 2024, ss. 324-348i

[31] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/afrika-boynuzuna-turk-korumasi-43100462

[32] https://www.aa.com.tr/tr/analiz/israilin-somaliland-hamlesi-hedefte-turkiye-mi-var/3783687

[33]https://m.aksam.com.tr/dunya/turk-f-16lari-bolgede-havalanmisti-dost-ulkeden-israile-askeri-us-resti/haber-1641590

[34] https://www.aksam.com.tr/guncel/turk-f-16lari-mogadisuda/haber-1640394

[35] https://haber.sol.org.tr/haber/goruntuler-dogrulandi-turkiye-somaliye-f-16-savas-ucaklari-gonderdi-406065

[36] https://haber.aero/aero-gundem/turk-f-16lari-somali-semalarinda/

[37] https://www.airlinehaber.com/turkiye-somaliye-f-16-konuslandirdi-askeri-varlikta-yeni-asama/

[38] https://www.yeniasir.com.tr/yazarlar/bulent-erandac/2026/01/27/erdoganin-stratejik-suudi-arabistan-ve-misir-ziyaretleri

Önceki Haber

HAVELSAN ile Suudi Arabistanlı Şirketler Arasında 5 Anlaşma

Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın

Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın

  • Trendler
  • Son Haberler
Türk Harp Donanması Tarihinin En Güçlü Dönemine Girdi…

Türk Harp Donanması Tarihinin En Güçlü Dönemine Girdi…

1 Ocak 2026
Hava Kuvvetlerinin Stratejik Aklı HVBS’ye MilSOFT Dokunuşu

Hava Kuvvetlerinin Stratejik Aklı HVBS’ye MilSOFT Dokunuşu

24 Ekim 2025
Nurol Makina, Gelecek Beş Yılda Küresel Pazardaki Konumunu Güçlendirmeyi Hedefliyor

Nurol Makina, Gelecek Beş Yılda Küresel Pazardaki Konumunu Güçlendirmeyi Hedefliyor

20 Kasım 2025
İki Tarihi Müttefik Almanya-Türkiye İlişkilerinde Değişen Jeopolitik ve Güvenlik Sratejileri ve Şansölye Friedrich Merz’in Ankara Mesajlarını Okumak

İki Tarihi Müttefik Almanya-Türkiye İlişkilerinde Değişen Jeopolitik ve Güvenlik Sratejileri ve Şansölye Friedrich Merz’in Ankara Mesajlarını Okumak

31 Ekim 2025
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Riyad'da düzenlenen resmi törende, Şubat 2026.

Türkiye’nin Doğu Akdeniz-Kızıldeniz-Basra Körfezi Ekseninde Yeni İttifak Arayışları: Bölgesel Güvenlik Mimarisinin Mesajları mı?  

10 Şubat 2026
HAVELSAN, World Defense Show kapsamında 5 farklı şirketle iş birliği anlaşması imzaladı.

HAVELSAN ile Suudi Arabistanlı Şirketler Arasında 5 Anlaşma

9 Şubat 2026
Roketsan’ın Suudi Arabistan’daki World Defense Show (WDS 2026) fuarında yer alan standı ve sergilenen yerli füze sistemleri genel görünümü

Roketsan ve 15 İş Ortağı WDS 2026’da Ürünlerini Sergiliyor

9 Şubat 2026
Patria Linnavuori tesis lobisinde sergilenen restore edilmiş Pratt & Whitney R-1535 Twin Wasp Jr uçak motoru.

Göl Dibinden F-35 Teknolojisine

9 Şubat 2026
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman Riyad'da düzenlenen resmi törende, Şubat 2026.
Makaleler

Türkiye’nin Doğu Akdeniz-Kızıldeniz-Basra Körfezi Ekseninde Yeni İttifak Arayışları: Bölgesel Güvenlik Mimarisinin Mesajları mı?  

10 Şubat 2026
HAVELSAN, World Defense Show kapsamında 5 farklı şirketle iş birliği anlaşması imzaladı.
Fuar

HAVELSAN ile Suudi Arabistanlı Şirketler Arasında 5 Anlaşma

9 Şubat 2026
Roketsan’ın Suudi Arabistan’daki World Defense Show (WDS 2026) fuarında yer alan standı ve sergilenen yerli füze sistemleri genel görünümü
Fuar

Roketsan ve 15 İş Ortağı WDS 2026’da Ürünlerini Sergiliyor

9 Şubat 2026
Patria Linnavuori tesis lobisinde sergilenen restore edilmiş Pratt & Whitney R-1535 Twin Wasp Jr uçak motoru.
Savunma Sanayi Sistemleri

Göl Dibinden F-35 Teknolojisine

9 Şubat 2026
Daha Fazla Göster
C4Defence

Mildata Ltd. © 2012–2025

Türkiye’nin ilk online savunma dergisi. Turkey’s first online defence magazine.

Bizi Takip Edin Follow Us

Sonuç Bulunamadı
Tüm Sonuçları Göster
  • Ana Sayfa
  • Haberler
    • Son Haberler
    • Dergiden Haberler
    • Fuar
  • Savunma Sanayi Sistemleri
    • Türk Savunma Sanayi
    • Kara Araçları
    • Hava Araçları
    • Deniz Araçları
    • Projeler
    • İhracat
    • Uzay
  • Modernizasyon Sistemleri
    • TSK Modernizasyon
    • SSB Projeleri
    • MSB Projeleri
    • Askeri Projeler
    • Robotik Sistemler
    • Yardımcı ve Alt Sistemler
  • Makaleler
    • Sami Atalan
    • Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın
    • Prof. Dr. Mehmet Eryılmaz
  • Dergiler
  • Hakkımızda
    • Künye
    • KVKK Aydınlatma Metni
  • Menü ögesi
  • Türkçe
  • English

Mildata Ltd. © 2012–2025