Aralık ayı geldiğinde genellikle geçtiğimiz yılın bir değerlendirmesini yapmaya başlarız. Karadeniz havzasında devam eden savaş, yeniden alevlenen Kamboçya–Tayland sınır çatışmaları, Afrika kıtasındaki savaşlar ve insanlık dışı çatışmalar ile Orta Doğu bölgesinde bitmek bilmeyen savaşlar gösteriyor ki, 2025 yılına bakıldığında aslında 1945 Mayıs sonrası en istikrarsız dönemi yaşıyoruz. ABD’nin dünya jandarması olacağını yıllar önce söyleyenler nerede şimdi? Sonuçta bugün savaş çığırtkanlığı yapanlar ise aramızda, tanıyoruz.
Güney Amerika kıtası kalmıştı; yılın son aylarında onlar da küresel çatışma ortamına dahil oldular…
Aslında daha optimist bir başyazı hazırlamıştım ancak gündem buna imkân tanımadı. Dünyada hızla yükselen Türk harp donanmasını ve büyük projelerinin getirilerini ele almıştım. Millî harp gemilerinin sınırlarımız ötesinde beğeni kazanması, niteliklerinin ve sayılarının artırılması, değişen geleneksel Türk denizcilik vizyonunu ön plana çıkarıyor. Akdeniz ülkeleri arasında su altı ve su üstünde en yüksek vurucu güce erişmiş olan Türkiye, Barbaros Hayrettin Paşa’dan sonra tarihinin en büyük donanmasını günümüzde oluşturdu.
Vurucu güç kavramı, bir bütünün göstergesi olup yalnızca belirli sayıda muhrip ya da sınırlı sayıda denizaltı hesabından ibaret değildir. Çok amaçlı sınıflardan oluşan, görevlerine göre icra kabiliyetlerine sahip ve yeterli sayıda geminin mevcudiyeti esas alınmalıdır. Kısaca; amfibi ve mayın harbi dâhil olmak üzere, hava/uzay destekli, su üstü ve su altı savaşa hazır bir donanmadan söz ediyoruz. Elektronik harp bu yapının önemli bir parçası olmakla birlikte Türk harp donanması ilave elektronik kabiliyetleri sayesinde diğer NATO ülkeleriyle müşterek harekât imkânlarına da sahiptir.
Cumhuriyet tarihinin en güçlü savaş donanmasına rota çizen Türkiye, Mavi Vatan ve açık deniz vizyonuyla bağdaşan caydırıcı adımlar atıyor.
“Savaşlar denizlerde başlar” kavramı çok eskilere dayanır ve korsanlık, tarih boyunca bir devlet politikası olarak var olmuştur. Savaş olmayan çatışma ortamları ise gri bölge olarak tanımlanan doktrin içerisinde yer alır.
Bir gün ihtiyaç doğar ve hazır değilseniz, Venezuela’nın durumuna düşebilirsiniz. ABD gibi güçlü hükümetler, hiçbir hukuksal dayanağı olmayan ablukalar ilan edebilir.
Aslında bu kararı hızlandıran etken, gazetecilerin meraklı sorularına cevap vermek zorunda kalan Başkan Trump’ın, “iyi bir gerekçeyle” ifadesini kullanması oldu. Bunun nedeni, 11 Aralık günü durdurulan ve el konulan tanker gemisidir. Birkaç günlük değerlendirme sürecinin ardından, 15 Aralık’ta ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’ya veya bölgeye giriş ve çıkış yapan “yaptırım altında” bulunan tüm gemiler için yine kendi ifadesiyle “tam ve eksiksiz bir abluka emri” verdiğini duyurdu. Özellikle muallakta kalan ifadelerin kullanılması bilinçli olarak tercih edilerek, amacına göre her yöne çekilebilecek anlamlara izin verilmiştir.
Sami Atalan’ın kaleme aldığı makalenin devamı: Türk Harp Donanması Tarihinin En Güçlü Dönemine Girdi…
Kaynak: C4Defence





































