Türkiye savunma, havacılık ve uzay sanayii son on yılda yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kalite altyapısı, sertifikasyon derinliği ve küresel entegrasyon kabiliyetiyle tanımlanan yeni bir evreye girdi. Bu dönüşümün sahadaki karşılığı, ASELSAN ev sahipliğinde gerçekleştirilen Üçüncü Milli Havacılık Endüstrisi Çalıştayı’nda net biçimde ortaya kondu. Çalıştay, platform üretiminden süreç olgunluğuna, tedarik zinciri yönetiminden insan kaynağına uzanan bütüncül bir sanayi modelinin artık kurumsallaştığını gösterdi.
Bu modelin merkezinde yer alan yapı ise SAHA MİHENK oldu. Bir metalin saflığını test eden referans taşını ifade eden “mihenk” kavramı, Türkiye savunma sanayiinde kaliteyi ölçen stratejik bir mekanizmaya dönüşmüş durumda. MİHENK artık yalnızca sertifikasyon süreçlerini yöneten bir yapı değil; üretilebilirlik seviyesini, süreç disiplinini ve uluslararası rekabet eşiğini belirleyen bir referans sistemi olarak konumlanıyor.
Standartlardan Ekosisteme: SAHA MİHENK’in Kurumsal Evrimi
SAHA İstanbul’un 2017’de hayata geçirdiği yapı kısa sürede yerel koordinasyon mekanizmasından küresel kalite ağlarına entegre bir yönetişim modeline evrildi. 2020’de EAQG üyeliği ile uluslararası temsil sağlandı, 2021’de Türkiye Bölgesel Yönetim Yapısı olarak tanınma sertifikasyon süreçlerinde yerel otoriteyi mümkün kıldı. 2022’de TÜRKAK akreditasyonu ve Türk Loydu’nun yerli sertifikasyon kuruluşu olarak konumlanması kalite altyapısının millileştiğini gösterdi. Aynı yıl ROKETSAN’ın ilk yerli AS9100 belgesini alması dönüşümün sembolik eşiklerinden biri oldu.
Uzay forumuna katılım, savunma forumuna entegrasyon ve sektörel farkındalık çalıştayları kalite perspektifini sanayinin tüm katmanlarına yaydı. 2025’te Milli Havacılık Endüstriyel Kümelenmesi olarak yeniden yapılandırılan SAHA MİHENK, eğitim sağlayıcı modelinden insan kaynağı geliştirmeye, ihracat odaklı iş birliklerinden sürdürülebilir sertifikasyon altyapısına kadar geniş bir fonksiyon üstlenmeye başladı.
ASELSAN Çelik Kubbe’de verilen ana mesaj bu nedenle açıktı: Türkiye artık teknoloji geliştiren değil ölçekli üretim yapan bir ekosisteme dönüşüyor ve rekabet süreç olgunluğu üzerinden şekilleniyor.
Onuncu Yılın Eşiğinde SAHA: Ölçekten Kimliğe
Bu kurumsal dönüşümün küresel vitrini SAHA EXPO oldu. Onuncu yılını geride bırakan organizasyon klasik fuar modelinden uzaklaşarak ekosistem temelli bir platforma dönüştü. Büyük ana yüklenicilerden KOBİ’lere, start-uplardan akademiye kadar sektörün tüm katmanlarını kapsayan yapı, Türkiye’nin savunma sanayii büyümesini küresel ağlara bağlayan stratejik bir mekanizma haline geldi.
2018’den bu yana sergi alanında yirmi kat, katılımcı sayısında yaklaşık on kat, ziyaretçi sayısında ise on bir kat büyüme organizasyonun ölçek sıçramasını ortaya koydu.
Küresel Lig ve Konumlanma
SAHA EXPO’nun ulaştığı ölçek, organizasyonu Eurosatory, Farnborough Airshow, IDEX, Singapore Airshow, World Defense Show ve DIMDEX gibi köklü fuarlarla aynı ligde konumlandırıyor. Ancak SAHA modelini farklılaştıran unsur platform vitrini değil ekosistem yaklaşımı. Ana yükleniciler, tedarik zinciri, start-uplar ve akademinin aynı sahnede yer aldığı yapı fuarı bir teknoloji sergisinden üretim ve iş birliği platformuna dönüştürüyor. 1700’ü aşan katılımcı, 140’tan fazla ülke ve genişleyen uluslararası OEM varlığı bu konumlanmayı pekiştiriyor.
SAHA EXPO 2026: Rekorların Sistematiği
5–9 Mayıs 2026’da İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek organizasyon büyümenin sistematik hale geldiğini gösteriyor. 100 bin metrekareyi aşan sergi alanı, 1700’ün üzerinde katılımcı firma, 140’tan fazla ülke, 120 resmi heyet ve yaklaşık 150 bin ziyaretçi hedefi fuarın küresel konumunu netleştiriyor. 25 binin üzerinde B2B görüşme, 150’den fazla imza töreni ve 300’e yaklaşan ürün lansmanı beklentisi ticari etkiyi büyütüyor. Anlaşma hacminin 8 milyar dolar seviyesine ulaşması öngörülüyor.
KAYNAK: C4Defence






































