Kıtalar arası bir devlet olan Mısır’ın topraklarının büyük bölümü kuzeydoğu Afrika’da yer alır; güneybatı Asya’ya uzanan Sina Yarımadası ise bir kara köprüsü oluşturur. Ayrıca ülke hem Akdeniz’e hem de Kızıldeniz’e kıyıya sahiptir.
Modern dönemde Mısır’ın siyasi çerçevesi, İngiliz işgali ve resmi bir himaye statüsüyle şekillendi. Haziran 2014’ten beri görevde olan Abdulfettah es-Sisi, 2024’te üçüncü altı yıllık dönemine başladı. Öte yandan uluslararası düzlemde Mısır en çok, dünyanın en yoğun kullanılan deniz ticaret hatlarından biri olan Süveyş Kanalı’nı kontrol etmesiyle öne çıkıyor.
Yaklaşık 1001450 kilometrekare yüz ölçümü ile Afrika’nın en geniş ülkelerinden biri olan Mısır’ın komşularıyla uzun kara sınırları var. Batıda Libya ile yaklaşık 1150 km, güneyde Sudan ile 1273 km ve kuzeydoğuda İsrail ile Filistin’e doğru kabaca 266 km kara sınırı bulunuyor. Ayrıca, kuzeyde Akdeniz’e, doğuda Kızıldeniz’e açılması, toplamda yaklaşık 2450 kilometrelik bir kıyı şeridi sağlıyor. Ülkenin iç kesimlerinin büyük bölümü çöldür. Bu yapı Nil Nehri vadisi tarafından ikiye ayrılıyor.
Süveyş Kanalı ve Deniz Güvenliği
Mısır’ın stratejik hedefleri, coğrafyasının dayattığı koşullar tarafından şekillenir. Özellikle Süveyş Kanalı, Akdeniz ile Kızıldeniz arasındaki en kısa bağlantı güzergâhı olmasının yanı sıra ülke için önemli bir gelir kaynağı. Ayrıca bu avantajlı konumu daha geniş bir taşımacılık ve ticaret platformuna dönüştürmek resmi kaynaklar tarafından sıkça dile getiriliyor. Bu doğrultuda, kanal çevresinin kalkınmasıyla birlikte Mısır’ı uluslararası bir lojistik merkezine dönüştürmeyi açıkça hedefleyen kanalı genişletme adımları atılıyor. Bu yönelim, ulusal “Sürdürülebilir Kalkınma Stratejisi: Mısır Vizyonu 2030” belgesinde de dile getiriliyor. Ayrıca belge kapsamında Mısır altyapıyı geliştirip, yerli ve yabancı yatırımı canlandırmak ve ülkeye çekmek, yolsuzlukla mücadele çalışmalarını artırıp, kamusal katılımı güçlendirmeyi amaçlıyor.
Kızıldeniz–Süveyş Koridoru, Mısır için stratejik bir öncelik çünkü BM’nin ticaret alanındaki kuruluşlarının son tahminlerine göre Süveyş Kanalı 2023’te küresel ticaretin yaklaşık %15’ine ve konteynerle taşınan deniz yolu ticaretinin büyük bir bölümüne ev sahipliği yaptı. Bu yüzden denizde güvenliğin bozulması, çok hızlı biçimde daha geniş tedarik zinciri aksaklıklarına dönüşmeye gebe. Bu durum Mısır üzerinde doğrudan baskı yaratıyor. 2023-2024 Kızıldeniz güvenlik krizi bu zaafiyeti gözler önüne serdi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UnitedNations Trade and Development / UNCTAD), Süveyş’ten geçen sefer sayısı/tonajda keskin düşüşleri belgeledi ve kanal gelirlerine ciddi bir darbe vurulduğunu bildirdi. Ayrıca ileri zamanlarda gerçekleştirilen raporlamalarda ise koşulların kısmen sakinleşmesiyle birlikte belirli ölçüde istikrar ve trafikte toparlanma dile getirildi.
Mısır, deniz güvenliği sorununu yalnızca kanal ile kısıtlamıyor. Kanalın erişim sağlayan deniz yollarını da bu çerçevede ele alıyor. Buna, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Babü’l-Mendeb Boğazı da dahil. Ayrıca ABD Enerji Enformasyon İdaresi (US EIA), burayı Süveyş ve bağlantılı güzergahlarla ilişkili petrol ve doğal gaz akışları açısından kritik bir darboğaz olarak tanımlıyor.
Nil Havzası ve Gerd Anlaşmazlığı
Operasyonel düzeyde Mısır, Kızıldeniz’de hem ulusal denizcilik altyapısına hem de deniz kuvvetlerinin duruşuna yatırım yaptı. Ayrıca Birleşik Deniz Kuvvetleri (Combined Maritime Forces/CMF) gibi ortaklıklar üzerinden çok taraflı deniz güvenliği iş birliğini de ilerletti ve 2025’te CMF’nin Kızıldeniz odaklı görev gücünün komutasını üstlendi.
Kurumsal olarak Mısır’ın bölgesel gündemi Arap ve Afrika çevresinde şekilleniyor. Afrika Birliği’nin üyesi olan ülke COMESA’ya katıldı ve Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Alanı (AfCFTA) anlaşmasını 2019’da onayladı. Ayrıca Mısır, Ocak 2020’de Riyad’da sekiz kıyıdaş üye ile ilan edilen Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ne Kıyıdaş Arap ve Afrika Devletleri Konseyi’ne katıldı, resmi açıklamalarda bu yapı, güvenlik dahil olmak üzere koordinasyon ve iş birliği mekanizması olarak sunuldu.
Deniz güvenliğinin ötesinde, Mısır’ın Afrika Boynuzu’na ilişkin en büyük hedefi, Nil sularının yönetimi üzerinden bölgesel istikrarın sağlanmasıdır. Mısır, Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (GERD) anlaşmazlığını resmi mektuplarla defalarca BM Güvenlik Konseyi’nin gündemine taşıdı. Ayrıca tek taraflı dolum ve işletme adımlarının istikrarı bozduğunu dile getirdi. Dolum ve işletme kurallarına ilişkin görüşmeler gerçekleştirildi ve hukuken bağlayıcı bir düzenleme talep edildi. Buna paralel olarak Mısır, bölgesel gerilimler bağlamında güvenlik iş birliği amacıyla Somali’ye daha fazla yaklaştı.
Askeri Kapasite ve Operasyonel Duruş
Mısır’ın askeri hedefleri, ekonomik güvenliğini doğrudan destekliyor. Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz’deki deniz ticaret hatları, ülkenin hayati ulusal varlıkları olduğundan, savunma stratejisinde bu hatların korunması öncelikli. Ayrıca bölgenin en büyük ordularından biri olan Mısır Silahlı Kuvvetlerine, kıyı sularının, stratejik altyapının ve kritik geçiş noktalarının güvenliğini sağlama görevi verildi. Bu bağlamda Mısır ayrıca güçlü savunma ortaklıkları sürdürüyor. Mısır-İsrail barış anlaşması kapsamında Sina’da Çok Uluslu Güç ve Gözlemciler (MFO) barış gücü kontenjanına ev sahipliği yapıyor. Ayrıca ABD, Körfez Arap ülkeleri ve NATO müttefikleriyle düzenli ortak tatbikatlar icra ediyor. Bu ilişkiler, bölgedeki bazı ülkelerin yaptığı gibi yabancı güçlere toprak kiralamayı gerektirmeden, Mısır’ın güvenlik şemsiyesini genişletiyor. Ayrıca konvansiyonel unsurlara ek olarak Mısır, Yemen’e yakın bölgeyi de kapsayan hattı korumak üzere yeni deniz üslerine ve hava savunma yatırımlarına yöneldi.
Askeri duruşun ekonomik bir karşılığı da var. 2023 ve 2024’te Süveyş geçiş ücretleri yaklaşık 10,2 milyar ABD doları düzeyinde bir gelir sağladı. Bu da altyapı ve savunma harcamalarını besleyen önemli bir finansman kalemi oldu.
ÜLKE RAPORU: Mısır: Süveyş Merkezli Savunma Stratejisi yazının devamı için tıklayınız.
KAYNAK: C4Defence






































