İran, Rusya ve Çin donanmaları, stratejik Hürmüz Boğazı ve Kuzey Hint Okyanusu’nda deniz güvenliğini pekiştirmek amacıyla düzenlenen “Maritime Security Belt 2026” (Deniz Güvenlik Kemeri 2026) tatbikatı için bir araya geliyor.
Küresel enerji trafiğinin en kritik noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı, dev bir askeri organizasyona ev sahipliği yapıyor. Rusya Cumhurbaşkanlığı Yardımcısı Nikolay Patrushev tarafından yapılan açıklamada; Rusya, Çin ve İran’ın tatbikata katılacak deniz unsurlarını bölgeye sevk ettiği bildirildi. Bölgede ABD ile artan gerilimin gölgesinde icra edilen bu manevra, üç ülkenin derinleşen askeri iş birliğini gözler önüne seriyor.
Stratejik Koordinasyon ve Operasyonel Hazırlık
Mehr Haber Ajansı’nın (MNA) aktardığı bilgilere göre; İran Donanması’nın inisiyatifiyle 2019 yılından bu yana her yıl düzenlenen bu tatbikat serisi, temelde küresel ticaretin can damarı olan geçiş hatlarında istikrarı sağlamayı hedefliyor. Katılımcı ülkeler; deniz güvenliğinin güçlendirilmesi, modern korsanlık faaliyetlerinin engellenmesi ve deniz terörizmine karşı ortak bir savunma hattı oluşturulması konularında iş birliğini derinleştirmeyi amaçlıyor. Ayrıca tatbikat kapsamında, üç ülke donanmasının koordineli arama-kurtarma operasyonları ve hızlı müdahale prosedürleri üzerindeki taktik hazırlıkları test edilerek, uluslararası su yollarının emniyeti için operasyonel bir eşgüdüm sergilenmesi planlanıyor.
Bölgesel Güç Dengesi ve Katılımcı Unsurlar
Tatbikatın, bölgede USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford uçak gemisi görev gruplarının konuşlandığı bir dönemde gerçekleşmesi dikkat çekiyor. Edinilen bilgilere göre tatbikata şu unsurların katılması bekleniyor:
- Çin: Type 052DL sınıfı güdümlü füze destroyeri Tangshan (D122) ve Type 903A ikmal gemisi Taihu (K889).
- Rusya: Udaloy sınıfı fırkateyn RFS Marshal Shaposhnikov (F543) ve destek gemileri.
- İran: İran Deniz Kuvvetleri ve Devrim Muhafızları Donanması’na (IRGCN) ait fırkateynler ve IRINS Makran gibi lojistik platformlar.
Yetkililer, tatbikatı bölgesel güvenlik iş birliğinin ve uluslararası deniz yollarının korunmasına bağlılığın bir göstergesi olarak tanımlıyor. Uzmanlar ise bu üçlü manevranın, Batı merkezli deniz güvenlik mimarisine karşı “alternatif bir güvenlik odağı” oluşturma çabası olduğunu değerlendiriyor.
Kaynak: C4Defence /Mehr Haber Ajansı



































