” Bugünün uluslararası ortamı kuralların aşındığı, güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve ancak vizyoner liderlerin yön verebileceği bir yapıya evrilmektedir. İttifakları doğru kurmak, menfaatleri doğru tanımlamak ve araçları ustalıkla kullanmak zorundayız. Türkiye, idealle gerçeklik, değerlerle menfaatler arasındaki dengeyi gözeterek ilkeli duruşuyla, kararlılıkla, özgüvenle ve kesintisiz bir çabayla yoluna devam edecektir”.
Dış İşleri Bakanı Hakan Fidan
2026 yılının oldukça hareketli başlayan küresel diplomasi dinamikleri, Trump’ın Venezuela’ya askeri müdahalesi, Grönland’ı ilhak etmek yolunda NATO ve AB ülkelerini alarma geçirirken, İran’a rejim değişikliği için kuvvet kullanma açıklamaları ile Ankara tarafından da büyük bir dikkatle takip edilmektedir. Nitekim, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul’da gerçekleştirdiği geleneksel yıl sonu değerlendirmesinde, seçkin bir yerli ve yabancı basın mensupları, akademisyen ve dış politika uzmanı ile kapsamlı bir ufuk turu gerçekleştirmiştir. DİB Fidan, 2025 yılının analizinde, Türkiye’nin öncelikle Gazze’de yaşanan soykırımın durdurulmasındakırılgan dahi olsa ateşkese önemli katkılarda bulunduğunu, Rusya-Ukrayna savaşının durdurulması, Kafkaslar, Suriye’deki çatışmaların azaltılarak, kalıcı barışa bağlanmasına önem verildiğini belirtmiştir. İkinci olarak, Ege- Akdeniz ekseni ile sınır ötesi terörle mücadele konularının; ülkenin milli güvenliğini meşgul ettiğinin altını çizmiştir. “Geçtiğimiz sene küresel düzenin temelini oluşturan kurallar manzumesi, onarılması güç bir tahribata uğradı. İnsanlığın ortak vicdanında derin yaralar açan krizler, art arda yaşanmaya başlandı. Bu durum karşısında devletlerin mevcut ittifak ilişkilerini sorguladıklarını ve yeni yapılar tesis etme arayışına girdiklerini gördük. Gazze’de yaşanan soykırım, uluslararası hukuk ve insani değerler bakımından 2025’in en ağır ve öncelikli gündem maddesini teşkil etti. Açıkça söylemek gerekir ki, günümüzün küresel yönetişim modeli maalesef bu sınav karşısında sınıfta kaldı. ” değerlendirmesinde bulunmuştur. [1]

Dış politika stratejileri açısından bakıldığında, küresel düzenin temelini oluşturan kurallar manzumesinin, onarılması güç bir tahribata uğradığını, 2025 yılında, dünyanın geneli için, bölge için inanılmaz sıkıntılar, problemlerin mevcut olduğu, aynı zamanda uluslararası sistemin kapasitesinin test edildiği bir sınav olduğunu, bu fırtınalı havada usta kaptan olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ustalık, liderlik projeksiyonu ile küresel ve bölgesel krizleri yönetmekte faydalıneticelere ulaşıldığını, Türkiye olarak diplomatik kanalları açık tutmak ve barışın tesisi yönünde adımlar atılmasını sağlamak için çok yoğun çaba gösterdik ifadesini kullanmıştır.[2] 2026 yılının, diplomasi alanında fevkalade yoğun ve zor bir yıl olmasının beklendiğini belirten Fidan, Trump yönetiminin Venezuela’ya müdahalesi, Grönland ve İran’a askeri operasyon düzenleyebileceği sinyalini vermesinin masadaki mevcut göstergeler olduğuna dikkat göstermiştir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’den F-35 programına, Gazze barış planından Çin ile ilişkilere kadar Türkiye’nin yeni dönem dış politika yol haritasını ilan etmiştir.Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2026 yılına girerken Türkiye’nin bölgesel ve küresel stratejilerini değerlendirdiği basın toplantısında çarpıcı açıklamalarda bulunmuştur. Özellikle Orta Doğu’daki gerilimin yayılma riskine dikkat çeken Fidan, İran’a yönelik olası müdahaleler konusunda uluslararası toplumu uyarmıştır. ABD ile yürütülen F-35 ve CAATSA yaptırımları sürecine de değinen Fidan, sürecin olumlu bir evreye girdiğini belirtmiştir. “ABD tarafıyla CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yönünde bir irade oluştuğunu görüyoruz. 2026 yılı içinde F-35 ve diğer savunma sanayii kısıtlamaları konusunda somut ve olumlu adımlar bekliyoruz.” demiştir. Sadece F-35 için değil CAATSA’nın kaldırılması konusunda da çalıştıklarını söyleyen Fidan, şöyle konuştu: “İki lider, Cumhurbaşkanımız Washington’u ziyaret ettiğinde varılan mutabakatlar sonucunda bu sorunun iki ülkenin gündeminden çıkması konusunda bir irade oluştu. Bu konudaki teknik problemlerin ortadan kaldırılması için çalışıyoruz. İnşallah, bu sene CAATSA’nın kalktığına şahit oluruz.” ifadesine yer vermiştir. [3] Öte yandan, Bakan Fidan, Vatandaşların Avrupa Birliği ülkelerinden vize alırken yaşadığı zorlukları ideolojik bir zemine oturtan Fidan, sorunun kaynağına işaret ederek, “Vize sorunu sadece teknik bir mesele değil; Avrupa’daki aşırı sağın yükselişi ve göçmen karşıtı politikaların bir yansımasıdır. Avrupa kendi değerlerinden uzaklaşıyor. Biz bu yıl vize serbestliği için daha sistemli bir çalışma yürüteceğiz.[4] açıklaması ile konunun Ankara açısından taşıdığı hassasiyetin önemini dile getirmiştir.
Gazze Barışı ve Suriye Geriliminde Türkiye’nin Rolü
“Gazze’de yaşanan soykırım, uluslararası hukuk ve insani değerler bakımından 2025’in en ağır ve öncelikli gündem maddesini teşkil etti. Açıkça söylemek gerekir ki, günümüzün küresel yönetişim modeli maalesef bu sınav karşısında sınıfta kaldı. ” değerlendirmesinde bulunmuştur. Bakan Fidan, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un ilanıyla Gazze’de artık ikinci aşamaya geçildiğinin duyurulduğunu ifade etmiştir. Fidan, “Sürecin ağır aksak da olsa ilerlemesi bizim memnun olduğumuz bir husus. Cumhurbaşkanımız özellikle insani yardımlar konusunda inanılmaz derecede büyük bir hassasiyet içerisinde. Filistinlilerin orada, soğukta barınmasız kalması, ilaçsız kalması, gıdasız kalması hepimizin vicdanı çok derinden yaralamakta.” ifadelerini kullanmıştır.
İkinci aşamada, geçtiğimiz günlerde grup olarak mutabık kaldığımız Filistinli teknik komitenin Gazze’nin idaresini alması birinci önceliği taşıyor. Daha sonra barış kurulunun ilan edilmesi ve daha sonra Barış Kurulu adına gündelik icraatı yürütecek yönetim kurulunun belirlenmesi ve çalışmaya başlaması bu sırada gidecek bir işlem manzumesi var. “demiştir. Fidan, Suriye’de Halep krizi ve SDG/YPG’nin Şam yönetimi tarafından bu kentten çıkartılmasının ardından görüşmelerin nasıl seyredeceği ve yeni operasyonların gelip gelmeyeceği ile ilgili soruyu da yanıtlamıştır. . Suriye’de şu anda ABD’nin SDG ile görüşmelerinin devam ettiğini ve ABD’nin ciddi bir arabuluculuk faaliyeti içerisinde olduğunu belirten Fidan, “Suriye hükümetin kendi ülkesinde birliği sağlamak adına adımlar atacağını öngörüyorum. Sorunlar iyi niyetle çözülmez ise Suriye hükümeti adına güç kullanımının da opsiyon olduğunu görüyorum” dedi.
SDG’nin Kandil’le bağı meselesinin özellikle Batı ülkeleri tarafından “yeni keşfedilmiş bir bilgi” gibi yansıtılmasını şaşkınlıkla takip ettiklerini söyleyen Fidan, temennilerinin bir an önce 10 Mart mutabakatının uygulanarak ülkede istikrarın sağlanması olduğunu kaydetti. Fidan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bakın, Halep konusunda da geçmişte biz uyardık; bu sorunların ortadan kalkması lazım, olayın güç kullanımına gelmemesi lazım dedik. Fırat’ın batısında 8 Aralık’tan sonra işgal edilen yerlerin iyi niyet göstergesi olarak tekrar boşaltılması ve unsurların doğuya çekilmesi gündemde. Bu film tekrar tekrar gündemde. Biz her zaman aynı oyunu görüyoruz. Gidiyoruz diyoruz ki burada duruşunuz illegal, yok! Direniyorlar, sonra güç kullanılıyor, geri adım atıyorlar. Bu şablondan çıkılması gerekiyor.” demiştir. [5]
Ankara’nın Suriye’de HTŞ ile birlikte SDG’ye karşı bir operasyon olasılığını ele alan Bakan Fidan; YPG meselesi ise takip ettiğiniz gibi yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz. Geçtiğimiz sene İsrail’in Suriye, İran ve Lübnan gibi ülkeleri hedef alan saldırılarının arttığını ve Somaliland’den İran’a uzanan geniş bir coğrafyadaki böl, parçala, yönet faaliyetlerinin yoğunlaştığına şahit olduk. Bu politika, İsrail’in komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak kendi güvenliğini sağlayabileceği illüzyonuna dayanmaktadır. Söz konusu zihniyetin sadece bölge ülkeleri için değil, küresel düzeyde bir tehdide dönüşmekte olduğunu her fırsatta dikkat çekiyoruz. ’açıklamasında bulunmuştur. Fidan, halihazırda ABD, HTŞ ve SDG arasında görüşmelerin sürdüğünü söylerken “ABD’nin bu konuda ciddi bir arabuluculuk faaliyeti içinde bulunduğunu ve kamuoyuna yansımayan çok fazla görüşme” olduğunu kaydetmiştir. [6]
Suriye yönetiminin bunları hayata geçirmesi için bu 10 Mart mutabakatında yer alan hususlara ihtiyacı olmadığını vurgulayan Fidan, bu konuda hem bölge ülke olarak Türkiye’nin kendisinden talebi olduğunu hem kendilerinin programında olduğunu aktarmıştır. Dışişleri Bakanı Fidan, “Ülkede bulunan diğer azınlıkları, inanç gruplarını sizin yönetime katmayarak hani dışlayarak bir yere gitme şansınız yok ama burada altın oran şu; anayasal vatandaşlık çerçevesinde inanç gruplarının, etnik azınlıklarının yönetime dahil olmasıyla, kendilerini ayrı bir küme olarak belirleyip bir siyasal entite formuna dönüşüp buradan yönetime dahil olması… Bunun ikisi ayrı şey. Zaten problemin çıktığı yer burası.“ demiştir. Bakan Fidan, insanların kendi kimliklerini, kültürlerini, inançlarını yaşarken aynı zamanda bir bayrağın altında vatandaşı olduğu ülkenin gücünden refahından yararlanacakları ve katılımı da o şekilde yapacakları yapının, istikrara, barışa, refaha daha yakın bir yapı olduğunu belirtmiştir. Ülkeyi inanca göre entitelere bölmenin, adacıklar oluşturmanın bölünmeye davetiye çıkardığını söyleyen Fidan, “Bölünmeyi burada bir ideoloji aracı olarak değil, ortak insanlığın menfaati olarak ortaya sorun olarak atmaya çalışıyorum. Buna çok dikkat etmemiz gerekiyor.” görüşünü dile getirmiştir. [7]
Hakan Fidan, Türkiye’nin terör örgütü SDG ile en başından beri probleminin bu olduğunu en başından beri söylediğini aktararak “Suriye Kürtlerinin, kendi, otantik bir araya gelip sadece Suriye’deki Kürtlere has, Suriye’deki sorunları çözmeye yönelik bir hareketin Suriye’yle tabii ki ilgisi var.Biz medeni, gelişmiş bir ülkeyiz. Belli ülkelerin kendi iç sorunlarını çözmeden sınırlarının neler olduğunu biz biliriz ama bunun böyle olmadığını herkes biliyor. Dört ülkede iddiası olan, örgütlenmesi olan ve eylemi olan bir örgütün Suriye’deki uzantısının adının SDG olması, YPG olması bizim çok bildiğimiz bir gerçeklik.”açıklamasında bulunmuştur. [8]
Rusya-Ukrayna Savaşında Ateşkes ve Türk Donanmasına Karadeniz Görev Kuvveti Misyonu

Ukrayna savaşının sona ermesine yönelik senaryolarda Türkiye’nin kilit bir rol üstleneceğini belirten Fidan, Karadeniz’in güvenliğine dair planı açıkladı: “Olası bir Ukrayna barış anlaşması sonrası, Karadeniz’deki deniz güvenliği sorumluluğunun Türkiye’ye verilmesi planlanıyor. Boğazlar rejimini ve bölgesel dengeyi koruyarak bu sorumluluğu üstlenmeye hazırız.”[9] Esas itibarıyla eğer barış anlaşması olursa 3 husus var. Birincisi bu anlaşmanın takibi, doğrulanması, izlenmesi nasıl olacak? Bunun keyfiyeti nedir? Buna ilişkin yapılan çalışmalar var. İkincisi Ukrayna’nın caydırıcılık gücü nasıl devam edecek? Üçüncüsü bir ihlal olması durumunda ne türden tedbirler alınacak? Bütün planlamalar bu yönde yapılmakta. [10] Bakan Fiden, ‘’Rusya-Ukrayna savaşı transatlantik ilişkilerden Avrupa’nın kimliğine ve güvenlik mimarisine kadar pek çok konunun alışılagelmiş kalıplarının sorgulandığı tartışmaları da beraberinde getirdi. Türkiye olarak diplomatik kanalları açık tutmak ve barışın tesisi yönünde adımlar atılmasını sağlamak için -siz de takip ettiniz- gerçekten başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere çok yoğun çaba gösterdik.[11]’’açıklamasında bulunmuştur. 2026’da savaşın sona erdirilmesi konusundaki gayretlerin “ideal ile gerçekçi çözüm arasındaki farkı” kapatmaya odaklanacağını vurgulamıştır. İdeal çözüm ağırlıklı olarak Ukrayna ve Avrupalı ülkelerin önerilerini içeriyor: Ukrayna’nın işgal edilen topraklarının iade edilmesi, Ukrayna’ya güçlü güvenlik garantileri sağlanması ve Rusya’nın bir daha saldırmayacağı garantisi vermesi. Gerçekçi çözüm ise ABD’nin daha çok gündemde tuttuğu önerileri içeriyor: Rusya’nın ele geçirdiği toprakların resmileştirilmesi, Ukrayna’nın NATO’ya katılmayacağının açıklanması ama bunun karşılığında NATO’nun 5. Maddesi benzeri güvenlik garantisi sağlanması. ’olarak tanımlamıştır. Türkiye’nin daha çok odaklandığı konu ise savaş sonrası Karadeniz’in güvenliği. Fidan, 6 Ocak’ta Paris’te yapılan Gönüllüler Koalisyonu’nda tescil edilen planlamalar kapsamında Türkiye’nin Karadeniz için oluşturulacak deniz gücüne liderlik edeceğini kaydetmiştir. Fidan, olası barışın yalnızca Ukrayna ile Rusya arasında değil, Avrupa ile Rusya arasında bir barış anlamına geleceğini vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna-Rusya Savaşı’nda nötr bir pozisyona geçtiğini belirten Fidan, “Trump’ın tutumunu değiştirmesi Avrupa güvenliği ile ilgili oynadığı tarihî rolü ve sorumluluğu da tekrar tadil etmeye gitmesi neticesinde ortaya başka bir sorun çıktı.” dedi. Avrupa’nın güvenliğinin Ukrayna’nın güvenliğine bağlanmış olduğuna dikkat çeken Fidan, askerî boyutu olan üç madde üzerinde çalışıldığını kaydetmiştir. Fidan, “Anlaşmanın takibi, doğrulanması ve izlenmesi”, “Ukrayna’nın caydırıcılık gücünün devamlılığı” ve “İhlâl durumunda tedbirler nasıl alınacağı?” hususunda planlamaların yapıldığını söylemiştir. Ukrayna’nın Karadeniz kıyısında olduğunu vurgulayan Bakan, “NATO üyesi Karadeniz’e kıyısı bir ülke olarak deniz gücünün komutası sorumluluğunu uzun zamandır almak istiyorduk. Bu sorumluluk bize verilmiş durumda. Gönüllü olan diğer ülkelerle birlikte bu sorumluluğu alacağız.” şeklinde konuştu. Fidan ayrıca buna ilişkin olarak Millî Savunma Bakanlığının çalışma yürüttüğünü dile getirmiştir.[12]
ABD’nin İran’a Askeri Müdahalesi

Toplantıda, “İran’a yönelik bir askeri müdahaleye karşıyız, İran’ın kendi içindeki otantik sorunlarını kendisini çözmesi gerekiyor.” ifadelerini kullanan Fidan, bunun uluslararası ilişkiler boyutunun olduğunu çünkü takip ettiği bazı politikalardan dolayı İran’ın “yaptırımlara tabii” olduğunu belirtmiştir. Fidan, İranlı muhataplarına bölge ülkeleriyle olan sorunlarının çözülmesi gerektiğinin aktarıldığını belirterek “Küresel nükleer konuda da sorunlarını diplomasi yoluyla hiç fırsat kaybetmeden çözmeli ki ekonomik zorluklara neden açan yapısal birtakım problemler ortadan kalksın.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran’da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstünde olduğunu düşünüyorum. Onun için diplomatik çabalara devam edeceğiz. İnşallah Amerika ile İran kendi arasında bu konuyu gerek arabulucular üzerinden gerek diğer aktörler üzerinden veya direkt görüşerek çözerler. Biz de konuyu yakından takip ediyoruz. Biz İran’a yönelik askeri müdahaleye karşıyız” ifadelerini kullanmıştır. [13] Bölgedeki çatışma risklerini değerlendiren Fidan, İran’ın hedef alınmasına yönelik senaryolar hakkında net bir tavır koydu: “İran’da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstünde olduğunu düşünüyorum. Bu, sadece bir ülkeyi değil, tüm bölgeyi on yıllarca sürecek bir kaosa sürükleyebilir.”[14] Uluslararası izolasyon altında olunduğunda bazı ekonomik hizmetlerin sağlanmasının sınırlandığını da söyleyen Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: “İran’ın büyük bir nüfusu var, dinamik bir halkı var. Yaşam arzusu, yaşama katılma arzusu son derce yüksek bir halk var, sofistike. Bunları belli konulardan mahrum ettiğiniz zaman ortaya bu türden sıkıntılar çıkıyor. Burada şu karıştırılıyor, insanların karşılaştıkları ekonomik ve diğer güçlüklerle ilgili sıkıntıların, rejime karşı ideolojik başkaldırı gibi görünmesi aslında bu aslında gri bir alan olmuş oluyor.” Fidan, “Bazı İran düşmanı ülkelerin iştahını kabartacak bir durum” bulunmadığını savunarak, ekonomik zorluklar ve bunun çözülememesinin sıkıntı doğurduğunu kaydetti ve şöyle konuştu:” Biz burada bir müdahale olmasını istemiyoruz ama Başkan Trump’ın politikalarına baktığınız zaman karadan güç kullanmayı şu ana kadar çok fazla tercih ettiğini de görmedik.” [15]
Yunanistan ve Çin İlişkileri: Miçotakis Ziyareti ve Çin Yatırımları

Dışişleri Bakanı’nın uzun basın toplantısında verdiği bilgiler arasında önemli bir başlık Türkiye-Yunanistan ilişkileriyle ilgili olmuştur. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Gerapetritis ile geçtiğimiz günlerde telefon görüşmesinde bulunan Fidan, Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konsey toplantısının çok yakında, muhtemelen Ramazan öncesinde- gerçekleşeceğini ve Yunanistan Başbakanı Kyriakos Miçotakis’in de bu vesileyle Türkiye’ye geleceğini kaydetmiştir. Normalde bu komisyon geçen sene bahar aylarında toplanacaktı ancak taraflar arasında ilişkilerin az da olsa gerilmesi nedeniyle yapılamamıştı. Tarafların yeniden en üst düzeyde diyalogu başlatmaları bu açıdan önemli bir gelişme olarak görülmektedir. Bu temasın Ege sorunlarının çözümü ve Kıbrıs sorununa ilişkin yansımaları da yakında görülmesi beklenmektedir. [16] Bakan Fidan, Ege’deki sorunların neden yıllardır çözülemediğini tek bir sebebe bağladı: Yunan siyasetçilerin kariyer kaygısı! [17] Fidan, Yunanistan’daki siyasi liderlerin Türkiye ile sorunları çözme konusunda anlaşmaya vardıklarında iç politikada zorluklarla karşılaştıklarını belirterek, Mitsotakis’in son seçimlerdeki güçlü desteğinin bu konuda bir fırsat penceresi açabileceğini ifade etti. Fidan, “Türkiye’nin Yunanistan iç politikasında bir tehdit olarak algılanması her zaman siyasette itici bir güç olmuştur. Dolayısıyla, Türkiye ile ilgili bir şey yapmaya çalışan herkes mutlaka siyasi bir bedel ödemek zorundadır. Şimdi Yunanistan’daki bir siyasi lider, Türkiye ile sorunları çözmek ve bölgeye barış getirmek ile kendi siyasi kariyerini riske atmak arasında bir seçim yapmak zorunda kalıyor” şeklinde değerlendirmede bulunmuştur. Fidan, Türkiye’nin sadece ön görüşmeler yapmaya değil, aynı zamanda sorunu kalıcı olarak çözmeye de hazır olduğunu defalarca dile getirdiklerini yineledi. Bunun için karşılıklı iradenin kurulması gerektiğini belirtti. İç ve dış politikaların birbirinden ayrılması gerektiğinin altını çizen Fidan, güven artırıcı önlemlerin uygulanmasının ve halklar arası etkileşimin önemini vurgulamıştır. [18] Bakan Fidan, Türkiye’nin bölgedeki güvenlik iş birliklerine önem verdiğini ve Yunanistan ile ilişkilerde sorunları çözmek için irade gösterileceğini belirtmiştir. [19]
Çin vatandaşlarına vize muafiyetinin hayata geçtiğini anımsatan Fidan, ticaret, yatırım ve bağlantısallığın öne çıktığı bir ilişkinin sürdürüldüğü Çin ile bu süreci ilerletmek istediklerini dile getirdi. Fidan, Türkiye’nin en fazla ticaret yaptığı ülkelerden birinin Çin olduğuna ve yaklaşık 50 milyar dolarlık bir ticaret hacminin bulunduğuna değinirken, taraflar arasında çok büyük bir dış ticaret açığı olduğuna işaret etti. Bu sorunun giderilmesi için görüşmelerin devam ettiğini aktaran Fidan, yaklaşık 230 milyar dolarlık ticaretin sürdürüldüğü Avrupa Birliği (AB) ile bu ilişkinin dengeli yürütüldüğünü vurguladı. Fidan, bu durumun ekonomik anlamda hareketlilik yarattığını belirterek, Çin’le de aynı şekilde çalışmak istediklerini söyledi.Çin merkezli firmaların Türkiye’deki yatırımlarını artırmasını memnuniyetle karşıladıklarını bildiren Fidan,”Çinlilerin tereddüt içerisinde olduğunu görüyoruz, Türkiye’ye belli yatırımları getirmek konusunda. Bunun da belli politik tavırlardan olup olmadığı konusunda da zaman zaman endişemiz olmuyor değil.” dedi. Fidan, birbirine sınırı olmayan Türkiye ile Çin arasında hiçbir sorun olmadığının altını çizerek, “Güvenlikle ilgili sorun varmış gibi de gözükebilir ama bunlar- ben önceki görevimde de yıllardır Çinli meslektaşlarımızla da konuştum- aslında hep cevabı olan konular, burada çok fazla bir sıkıntı olmaması lazım. Uygur meselesi konusunda bizim durduğumuz yeri biliyorsunuz.” diye konuştu. Türkiye’nin her ülkeyle nitelikli ve kazan-kazan ilkesine dayalı şekilde ilişkileri ilerletebileceğine değinen Fidan, Çin’in önünde “tarihi bir fırsat” olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur.
Bakan Fidan, Çin’in bugüne kadar liman projelerine büyük önem verdiğini ancak Türkiye üzerinden geçen demir yollarına beklenen ilgiyi göstermediğini dile getirdi. Geçmişte bu konuda çalışmalar yapıldığını hatırlatan Fidan, projenin tekrar hayata geçirilebileceğini ve her iki tarafın da bu konuda ciddi mesai harcadığını söyledi. Ulaştırma Bakanlığı’nın elinde hazır evraklar bulunduğunu belirten Fidan, limanların yeterli olması için demir yolu bağlantısının şart olduğuna dikkat çekti. Çin’in üretim merkezlerini sadece kendi ülkesinde tutmak yerine başka ülkelere kaydırma politikası izlediğini belirten Fidan, bu çerçevede Türkiye ile iş birliği yapılabileceğini ifade etti. Fidan, karşılıklı menfaate dayalı ve başka ülkeleri rahatsız etmeyen her türlü iş birliğine açık olduklarını vurguladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Çin ile iş birliğine verdiği önemi hatırlatan Fidan, sürecin olumlu yönde ilerlemesi için çalıştıklarını sözlerine ekledi.[20]
Fidan, Kuşak-Yol Projesi ve Orta Koridor bağlamında Türkiye’nin başat aktörlerden olduğunu vurgulayarak, buradaki potansiyelin tam olarak gerçekleşmediğini ve bunu hayata geçirmek istediklerini aktardı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şanghay İşbirliği Zirvesi’ne katılmak için ağustos sonunda Çin’i ziyaret ettiğini anımsatan Fidan, kendisinin de birçok görüşme yaptığını belirtti. Fidan, “Çin’in bölgedeki sorunlarla alakalı yapıcı rol oynamasını biz olumlu karşılıyoruz. Çin, İran’la Suudi Arabistan’ın bir araya getirilmesinde arabulucu rol oynamıştı.“ ifadelerini kullanmıştır. [21] Öte yandan, Fidan Çin merkezli firmaların Türkiye’deki yatırımlarını artırmasını memnuniyetle karşıladıklarını söylerken “Çinlilerin tereddüt içerisinde olduğunu görüyoruz, Türkiye’ye belli yatırımları getirmek konusunda. Bunun da belli politik tavırlardan olup olmadığı konusunda da zaman zaman endişemiz olmuyor değil” açıklamasında bulunmuştur. [22]
Avrupa Atlantik İlişkilerinin Geleceğinde Anakara’nın Rolü
2026 yılında savaşın sona erdirilmesi konusundaki gayretler ideal çözüm ile gerçekçi çözüm arasındaki farkı kapatmaya odaklanacak. Avrupa güvenlik mimarisi bağlamında başlayan tartışmaların ise daha uzun yıllar ana gündem maddelerimizden birini teşkil edeceğini şimdiden öngörmek mümkün. Öte yandan, Suriye’nin içinden geçtiği büyük dönüşüm ve uluslararası topluma entegrasyonu 2025 yılının olumlu gelişmelerinden birini teşkil etti. Suriye konusunda bölge ülkelerinin, Avrupalı devletlerin ve ABD’nin ortaya koyduğu yapıcı iradenin aynı kararlılıkla bu yıl da devam etmesini temenni ediyoruz. Fidan toplantının 2026 yılında Türkiye’yi “yoğun bir takvim”in beklediğini söyledi ve “NATO Zirvesi’ne, Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne ve BM İklim Değişikliği Zirvesi’ne inşallah bu yıl ev sahipliği yapacağız” demiştir. Bakan Fidan, Türkiye, idealle gerçeklik, değerlerle menfaatler arasındaki dengeyi gözeterek ilkeli duruşuyla, kararlılıkla, özgüvenle ve kesintisiz bir çabayla yoluna devam edecektir. Bu anlayış temelinde 2026 yılında da Balkanlar’dan Latin Amerika’ya, Orta Asya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan geniş coğrafyada inisiyatif almayı ve sorunlara çözüm üretmeyi sürdüreceğiz. Bölgemiz için barış, istikrar ve refah üretmek önceliğimiz olmaya devam edecek” demiştir. [23]
Kaynak: C4Defence
Kaynakça
[1] https://www.star.com.tr/politika/bakan-fidandan-sdg-mesaji-turkiye-olarak-bu-konuda-kararli-politikamiz-surecek-haber-1990503/
[2] https://www.dha.com.tr/politika/bakan-fidan-bugunun-uluslararasi-ortami-ancak-vizyoner-liderlerin-yon-verebilecegi-bir-yapiya-evrilmektedir-2798941
[3] https://www.dw.com/tr/hakan-fidan-i%CC%87rana-askeri-m%C3%BCdahaleyi-tasvip-etmiyoruz/a-75517255
[4] https://tr.euronews.com/2026/01/15/disisleri-bakani-fidan-sdgnin-kandil-ile-olan-bagi-224-kadar-net
[5] https://www.dw.com/tr/hakan-fidan-i%CC%87rana-askeri-m%C3%BCdahaleyi-tasvip-etmiyoruz/a-75517255
[6] https://haber.sol.org.tr/haber/fidanin-basin-toplantisi-bastan-sona-amerikancilik-korfezde-guvenlik-ittifaki-sinyali-405355
[7] https://t24.com.tr/haber/hakan-fidandan-iran-aciklamasi-asker-guc-kullanimini-tasvip-etmiyoruz-ortaya-cikacak-istikrarsizlik-bolgenin-kapasitesinin-cok-uzerinde-olur,1291005
[8] https://www.ahaber.com.tr/gundem/2026/01/15/disisleri-bakani-hakan-fidan-irana-askeri-mudahaleye-karsiyiz?paging=3
[9] https://tr.euronews.com/2026/01/15/disisleri-bakani-fidan-sdgnin-kandil-ile-olan-bagi-224-kadar-net
[10] https://t24.com.tr/haber/hakan-fidandan-iran-aciklamasi-asker-guc-kullanimini-tasvip-etmiyoruz-ortaya-cikacak-istikrarsizlik-bolgenin-kapasitesinin-cok-uzerinde-olur,1291005
[11] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/disisleri-bakani-hakan-fidandan-onemli-aciklamalar-43085001
[12] https://www.qha.com.tr/gundem/hakan-fidan-basin-toplantisinda-ukrayna-ya-dikkat-cekti-518801
[13] https://www.hurriyet.com.tr/gundem/disisleri-bakani-hakan-fidandan-onemli-aciklamalar-43085001
[14] https://tr.euronews.com/2026/01/15/disisleri-bakani-fidan-sdgnin-kandil-ile-olan-bagi-224-kadar-net
[15] https://www.dw.com/tr/hakan-fidan-i%CC%87rana-askeri-m%C3%BCdahaleyi-tasvip-etmiyoruz/a-75517255
[16] https://www.ntv.com.tr/yazarlar/serkan-demirtas/fidan-2026-turk-dis-politikasi-icin-yogun-gececek-1707672
[17]‘’ Yunan Gazetecinin Sorusuna Hakan Fidan’dan Net Cevap: ‘Türkiye Düşmanlığı Siyasi Bir İtici Güç’’, NTV.
[18] https://en.haberler.com/minister-fidan-to-the-greek-reporter-mitsotakis-19465765/
[19] https://www.haber7.com/dunya/haber/3596229-son-dakika-bakan-fidandan-suriye-ve-iran-icin-pes-pese-mesajlar
[20] https://www.haber7.com/dunya/haber/3596229-son-dakika-bakan-fidandan-suriye-ve-iran-icin-pes-pese-mesajlar
[21] https://t24.com.tr/haber/hakan-fidandan-iran-aciklamasi-asker-guc-kullanimini-tasvip-etmiyoruz-ortaya-cikacak-istikrarsizlik-bolgenin-kapasitesinin-cok-uzerinde-olur,1291005
[22] https://haber.sol.org.tr/haber/fidanin-basin-toplantisi-bastan-sona-amerikancilik-korfezde-guvenlik-ittifaki-sinyali-405355
[23]https://www.dha.com.tr/politika/bakan-fidan-bugunun-uluslararasi-ortami-ancak-vizyoner-liderlerin-yon-verebilecegi-bir-yapiya-evrilmektedir-2798941




































