Roketsan Yeniden Sosyal Medya’da
Nisan 9, 2020
Donanma Gemilerine 3B Yazıcı Desteği
Nisan 11, 2020
Korkut: COVİD-19 Ezber Bozdu

IT ve Komuta Kontrol Uygulamaları alanında uzman olan ve Türk Silahlı Kuvvetler kariyeri dâhil sektörde 30’uncu yılına yaklaşan Ömer Korkut, 4,5 yıl Savunma Teknolojileri ve Mühendislik A.Ş. (STM)’de Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevinin ardından Mart 2020’de Space And Defence Technologies (SDT) Genel Müdürü oldu.

Korkut, C4Defence Dergisi ve Savunma Sanayii Org sitelerine özel ortak röportaj verdi.

Soru: SDT’de Genel Müdürlük görevine yeni başladınız. Öncelikli olarak Türk savunma sektörü ve SDT çalışanlarına mesajınız nedir?

Ömer Korkut : Türk Savunma Sanayii, devletimizin de sektöre verdiği büyük önem ve destekle, ciddi bir atılım kaydetti ve kaydetmeye devam ediyor. Sektör olarak, milli tasarımlar ve yerli üretimlerle kazandığımız bu ivme sayesinde, TSK’yı ve güvenlik güçlerimizi kendi mühendislik gücümüzle donatmanın haklı gurunu yaşıyoruz. Profesyonel meslek hayatının tamamını bu sektörde geçirmiş birisi olarak, ki bu yıl 29’uncu yılım, tüm savunma sanayii çalışanlarımızı üniformasız vatani görev icra eden nefer olarak görüyorum. Türk Savunma Sanayiindeki bu gelişmenin, gerekli ve yeterli koşullar sağlandığında Türk insanın neler yapabileceğinin somut göstergesi olduğunu düşünüyorum. Sektörün hem kendi içinde hem de işbirliği yaptığı sektörlerle arasında yakalamış olduğu sinerjiyle, bugün ulaştığı noktadan çok daha ileriye giderek daha büyük başarılara imza atacağı kanaatindeyim.

 

Sektör bu zor günlerde hepimize moral aşıladı

 

Bunun göstergesi olarak, tüm dünyanın mücadele ettiği COVID-19 salgını sırasında sağlık sektörüne destek olmak üzere aldığı inisiyatifle, yetkinliklerini değişen ihtiyaçlara göre kısa sürede uyarlayarak çevikliğini sergileyen savunma sanayiimiz, teknolojik olgunluk seviyesinin bir işareti olan bu davranışla, yaşadığımız zor günlerde bir kez daha hepimize moral aşıladı.

Geçen ay Genel Müdürlük görevini devraldığım SDT 15 yıldır Türk Savunma Sanayiine katkı sağlayan, kuruluşundan itibaren her geçen gün yaptıklarının sürekli üzerine koyarak, geldiği noktada önemli roller üstlenen bir sektör oyuncusu. SDT, sahip olduğu nitelikli insan gücüyle, önümüzdeki dönemde de mevcut gelişimine hız kesmeden devam edecek ve mevcut faaliyetleri yanında, gelecek vaat eden teknolojileri kullanarak geliştireceği yenilikçi ürünlerle, sektörümüzde yeni roller üstlenip ülkemize daha büyük hizmetler verecek. Bu hedefe ulaşmak için yalnız tek bir şeye ihtiyacımız var, o da kendimize güvenerek planlı ve programlı çalışmak.

Soru: Mesleki kariyeriniz boyunca özellikle Komuta Kontrol Sistemleri ve Siber Güvenlik konusunda çalıştınız. SDT’deki hedefleriniz nelerdir?

Korkut : Savunma sektörü, 20 yüzyılda II. Dünya Savaşı ile başlayıp Soğuk Savaşın sona ermesine kadar geçen dönemde dünyada bir çok teknolojide öncü rol üstlendi. Bu zaman zarfında sadece savunma sektöründe geliştirilen teknolojiler değil, konseptler de savunma dışı sektörde bir çeşit sivilleştirildi. Bunlardan birisi de komuta kontroldü. Şirketler, yönetimlerinde disipline etmek istedikleri süreçleri, askeri sistemden uyarladıkları komuta kontrol yöntemleriyle düzene soktular ve daha iyi işler hale getirdiler. Askeri sistemler anlamında komuta-kontrol ise dün olduğu gibi hala önemini koruyor. Günümüzde, yeni teknolojiler sayesinde insanlı sistemlerin komuta-kontrolündeki etkinlik her geçen gün artıyor. Gelişen teknolojiler, özellikle son 20 yıldır insansız sistemlerin de harekât ortamında boy göstermesini ve komuta-kontrol dünyasına katılmasını mümkün hale getirdi. Bununla beraber insansız sistemlerin, insanlı sistemlerin kabiliyet seviyesine erişip olgunlaşması ve tamamen insanlı sistemlerin yerini alması zaman alacak gibi görünüyor. Tam da bu noktada komuta-kontrol için yeni bir alan açılıyor. Önümüzdeki dönemde muharebe sahasında insanlı ve insansız sistemlerin eş güdümünü sağlayacak komuta-kontrol sistemleri konusunda çalışmaların artacağını düşünüyorum. Bu konudaki çözümlerin, sadece savunmada değil insansız sistemlerin kullanıldığı savunma dışı sektörlerde de uygulama alanı bulacağına inanıyorum. Sözün özü, komuta-kontrol ihtiyacı hem savunma sektöründe, hem de savunma dışı sektörlerde gelişen teknolojilere uyum sağlayarak devam edecek.

 

“İnternet’e ne kadar bağımlı hale geldiğimizi net olarak görüyoruz”

Bilgi çağı olarak isimlendirilen içinde bulunduğumuz dönemde, haberleşme ve iletişim teknolojileri açısından baş döndürücü bir ilerlemeyi tecrübe ediyoruz. Bağlantılı olma ve bu bağlantılar üzerinde veri/bilgi paylaşabilme kabiliyetinin her geçen gün artması sayesinde; şirketler, kurumlar, devletler ve hatta devletlerarası organizasyonlar, iş süreçlerini sayısallaşmanın sağladığı avantajları kullanmak üzere fiziksel ortamdan sanal ortama aktardılar ve aktarmaya devam ediyorlar. İletişim/bilişim teknolojilerindeki hızlı gelişme ve İnternet’in yaygınlaşması, sadece kurumsal alışkanlıkları değil, kişisel alışkanlıkları ve gündelik yaşamı da etkiledi. Şu anda içinde yaşadığımız salgın günlerinde bu değişimi ve İnternet’e ne kadar bağımlı hale geldiğimizi net olarak görüyoruz. Küresel ölçekte sanal ortamda bağlantı o kadar vazgeçilmez hale geldi ki, oradaki bir kesintiyi tolere etme şansımız neredeyse yok. Benzer şekilde tüm kişisel ve kurumsal bilgilerimiz de dâhil olmak üzere, varlıklarımızın önemli bir kısmını ya fiziksel ortamdan sanal ortama aktardık,  ya da sanal ortamda kurup işlettiğimiz devasa bilgi sistemleri vasıtasıyla yönetir hale geldik. Hayatın her alanında teknolojiyi kullanma ve bağlantılı olma konusunda geldiğimiz bu nokta, bizi aynı zamanda bu teknolojiler üzerinden istismar edilebilir kılıyor. İşte siber güvenlik sorunsalı da burada kendini gösteriyor. Bu sistemler geliştirilirken, çoğunlukla pazara daha erken çıkma hedeflerinden kaynaklanan ticari kaygılarla, işin işlevsellik boyutuna öncelik verilerek, güvenlikle ilgili hem daha pahalı, hem de daha uzun zaman alan tedbirler, ekseriyetle görmezden geliniyor. Üzerine bir de bu sistemler kullanıma verildikten sonra güvenli işletimi konusundaki nitelikli insan gücü zafiyetine, kullanıcıların bilinç eksikliği ilave edildiğinde, bağlantılı olma durumu hepimiz için bir fırsat ortamı olduğu kadar bir tehdit ortamı haline geliyor. Bu nedenle tam bir yatay sektör olan siber güvenlik; savunmadan sağlığa, ulaştırmadan finansa, enerjiden iletişime, her alana dokunuyor ve her dikey sektörün vazgeçilmez bir unsuru olarak karşımıza çıkıyor. Bugün gündemde olan 5G teknolojilerinin getireceği imkânları düşündüğümüzde, bağlantılı olma durumunun artarak devam edeceğini ve bu nedenle siber güvenliğin daha da önem kazanacağını tahmin etmek hiç de güç olmuyor. Konuyu savunma sektörü özelinde ele aldığımızda ise savaşların artık önce siber ortamda başlayıp fiziksel ortamda devam ettiğini görüyoruz ve bu tip çatışmalar için hibrit savaş tabiri kullanılmaya başlandı. Siber ordu olarak isimlendirdikleri, siber güvenlikte uzman birlikler kuran modern silahlı kuvvetler, E/H yetenekleriyle siber güvenlik yeteneklerini birleştirme yönünde adımlar atarak, sadece bilişim altyapılarını değil, tüm elektromanyetik haberleşme ortamını siber uzayın içine alıp ona göre tedbir geliştirmeye çalışıyorlar. Hibrit savaşlar bir yana siber savaşlardan sıklıkla bahsedilir oldu ve bunların açıkça ilan edilmese de gizliden yapıldığı iddiaları var. Dolayısıyla, siber güvenlik savunma sektörü için de en az diğer sektörler kadar ve hatta belki daha fazla önem taşıyor.

SDT de bir savunma şirketi olarak bu iki alanda zaten faaliyet gösteriyor. Önümüzdeki dönemde, SDT’nin mevcut faaliyet alanlarındaki çalışmalarına olağan olarak devam ederken, bu iki alan da dâhil, gelecek vaat eden teknolojileri ürüne ve hizmete çevirme gayretlerimize, bu zamana kadar geliştirdiğimiz kabiliyetleri dikkate alarak ivme kazandıracağız. İhtiyaç tespitinde proaktif davranarak, sadece bugünün değil, geleceğin gereksinimlerini de karşılayacak ürün ve hizmetler geliştirmeye öncelik vereceğiz. Bu konuda, SDT’de biriktirdiğimiz tecrübeden ve ileriye dönük olarak yapacağımız yatırımlardan olduğu kadar, hedeflerimize ulaşmada bize hız kazandıracak kurumsal işbirliği seçeneklerinden de yararlanmayı planlıyoruz. Önümüzdeki dönemde hedefimiz; mevcut alanlarımızda rekabete devam ederken, başta ana sektörümüz olan savunmada konumlandırılacak ama savunma dışı sektörlerde de kullanılmaya müsait olacak, yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirmek üzere, ileri teknoloji içeren alanlarda düşünülmeyeni düşünmek ve yapılmayanı yapmaya çalışmak olacak. Bu gayretlerimizle, SDT’yi tam bir 21.yy şirketi kimliğine büründürerek, hem Türk Savunma Sanayiinde daha ön saflara taşımaya, hem de sektörümüzün ihracat hedefine önemli katkılar yapmaya çalışacağız.

Soru: Küresel ölçekte yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında Türk savunma sanayisinin geldiği aşamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Korkut : Röportajın başında da belirttiğim gibi Türk Savunma Sanayii geçmişle kıyaslandığında, son dönemde altın çağını yaşıyor. Sektörün özverili gayretlerinin neticelerini, TSK’nın hem Suriye’de, hem de Doğu Akdeniz’de milli menfaatlerimizi korumak üzere yürüttüğü harekâtta görmek, sektörün çalışma azmini daha da kuvvetlendiriyor. Geçmişte en temel harp araç ve gereçlerini dahi ithal eden ülkemiz, bugün gelişmiş teknolojilerle donatılmış kara, deniz ve hava platformlarını, sistem ve alt sistemleriyle beraber üretebilir hale geldi. Türk savunma sanayii yakaladığı ivmeyle geldiği noktada artık sadece yurt içi pazarı değil bölgesel ve küresel pazarları da hedeflemiş durumda. Savunma sanayii şirketlerimiz, Pakistan’dan Brezilya’ya, Malezya’dan Kolombiya’ya, Katar’dan Filipinler’e, Azerbaycan’dan Güney Kore’ye birçok ülkedeki uluslararası ihalelerde ve hatta NATO ihalelerinde, büyük oyuncularla rekabet ediyor ve önemli projelerde sözleşmeler imzalayarak savunma sanayiimizin gücünü yurt dışında da ispat ediyorlar. Sektörümüzde uzun yıllardır biriken potansiyelin açığa çıkmasıyla geliştirilerek harekât ortamında kendilerini kanıtlayan ve ileri teknolojileri barındıran bu platformlar ve sistemler, artık sadece kendi silahlı kuvvetlerimizde ve güvenlik güçlerimizde değil, ihraç edildiği dost ve müttefik ülkelerin silahlı kuvvetlerinde ve güvenlik güçlerinde de kullanılıyor. Bu durum tüm Türk ulusuyla beraber dostlarımıza güven verirken, hasımlarımızı ise doğal olarak kaygılandırıyor.

İçinde bulunduğumuz 21.yy beraberinde belirsizlikleri de getirdi. 20.yy’da uzunca bir süre iki süper gücün dengelediği dünya, önce tek bir süper gücün oyun alanına döner gibi oldu ama sonrasında doğudan yükselen ekonomilerin ve güçlerin etkisiyle dengeler değişti. Asırlarca batı lehinde olan doğu-batı dengesi doğuya doğru kaymaya başladı. Bu durum son 20 yılda birçok krizi tetikledi ve küresel krizlerin bir göstergesi olan yüksek yoğunluklu bölgesel çatışmalara yol açtı. Türkiye olarak biz de bu tür bölgesel çatışmaların sıklıkla yaşandığı coğrafyada bulunuyoruz. Aslında Türk Savunma Sanayiinin bu noktaya gelmesinde söz konusu dengelerdeki değişikliklerin de ciddi etkisi oldu. Kendi gereksinimlerimizi karşılamak hedefiyle zaten başlatmış olduğumuz savunma sanayii hamlemiz, yaşadığımız bölgesel krizlerde acil ihtiyaç duyduğumuz harp araç ve gereçlerini, güç dengelerinin değişmesinden kaynaklı yaşanan bir takım anlaşmazlıklar nedeniyle yurt dışından tedarik edemememiz neticesinde hızlandı ve bu aşamaya geldi.

Türk Savunma Sanayiinin ulaştığı noktaya baktığımızda önemli eşikleri atladığını düşünüyorum. Sektörümüz özellikle son 10 yılda sadece teknolojik olarak ürün ve marka yaratma konusunda değil, bunları pazarlayabilme anlamında da ciddi bir tecrübe kazandı ve kazanmaya devam ediyor. Milli tasarımlarımız ve yerli ürünlerimiz sadece bölgemizde değil, küresel ölçekte de dikkat çekiyor ve ilgi görüyor. Elde ettiğimiz bu kazanımları, tüm sektör aktörlerinin eş güdüm ve işbirliği içinde olduğu, küresel belirsizlikleri ve krizleri fırsata çevirecek doğru hamleleri içeren bir ihracat stratejisiyle daha ileriye taşımamız gerekiyor. Sektörümüzün sürekliliği için bu konu çok büyük önem taşıyor. Gerçekleştireceğimiz ihracat sayesinde sadece ülke ekonomisine katkı sağlamakla kalmayacağız, aynı zamanda Ar-Ge çalışmalarımızı fonlayarak daha ileri teknolojilere yatırım yapma ve dolayısıyla silahlı kuvvetlerimizi her daim güncel tutarak geldiğimiz aşamayı sürekli gelişen bir döngüye çevirme olanağı yakalayacağız.

 

Soru: Tüm dünyayı etkileyen Koronavirüs (Covid-19) salgını ile mücadele kapsamında SDT’de ne gibi önlemler alındı? Çalışma düzeninizde ne gibi değişiklikler oldu? Firmanızda işten çıkarma veya ücretsiz izin uygulaması var mı?

Korkut : COVID-19 salgını elbette ezberleri bozan bir gelişme. Henüz birçok belirsizliği içinde barındıran bu salgından en az hasarla çıkabilmenin yolu, konuyla ilgili bilinenlerin dikte ettiği tedbirleri alıp, kendimizi salgınla ortaya çıkan duruma en kısa sürede uyarlamaktan geçiyor. Biz de SDT olarak bu yaklaşımla hareket ediyoruz. Salgının ülkemize de sıçrama riskinin belirdiği dönemde geliştirdiğimiz Kriz Yönetim Planımız, şu anda SDT’de uygulamaya geçirilmiş durumda.  Bu kapsamda, tabii ki öncelikle devletimizin aldığı tedbirleri yakından izliyor ve zorunlu uygulamaları hem şirketimize hem de çalışanlarımıza taşıyoruz. Benzer şekilde, özel durumları nedeniyle kamuda izinli sayılanlarla aynı şartları sağlayan personelimizi biz de idari izinli sayarak, olabilecek risklerden uzak tutuyoruz. Söz konusu idari izin uygulamaları dışında, şirketimizde belirttiğiniz gibi bir ücretsiz izin uygulamasına gitmedik. Uygulamadaki Kriz Yönetim Planımız çerçevesinde, öncelik çalışanlarımızın sağlığını korumak olmakla beraber, mevcut şartlar altında sektörümüzün gerekliliği olan iş sürekliliğimizi sağlayacak tedbirler alarak faaliyetlerimize ara vermeden devam ediyoruz. Bu çerçevede mevzuatı dikkate alarak günlük çalışma saatlerimizde düzenleme yapıp çalışma günlerimize Cumartesileri de ekleyerek dönüşümlü çalışma yöntemi uygulamasına geçtik. Yaptığımız bu değişiklikten, hem tedarik makamlarını hem de yerli ve yabancı tüm iş ortaklarımızı, yeni düzene geçmeden önce bilgilendirmeyi de ihmal etmedik. Görevleri itibarıyla uzaktan çalışmaya müsait sınırlı sayıda çalışanımızın ise faaliyetlerimize, evlerinde kalarak katkı yapmasını sağlıyoruz. Bu sayede herhangi bir zamanda yerleşkemizdeki personel sayısını normaldekinin en az üçte birine indirerek iş yerinde sosyal mesafelerimizi açtık. Çalışanlarımızın işe geliş gidişlerinde toplu taşımayı kullanmaması için de kendi içimizde tedbirler alıyoruz. Yerleşkemizde sık aralıklarla dezenfektasyonu rutin hale getirmiş durumdayız. Tüm bunlara ilave olarak personelimize salgından korunma konusunda sadece işyerinde değil, özel hayatlarında da uymaları gereken konularla ilgili bilgilendirmeler yapıyoruz.

“İşe alma faaliyetlerine devam ediyoruz”

SDT olarak bu süreci, aldığımız tedbirler yanında kurum içinde bir bütün olarak sağlayacağımız dayanışma ile sorunsuz atlatmayı umut ediyoruz. Nitelikli insan gücümüz bizim en değerli varlığımız. Bu anlayıştan hareketle, COVID-19 salgınının ülkemizi de etkilediği bu dönemde işten çıkarma uygulamasına gitmediğimiz gibi, boş kadrolarımızı doldurma ve dolayısıyla işe alma faaliyetlerine devam ediyoruz. Tam zamanını şu anda tahmin edememekle beraber, COVID-19 salgınının biteceğini biliyor ve bu sürecin kısa sürmesini, en önemlisi de hepimiz için en az kayıpla atlatılmasını umut ediyoruz. Salgının bittiği gün, rutinimize hiç salgın yaşanmamış gibi devam etmek için her türlü tedbiri alıyor, bu dönemde tedarik makamları ve iş ortaklarımızla tam bir eş güdüm içinde kalarak taahhütlerimizi yerine getirme konusunda özel hassasiyet gösteriyoruz.  Salgından güç kaybetmeden, hatta tam tersi, en azından kriz yönetimi konusundaki kaslarımızı kuvvetlendirmek suretiyle güç kazanarak çıkmak için elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz.

İçinden geçtiğimiz zorlu ve benzersiz dönemde uzaktan gerçekleştirdiğimiz bu röportajın daha kapsamlısını, salgın sonrasında, sosyal mesafemizi koruyarak da olsa karşı karşıya yapabilmek umuduyla, çalışmalarınızda kolaylıklar ve en önemlisi sağlıklı günler diliyorum.

fnss

Buy now
Bu site deneyimlerinizi kişiselleştirmek amacıyla KVKK ve GDPR uyarınca çerez (Cookie) kullanmaktadır. Bu konu hakkında detaylı bilgi edinmek için tıklayınız.